|
Dünyanın en gelişmiş ülkeleri, ekonomik açıdan çok zor bir döneme giriyor. Avrupa Birliği (AB) Euro bölgesinin resesyona girdiğini açıkladı. Resesyon, iktisatçılar tarafından, ekonominin arka arkaya iki çeyrek dönemde (altı ay) negatif büyüme kaydetmesi olarak tanımlanıyor. İlk kötü haber, Avrupa'nın en büyük ekonomisi Almanya'dan geldi. Alman Federal İstatistik Bürosu, perşembe günü ülkenin resesyona girdiğini açıkladı. Almanya Gayri Safi Yurtiçi Hasılası, yılın ikinci çeyreğinde yüzde 0.4, üçüncü çeyrekte ise yüzde 0.5 oranında küçüldü. Dördüncü çeyrekte durumun değişmesi beklenmiyor. Almanya hükümetine danışmanlık yapan ve "akil adamlar" diye bilinen beş kişilik Bağımsız Ekonomik Danışmanlar Kurulu, 2009 yılında Alman ekonomisinin büyüme oranının yüzde 0.0 olacağını açıkladı. Cuma günü, AB tüm Euro bölgesi için resesyon açıklaması yaptı. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), sanayileşmiş ülkelerin tümünün resesyona girdiğini açıkladı. ABD, Japonya ve Euro bölgesi verilerini değerlendiren OECD, yaptığı açıklamada, OECD bölgesi ekonomisinin resesyona girdiğini belirtti. Örgüt, 2009 yılında otuz üye ülkenin Gayri Safi Yurtiçi Hasılası'nda yüzde 0.3 oranında düşüş olacağını ortaya koydu. OECD verilerine göre bu düşüş ABD'de yüzde 0.9, Japonya'da 0.1, Euro bölgesinde 0.5 oranında olacak. Dünyanın en büyük ekonomilerinde durum buysa, diğer ülkeler için tahminde bulunmak zor değil.
Ekonomik krizin en önemli yönlerinden biri işsizliktir. En büyük yatırım bankalarından Goldman Sachs, ABD'de halen yüzde 6.5 olan işsizlik oranının gelecek yılın sonuna kadar yüzde 8.5'e yükseleceğini tahmin ediyor. Almanya'da gelecek yıl işsiz sayısının 3.3 milyona yükseleceği öngörülüyor. AB verilerine göre İspanya'da işsizlik oranı yüzde 11.9'a, İrlanda'da 6.7'e yükseldi. İngiltere, işsizliğin hızla arttığı ülkeler arasında. İngiltere'de toplam işsiz sayısının 1.82 milyon olduğu, bu rakamın 2 milyona ulaşmasının beklendiği açıklandı. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), global finans krizinin dünyada 20 milyon insanın işini kaybetmesine yol açacağını açıkladı. ILO'nun, IMF ve Dünya Bankası verilerine dayanarak yaptığı tahmine göre, 2007 yılında dünyada 190 milyon kişi işsizdi. 2009'da bu rakam 210 milyon olacak. ILO, günde bir dolardan az geliri olan insanların sayısının 40 milyon, iki dolardan az olanların sayısının 100 milyon artacağını da tahmin ediyor. Ekonomik krizden esas etkilenecek olanlar işsiz kalanlar, düşük gelirliler ve fakir ülkeler olacak.
Dünya ekonomisinin durumu bu kadar kötüyken, çıkış yolu hükümetlerin kamu harcamalarını artırmasında görülüyor. 2008 Nobel iktisat ödülünü kazanan Paul Krugman, The New York Times gazetesinde yayınlanan makalesinde, ekonomi ile ilgili haberlerin giderek kötüleştiğine dikkat çekerek, ABD ekonomisi için Obama yönetiminin 600 milyar dolarlık yeni bir teşvik paketi hazırlaması gerektiğini savundu. Krugman, zamanın ihtiyatlı olma zamanı değil, cesur kararlar alma zamanı olduğunu da belirtti. Almanya'da "beş akil adam" tarafından yapılan öneriler de aynı yönde. Akil adamlar, Alman hükümetin süratle bir ekonomik teşvik paketi hazırlamasını istediler. Halen hükümetin düşündüğü rakamları yetersiz bulan akil adamlar, çok daha büyük bir paket talep ettiler. Diğer ülkelerde de benzeri çalışmalar yapılıyor.
Dünya ekonomisinin çok zor bir döneme girdiği tartışma götürmüyor. Bu krizden tüm ülkeler etkilenecek. Devlet harcamalarını artırarak ekonomiyi teşvik etme olanakları kısıtlı ülkelerle, borçlanarak krize karşı önlem alacak ülkeler çok daha zor durumda olacak. Her ülke, kendi somut koşullarını ve ekonomik olanaklarını göz önünde bulundurarak krize karşı önlemler almak durumunda. Kriz, sadece devletleri değil, aileleri ve bireyleri de etkileyeceğine göre, hükümetlerin aldığı önlemlere paralel olarak, kişilerin de ekonomik durumunu gözden geçirmesi, önlemler alması gerekir. Hem ülke, hem de bireyler düzeyinde ekonomik konuları çok iyi düşünmemiz ve dikkatli olmamız gereken bir dönemden geçiyoruz. Elbette, bu konuda en büyük sorumluluk hükümetlere aittir.
|