|
Yaklaşmakta olan ABD başkanlık seçimlerini farklı açılardan incelemek mümkün. Geçen yazımda hangi adayın seçimleri kazanabileceği konusunu ele almıştım. ABD başkanlık seçimlerini, devam etmekte olan global ekonomik kriz ve seçim sürecinin bu krizi nasıl etkilediği açısından da inceleyebiliriz.
15 Kasım'da, dünyanın en büyük 20 ekonomisinin devlet veya hükümet başkanları Washington'da biraraya gelecek. G-20 grubunda Türkiye de var. Washington'da yapılacak bu zirve toplantısında global ekonomik kriz ele alınacak. Kriz konusunda şimdiye dek çeşitli üst düzey toplantılar yapıldı. Ancak en geniş katılımlı toplantı, Washington zirvesi olacak. Bu zirvede ABD'yi Başkan Bush temsil edecek. Halbuki, 4 Kasım'da Amerikan halkı yeni bir başkan seçmiş olacak. Yeni seçilecek ABD başkanı, 20 Ocak'ta yemin ederek göreve başlayacak. Bu durum, global ekonomik krize karşı alınacak önlemler konusunda ABD'nin liderlik rolünü zayıflatıyor. Başkan Bush, zaten bir süreden beri "topal ördek" konumunda. 4 Kasım'da yeni başkan belli olacak. Buna rağmen 20 Ocak'a kadar ipler Bush'un elinde olacak. Normal zamanlarda bu sorun değil. Halbuki şimdi, ekonomik krizle mücadelede geçen her gün önemli. Bu durum yeni ABD başkanının göreve başlamasına kadar, ABD'nin kriz yönetiminde zayıflıklara yol açacak.
Başkan Bush'un "topal ördek" konumunda olması, ABD'nin global ekonomik kriz konusunda şimdiye dek yaptığı çalışmalarda kendini hissettirdi. Başkan Bush'un zayıflığı, bankaları kurtarma pazarlıklarına iki başkan adayı Barack Obama ve John McCain'in katılımı ile açıklık kazanmıştı. Başta Avrupa Birliği (AB) olmak üzere, dünyanın diğer büyük ekonomileri de, Başkan Bush'a artık önem vermiyor. Herkesin gözü yeni başkanda. İşte bu durum, uluslararası düzeyde ekonomik krize karşı alınacak önlemlerde ABD liderliğini olumsuz yönde etkiliyor. Washington zirvesi, uluslararası koordineli girişimler için çok iyi bir fırsat. Ancak, bu fırsattan yararlanmada, dünyanın en büyük ekonomisi ABD'nin güçlü lideri yok.
Şimdi oluşan durum ister istemez 1929'da başlayan büyük ekonomik kriz sonrasında yaşananları akla getiriyor. Büyük krizin etkisini artırdığı 1932'de ABD'de başkanlık seçimleri yapılmıştı. Seçimleri Franklin Roosevelt kazanmış, ancak Roosevelt 1933 yılının Mart ayında göreve başlamıştı. Aradan geçen sürede etkili liderlik olmaması, olumsuz sonuçlar doğurmuştu. Seçimlerin yapıldığı kasım ayından, Roosevelt'in göreve başladığı mart ayına kadar ekonomik durum daha da kötüleşmişti.
Şimdiki durum elbette 1932-33 dönemindeki kadar kötü değil. Yine de, 4 Kasım'dan 20 Ocak'a kadar lider boşluğu oluşacak. Uluslararası gözlemciler, bu süre içinde kriz yönetimi konusunda Federal Reserve Başkanı Ben Bernanke'nin önemli rol oynamasını bekliyorlar.
ABD'de yaşanacak geçiş döneminin nasıl olacağı, seçimleri kimin kazanacağına bağlı. Seçimleri Cumhuriyetçi Parti adayı John McCain kazanırsa, geçiş dönemi daha sorunsuz olacak. Demokrat Parti adayı Barack Obama kazanırsa, Bush yönetimi yeni ekibe elinden geldiğince zorluklar çıkaracak. Kısacası, mücadele seçimlerle bitmiyor. 20 Ocak'a kadar devam ediyor. ABD siyasi sisteminde, yeni başkan, siyasi mevkilere kendi adamlarını atar. Yönetimde köklü değişiklikler yapar. Bu durum da, kriz yönetimi açısından zaman kaybına yol açabilir.
İki adayın ekonomik konulara bakışı oldukça farklı. John McCain, serbest piyasacı, vergilerin azaltılması taraftarı. Bush yönetimi ekonomi politikalarından fazla farkı yok. Barack Obama, mali piyasaların daha iyi denetlenmesinden yana. Kamu altyapı yatırımlarını artırarak, ekonomiyi canlandırma, petrol firmalarının kârlarından daha fazla vergi alma yanlısı. Yaşanmakta olan ekonomik kriz koşullarında Obama'nın önerileri daha gerçekçi ve sonuç alıcı. Obama'nın başkan seçilmesi, dünyada olumlu karşılanacağı için krize karşı uluslararası işbirliği olanakları artacak.
Ekonomik krizle mücadelede, her ülke kendi önlemlerini alırken, uluslararası önlemler açısından yeni ABD başkanının göreve başlamasını bekleyeceğiz. Umarız o zamana kadar çok kötü gelişmeler olmaz.
|