|
Sportif yarışmalarda kazanmak bir sporcunun temel hedefidir. Ancak bu ortama, çevreye ve sisteme göre sapmalara uğrayabilir. Kazanmak hem maddi hem manevi kazanç getirirken maalesef kaybetmek de kazanç getiriyorsa, burada sistemi ellemek, önlemler almak kaçınılmazdır.
Ülkemiz koşulları dikkate alındığında şike ve teşvik özellikle futbol liglerinin son haftalarına yaklaştıkça gündeme oturuyor. Ligde üst ve alt sıralarda hedefi olmayan takımlarla ilgili kuşatma başlıyor. Hatta matematiksel olarak iddiası devam eden takımların futbolcularına da teklifler yapılıyor.
Bir duman var ancak ateşi kimin, nasıl yaktığını ortaya çıkarma konusunda pasif davranış biçimi bu işe girişenleri daha da cesaretlendiriyor. Bazen direk kulüp yöneticilerine bazen takım içinde belirli kilit futbolculara yapılan para teklifleri daha önce de vardı bu sezon da devam ediyor. Bu şike veya teşvik işi sadece para ile değil, arkadaşlık, geçmiş yıllarda olan diyet borcunun ödenmesi veya öç alma, siyasi ve kulüplere katkı yapanların istekleri gibi nedenlerle de yapılıyor, hem de çatır çatır.
Duyumlarla bir şey yapamayız, bulgu yok gibi, devekuşu misali davranmak, bize biçilen figüran rolünden ben son derece rahatsızım. Onlarca maçta hafta içinde ne pazarlıklar yapıldığını, nelerin konuşulduğunu, sahada nelerin yaşandığını veya yaptırıldığını izlemekten bıktık, usandık, yorulduk.
Öyle bir ortam oluştu ki acil puan ihtiyacı olmayan takım kötü oynuyorsa şike iyi konsantre oluyorsa teşvik primi almakla suçlanıyor, etik dışı söylemler kamuoyuna yansıyor. Ortada bir ürün var ve futbol ticaretinde bu mide bulandırıcı gelişmeler bu sektöre yatırım yapacak olanları ürkütüyor, yani ürünün reklamı kötü.
Şike Araştırma Kurulu'nun geçmişte de bu sezon da elini taşın altına koymadığı gün gibi ortada. İtalya'da şike cezalarının ve Trabzonspor futbolcusu Gökdeniz'in İddaa olayında da soruşturmaların polis teşkilatı ile profesyonel işbirliği yapılarak yürütüldüğünü biliyoruz. Kurulda üç kişi oturacak, iki hakemin ifadelerini alacak, telefon, diğer şahitler, çapraz soruşturma gibi yöntemlere başvurmadan dosya kapatılacak.
Bu emsal, ihbarda bulunacak şike teklifi alan insanları da korkutan, ortada kalmamak için karşı olsa da susmasını getiren bir gelişmedir. Bu olayları asgariye indirmek için hedefleri çoğaltmak gerekir. Bu bir kültür meselesi ancak alınacak kısa vadeli tedbirler vardır. Şampiyonluk tacı dışında motivasyon olmadığı, UEFA'da temsiliyetten yoksun olduğumuz için yaşanan boşluğun getirdiği sıkıntı karşısında çaresiz değiliz.
Play-off ve play-out örneği
Bu açıdan play-off sistemi takımların iddiasını canlı tutacak bir sistemdir. Avrupa'da dahi hem rekabeti arttırmak hem son haftaya kadar yarışı izlettirmek için play-off ve play-outl'ar oynanıyor. Örneği Hollanda Ligi'nde şampiyon olan takım Şampiyonlar Ligi'ne direkt katılırken, ikinci ile onüçüncü sıra arasındaki takımlar play-off maçları ile Şampiyonlar Ligi, UEFA ve Intertoto kupalarına gitme hakkı kazanıyor. Birinci lig ile İkinci liglerde bu tip uygulamalar giderek yayılıyor.
Statüler konusunda yapılan komite toplantısında Kıbrıs Türk Spor Yazarları Derneği'ni temsil ederken bazı önerilerim oldu. Sonuçta 2010 yılından itibaren iki ligde 14'er takımın kalması Futbol Federasyonu yönetiminin önüne getirildi. Bundan sonraki iç düzenlemeleri federasyon yapmalıdır. Örneğin Birinci Lig'de son 2 takım küme düşerken, 9. ile 12. sıra arasındaki 4 takım play-out ile üçüncü düşecek takım olmamak için mücadele verebilir. Bu çember genişleyince iddialı takımların sayısı artacaktır.
İkinci Lig'de ilk 2 sıradaki takımlar direkt Birinci Lig'e terfi ederken, 3. ile 6. sıra arasındaki 4 takım Birinci Lig'e terfi etmek için play-off maçları oynayabilir. Bu uygulamayı son yıllarda İngiltere'nin alt liglerinde ve Türkiye İkinci Ligi A Kategorisi'nde görüyoruz.
Bu pratik önlemlerin yanında kurulma çalışmaları süren havuz ile başarıya göre verilecek meblağlar yaşadığımız çirkinliklere bir önlem olacaktır.
|