|
Turizm mevsiminin gelmesi ile birlikte sorunlar da beraberinde geldi.
Ülkemize turist gelecek diye sevinelim mi üzülelim mi bilemiyoruz.
Çünkü henüz binlerce gencin yanında turistlerin eğlendiği disko ve barların "ses kirliliği" sorunu çözülemedi.
Kısa bir süre önce yine bu sütunlarda " Burası İran mı?" isimli köşe yazımda Girne'de açılan yazlık mekanlara gençlerimizin yanında ülkemize gelen yabancı turistlerin de eğlendiği dakikalarda mekânların polis baskınına uğradığını yazdık.
Ertesi gün yüzlerce e- mail, faks aldım.
% 80 "ses kirliği" olmadığı görüşünü savunurken, % 20 de karşı görüşe sahipti.
Elbette ki her kesim aynı görüşte olmayabilir.
Ancak kanaatimce hükümetlerde iktidara gelen partiler ülkeyi halkın çoğunluğunun taleplerine göre yönetebilir.
Bir taraftan gençler "Ne zaman bitecek bu azap" diye sorarken, diğer taraftan işletme sahipleri paralarını yatırıp iş mekanı açtıkları için "Bin Pişman" bir durumda. Herkes ne olacak diye bir birine soruyor.
Bilen yok.
Zaman akıp geçerken çok basit çözülecek olayı bile askıda tutuyoruz.
Barların 01.00'deki izinleri 02.00 ye kadar uzatılırsa bu sorunların tamamen çözüme ulaşacağına inanıyorum. Diskoların zaten bu hususta sorunları yok.
Barlara geçmiş yıllarda verilen 01.00'e kadar izinler her ne kadar daha sonra uzatıldıysa da bu yıl yeniden kısaltılma yoluna gidilmiştir. Böyle bir durumda şüphesiz büyük yatırımlar yapan işletmeciler çok zor durumda kalarak yurt dışı bağlantılı organizasyonlarını iptal etmek zorunda kalacaklardır.
Hafta içi bar ve diskolar zaten kapalıdır.
Kaldı ki diskolarda yapılan akustik düzenlemelerle artık eskiden olduğu gibi çevreye ses taşmıyor.
Diğer taraftan gerek turistik otellere gerekse disko ve barlara evleri yakın olanların öyle aman aman da ses kirliğinden rahatsız olduğu söylenemez.
Turizm adası olan ülkemizde gençlerin hafta sonu eğlenmek için nereye gideceği hiç düşünüldü mü?
Ben söyleyeyim.
Anne ve babalardan bana gelen telefonlar çocuklarının Güney'deki Ayia Napa'ya gitmeye başladığı ve bu nedenle çok endişe duyduklarına yönelik feryatlarla inliyor.
Bu feryatlardan anlaşılan şu ki gençlerin kendi topraklarında eğlenmesine izin verilmediği için Güney'e gitmekten başka çareleri kalmıyor.
Her ne kadar bu eğlence mekanlarının izinleri İç işleri Bakanlığı'nın yanında Çevre Bakanlığı ve Turizm Bakanlığı'na bağlı olsa da "ana" sorun İç işleri Bakanlığı'ndan Özkan Murat'ın biraz daha cesur yaklaşımıyla ortadan kolaylıkla kalkabilir.
Girne Çevre Dairesi, Kaymakamlıkla ve işletmecilerle yapılan toplantıda son karar saat 01.00 olarak belirlendi.
Geçtiğimiz hafta sonu sorun devam etti.
Yaz sıcaklığı 40 derecenin üzerinde olan bir ülkede turistlerin gündüzleri deniz ve plajlarda eğlenmekle yetinip geceleri otel odalarına tıkılmalarını elbette bekleyemeyiz. Görülen o ki bu gidişle turistik bir ülke olmasıyla dikkat çeken güzelim memleketimiz; çözümü kolay kısıtlamalarla bu özelliğinden mahrum kalacaktır.
Diğer taraftan konuyu yaşadığımız hafta sonuna getirirsek; polisler eğlence mekanlarını geçtiğimiz cumartesi akşamı yine kuşattı.
Mekanlarda eğlenen gençler yine "paramparça" oldu.
Gençler soruyor "eğlenmek için Güney'e mi gidelim?"
İç işleri Bakanı Özkan Murat "sessizliğini koruyup" yanıt vermiyor. Şunun şurasında yazın bitmesine ne kaldı ki? Çok değil üç ay sonra zaten yaz bitecek.
Özkan Murat da basın açıklaması yapmak için böyle düşünüp üç ay sonrayı mı bekliyor acaba?(!).
Turist kaçıp güneye mi gidecekmiş? Kimin umurunda; Eğlence sahipleri iflasın eşiğine mi gelecek? Kimin umurunda; önemli olan turisti yok etmek değil mi? (!)
NOT: Bilmem bakanlık olarak farkında mısınız ama saat 01.00'de kapatılacak olan mekanların işletmecileri ile personeli ayakta kalmak için çırpınır dururken siz onu bitirmek için adeta ne gerekirse yapıyorsunuz.
Bir taraftan da işletmeciler mekanına yurt dışından sanatçı getirmeye kalktığı zaman "vergi" deyip sanatçıya ödenenin yarısını devletin cebine indiriyorsunuz.
Elbette ki hepimiz vergilerimizi verip devletimizi ayakta tutmaya çalışacağız. Ama bu kadar da fazla olmuyor mu?
Bir işletmecinin kendi mekanına getirdiği sanatçının üzerinden devlete ne kadar vergi verildiğine bir bakın.
İşte ödenen paralar:
Sanatçı stopajı % 10
KDV % 15
Belediye bilet satış fiyatından % 20 + 5 KDV
Benim bundan anladığım "Bu kadar vergiden sonra hadi sanatçı getirin de görelim." demek isteniliyor(!)
|