|
Genellikle lig öncesinde moralleri yüksek tutacak, seyirciyi statlara çekecek, takımlara hava verecek, pembe renkli yazılar yazılır. İnsanların buna ihtiyacı vardır. Hepimizin buna ihtiyacı vardır. 1955'de oluşturulan o dönemlerde yarı buçuk palazlanan ve 1984'den sonra dış dünya ile bağları tamamen kopartılan futbolun, futbolcunun, antrenörün, hakemin, spor yazarının, yöneticinin, seyircinin bu morale ihtiyacı vardır. Dünyanın hiçbir topluluğu ve halkı bizim yaşadıklarımızdan sonra futbol olgusunu ayakta tutma becerisi gösteremez. Bizim gerçekleştirdiğimiz bir direniş destanıdır. Hiçbir beklenti yok, hiçbir motivasyon yok, hiçbir uluslararası ilişki yok ve siz ayakta durmayı başarıyorsunuz. Bu ayakta kalma ayakta alkışlanması gereken azmin zaferidir. Her şeye rağmen UEFA ve FİFA'nın kurallarını uygulamaya çalışmak. 40'a yakın sahayı çimlendirmek. Uluslararası ölçeklerde stat yapabilmek için önemli paralar harcamak. Futbolun belki de abartılarak her köye kadar yaygınlaştırılmasını sağlamak. Fiziki altyapı kadar insan alt yapısında da önemli mesafeler almak. Hakemleri, antrenörleri, spor yazarları dünyanın son gelişmelerini izleyerek, seminerler, kurslar ve dış temaslarla her an her duruma hazır hale gelmek. Malzemesinden oyun anlayışına kadar dünyadaki benzerleri ile ayni anlayışı sahalara yansıtan bir futbolcu olgusuna ulaşmak. Bunları her şeye rağmen ve her türlü olumsuzluğa karşın gerçekleştirmek ve sürdürmek hiç de kolay değil. 40 yıl bu şekilde ayakta kalabilmeyi başarmak kolay değil. Futboldaki ambargoya rağmen çağdaş ve dünyaya entegre olabilecek seviyeye ulaşmak ve bunları gerçekleştirirken kendi içindeki mücadeleyi sürdürmek öyle her babayiğit toplumun harcı değildir. Geçen her jenerasyonun dünyaya ile kucaklaşamadan yeni jenerasyonlara motivasyon verebilmek adına yardımcı olması ve bunu inatla sürdürmesi üzücü olsa bile inadımızın bir göstergesi değil mi? UEFA ve FİFA'nın Rum Futbol Federasyonu'nu (KOP) zorlaması ile başlayan KOP-KTFF görüşmeleri beklentilerimizin canlı tutulmasını getiriyor. Çok fazla umutlu olup hayal kırıklığı yaşamamak için hepimizde normal karşılanan bir tedirginlik var. Çünkü yıllarca bu hayal kırıklığı ve aldatılmışlığı çok yaşadık. Her hayal kırklığının bizi mücadelemizden bir adım geri götüreceğini bekleyenler her zaman yanıldılar. Biz hep sendeledik ama yıkılmadık. Hak ettiğimiz, yaşamak hakkı kadar doğal bir insanlık hakkı olan spor yapma hakkımızın bize bir armağan, bir lütuf olarak değil doğal bir hakkımız olarak verilmesinin umutlarını hep taze tuttuk. 40 yıldır böyle olan bu direncimizin uyduruk senaryolarla sarsılacağı sanılıyorsa çok yanılıyorlar. UEFA ve FİFA lig öncesinde yaşadığımız bu duygularımızı bir kez daha gözden geçirerek KOP denen şımarık çocuğuna bunları hatırlatsa görüşmeler çok daha rahat bir havada geçecek.
Duvar
Rusya'da muhalefetin devlet başkanı adayı dünya satranç şampiyonu Kasparov. Satranççılara duyurulur
Söz
İnsanın söylemezinden, suyun şarlamazından korkulur
3 yıllık antrenörlük hayatımda lig başlangıçlarını iyi yapamıyorum, ilk maçlar hep zor olur (S. Sakallı-KK Ant.) Lig öncesinde bu genç antrenörün hevesini kırmayım diyorum ancak olacak gibi değil. Elinde bu kadar yetenekli ve geniş bir kadrosu olan, yönetim tarafından maddi ve manevi desteklenen bir hoca ağlamaktan vazgeçerek şampiyonluğa inandığını ne zaman söyleyecek?
Sahada cesaretli, başı dik ve verdiği kararlardan emin hakemler olarak yeni sezona başlıyoruz (N. Burgul-MHK Bşk.) Ver coşkuyu Nazım kardeşim ver coşkuyu. Takımların iyi transferler, büyük beklentilerle başlayacakları ligde hakem hatalarına tahammülleri olmayacağını biliyoruz. Umalım ki hakemler başlarını dik tutacak düdükler çalar, biz de hakemleri değil futbolu konuşuruz
KOP ile görüşmelerine karartma uygulayan KTFF heyetinde Kulüpler Birliğinden de temsilci olsun (Ö. Tahsin-KB Bşk.) Bu öneri pişmiş aşa su katmaya benziyor. Aylarca süren hazırlıklar, belli konularda gelinen bazı noktalar, Zürih'ten sonra Saray Otel'de yapılan toplantı, heyette olanların bile dışarıda kalmasından sonra heyete girmeye çalışmak, kocakarının kapıya mandal asmasına benzer
MTG... Bir döneme damgasını vurduktan sonra uzun süre sessiz kalan ve iki sezon önce yeniden şampiyonluğu kucaklayan Mağusa Türk Gücü hem ilginç, hem de düşündürücü bir sponsorluk serüveni yaşıyor. Geçtiğimiz 5 sezonda takımın sponsoru olan eski başkan Metin Şahinoğlu'ndan sonra, bu yıl da sponsorluğu Hasan Tosunoğlu üstlendi. Ne var bunda diyeceksiniz. Metin Şahinoğlu MTG'ye başkan ve sponsor olmadan önce yıllarca Çetinkaya'da yöneticilik yapmıştı. Bu yılki sponsor Hasan Tosunoğlu ise bir dönem Küçük Kaymaklı'nın başkanlığını üstlenmişti. Demek ya Mağusa'da takımlarına sponsor olacak işadamı yok, ya da Lefkoşalı kulüp yöneticileri eninde sonunda MTG'li oluyorlar
Feldkamp...
Yaşları ve beyaz saçları benzediği için Gönyeli antrenörü Hüseyin Mevlut'u örnek veriyorum. Ligde Küçük Kaymaklı ile oynayacakları maç öncesinde takımın yıldızları Hüseyin Amcaoğlu ve Jacques'ı basit nedenlerden dolayı kadro dışı bıraksın. Yer yerinden oynar vallahi. Gönyeli'nin ağa yöneticileri Mevlut hocayı öyle bir sallarlar ki yerinde duramaz. Ama koskoca Galatasaray'da Beşiktaş derbisi öncesinde Hakan Şükür ve Lincoln gibi yıldızlar basit nedenlerden dolayı Karl Heinz Feldkamp tarafından kadro dışı bırakıldılar tıs yok. Hatta yönetimden destek var. Yönetimlerle teknik adamlar arasındaki ilişki bu örneğe uygun hale gelirse o zaman bazı taşlar yerine oturacak
Uluslararası... Uluslararası sözcüğü size neyi anlatıyor. Birden çok ülkenin olduğu ve onlar arasındaki etkileşimin ortaya çıkardığı yapıyı anlıyorum ben. Uluslararası Hakem Semineri deyince de birden çok ülkeden gelen hakem eğitmeninin, konuğun katıldığı bir organizasyonu anlarım. Bu yıl ülkemizde 20.'si yapılan hakem seminerinin önüne ısrarla konan Uluslararası sözcüğünün esprisini ya ben anlamıyorum, ya düzenleyenler anlatamıyor. Türkiye'den gelen eğitmenlerden başka kimse yok, şimdiye kadar yapılanlarda da olmadı, ama ısrarla Uluslararası diye tutturmuş gidiyoruz. Önümüzdeki sezon öncesinde 21.'si yapılacak seminere birkaç yabancı da getirtiniz ki seminer adına uygun olsun
NAKLEN YAYIN Uzun süren bir aradan sonra lig hafta sonu yeniden başlıyor. Takımların iddialı transferlerle ligin zorlu geçeceğine olan mesajları hepimize heyecan ve kalite açısından umut veriyor. Ülkenin en önemli sosyal aktivitelerinden olan futbolun tribünlerdeki seyirci sayısı ile kıyaslanmayan ilgiyi görmesi her zaman futbolu ülkenin ilk sırasına taşıyor. Spor ambargosu nedeniyle uluslararası dışlanmışlığı yaşayan futbolun özellikle dış ülkelerde yaşayan Kıbrıslı Türkler hatta uyduda bizim kanallarımızı izleyen yabancılar için maçlarımızın televizyondan naklen yayını en etkili iletişim yoludur. Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da lig, naklen yayın sancısı ile başlıyor. Federasyonun 50 bin Euro olarak açıkladığı ihaleye kimse katılmadı. Kulüpler sağladığı yayın hakkı yanında önemli bir toplumsal görevi yerine getiren maçların televizyondan naklen yayını şimdilik gerçekleştirilemiyor. Geçen yıl Maliye Bakanlığının BRT'ye 35 bin Euro aktararak gerçekleştirdiği naklen yayın konusunda Futbol Federasyonu ihaleye kimse katılmayınca yine ayni yolu denedi. Okutan spordan sorumlu Başbakan Müsteşarı Öntaç Düzgün'den benzer bir talepte bulundu. Ancak sezon öncesi futbola 2.5 trilyon veren ve diğer federasyonların tepkisini çeken Düzgün naklen yayın parasının bu kaynaktan sağlanmasını söyleyerek öneriyi ret etti. Bu belirsizlik kısa sürede çözülmelidir
|