|
Can Dündar'ın "Mustafa" filmini izledim ve beğendim. Kanımca herkesin, özellikle gençlerin bu filmi izlemesinde yarar var. Filmin Türkiye'yi ikiye böldüğü söyleniyor. Halbuki Türkiye bu film vizyona girmeden çok önce ikiye bölünmüştü. Büyük olasılıkla film unutulduktan sonra da bölünmüş olmaya devam edecek. Filmle ilgili tartışmaların şekli, bu bölünmüşlüğün, siyasi gerginliğin yansımalarıdır. Ülke bu durumda olmasaydı, filmle ilgili tartışmalar daha soğukkanlı, daha düzeyli olabilirdi. Ama, sonuçta Türkiye tartışıyor. Dünya bu tartışmayı biraz tuhaf bulsa da ilgiyle izliyor. Daha önce de belirttiğim gibi tartışmak tartışmamaktan çok daha iyi.
Hiç bir şey mükemmel olamayacağına göre "Mustafa" filminin de eleştirilecek, daha iyi yapılabilecek yönleri elbette vardır. Ayrıca, herkesin filmi beğenme mecburiyeti yok. Beğenmeyenler, neden beğenmediklerini ortaya koyarlar. Karar izleyicilerindir. Yüzbinlerce insan filmi izliyor. Görüşlerin farklı olması çok doğal. Rahatsız edici olan filmin gösterimden kaldırılması, yani yasaklanması çağrılarıdır. Film aleyhinde dava açanlar var. Bir köşe yazarı "Bize düşen bu filmi seyretmeyin, seyrettirmeyin kampanyasını yaymak" diye yazmış. (Anlaşılan bu kampanya pek etkili olmuyor.) Yasakçı zihniyet tehlikelidir. Yasaklarla hiç bir yere varılamaz. İnsanların düşünme ve yargı yeteneğine güvenmeyen ve onların ne izleyeceğine, ne okuyacağına üst makamların karar vermesi gerektiğine inanan anlayış, totaliter anlayıştır. Sovyet sisteminde durum böyleydi, bu nedenle çöküp gitti. Beğenmedikleri bir filmin yasaklanmasını talep edenler, Ayetullah Humeyni'nin, yazdığı roman nedeniyle Salman Rushdie hakkında "katli vaciptir" diye fetva vermesi mentalitesinden çok uzak değiller.
Filmi belgelerle, kaynaklarla eleştirenler var. Örneğin, Padişah Vahdettin'in Mustafa Kemal'le yaptığı görüşme ve orada konuşulanlarla ilgili sahne, Mustafa Kemal'in Anadolu'ya geçtikten sonra askerlik görevinden istifa etmesi ertesinde Kazım Karabekir ile karşılaşması sahnesi. Bu konularla ilgili tartışmalar yeni değil. Bilgi ve belge temelinde bu tür konularda farklı görüş belirtmek, eleştirmek olumlu ve gerekli. Film, böylesi düzeyli tartışmalara yol açıyorsa, sonuç herkes için yararlı olur. Can Dündar'a katılmadığı için birileri kitap karıştırıyor, belgelere bakıyor ve görüş ortaya koyuyorsa, bu filmin yararlı olduğunu gösterir. Böylesi görüşler tarih bilgimizi zenginleştirir.
Ne yazık ki, düzeyli değerlendirmelerin yanısıra epey düzeysiz eleştiri de var. Bir de çelişkili tavır sergileyenler oldu. TBMM Başkanı Köksal Toptan'ın basında gözüme ilişen iki farklı açıklaması var. Birinde "Hem cesur, hem çok güzel buldum. Bu belgeselin tüm gençlerimiz ve çocuklarımız tarafından seyredilmesi gerektiğini düşünüyorum" diyor. Hürriyet gazetesi köşe yazarı Fatih Çekirge'ye, filmin galasının Dolmabahçe'de yapılmasına izin vermekten pişman olduğunu, ağzının yandığını, kararı filmi izlemeden önce verdiğini söylüyor. Fatih Çekirge, "Mustafa" filminin bunca tartışmaya yol açmasını, filmin galasının Dolmabahçe Sarayı'nda yapılmasına bağlıyor (bence, gala orada yapılmasaydı aynı tartışmalar yine yaşanacaktı) ve Sayın Toptan'a "Şimdi olsa sarayı yine açar mıydınız?" diye soruyor. Cevap "Hayır". Neden? "Tartışmaları görüyorsunuz. Sonra bazı sahneler var...Çok içki, sigara gibi..."
Zaten, film hakkında en çok konuşulan içki ve sigara konusu oldu. tatürk'ün içki ve sigara içtiğini eskiden beri biliyorduk. Bu bilgi insanların Atatürk hakkındaki düşüncesini, sevgisini değiştirmiyor. Filmde bundan söz edilmesinin ne sakıncası olduğunu hâlâ anlamış değilim.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen "Atatürk'e 'Mustafa' olarak hitap edebilecek tek insan onun annesidir" diye bir açıklama yaptı. Herhalde Sayın Öymen filmi izlemedi. Filmde Zübeyde Hanım'ın vefatından sonra "Artık onu 'Mustafa' diye çağıracak biri kalmamıştı" deniyor. Kafayı filmin ismine takanları da anladığımı söyleyemem.
Atatürk konusunda daha iyi bir film yapılamaz mı? Elbette yapılabilir. Yapılmalıdır. "Yapabilirim" diyenler buyursun yapsın. Şu anda önümüzde epey emek harcanarak ortaya konmuş iyi bir film var. Halk izlesin, kararını versin. Türkiye'nin içinde bulunduğu siyasi ortam nedeniyle bu filmin övgülerin yanısıra sert eleştiriler alması kaçınılmazdı.
Can Dündar'ın akıllı Atatürkçü olduğu, dogmatik Atatürkçüler tarafından eleştirildiği yollu bir değerlendirme okudum. Oldukça doğru bir yaklaşım. Her düşünceye (Atatürkçü, solcu, sağcı, milliyetçi, İslamcı v.s.) en çok zarar verenler, o düşüncenin dogmatik, dar kafalı, dünyaya at gözlüğü ile bakan taraftarlarıdır. Tanrı, her hareketi ve düşünce akımını böylesi taraftarlardan korusun.
|