|
Kuzey Kıbrıs Turkcell'in sponsorluğunda, Türkiye Spor Yazarları Derneği ile Kıbrıs Türk Spor Yazarları Derneği'nin işbirliğinde organize edilen EURO 2008 ve Türkiye konulu futbol gündemi geçtiğimiz hafta 6 üniversitemizde yapıldı.
Türkiye'nin önde gelen 12 spor adamının katılımı ile gerçekleşen oturumlarda iletişim kopukluğu ve sınav döneminin etkisi ile beklenenin altında izleyici hazır bulundu.
7 Haziran'dan itibaren İsviçre ve Avusturya'nın ortaklaşa düzenleyeceği ve 29 Haziran'a kadar 16 ülkenin bizi televizyonlara kilitleyeceği Avrupa Futbol Şampiyonası'nda Türkiye'nin durumu tartışıldı. Ev sahibi İsviçre ile Portekiz ve Çek Cumhuriyeti'nin bulunduğu grupta ilk iki sırada yer alarak çeyrek final vizesi arayacak olan Türkiye sancılı bir eleme grubu dönemi sonrası katılım hakkı kazandı.
Futbol kültürünün oluşmaması Türkiye'nin en büyük sorunudur. Milli takımlar o ülkede oynanan futbolun bir aynasıdır. Tüm yönleriyle bakıldığında 3 büyüklere endekslenmiş, yönetici yanlışları ile taraftarın bakış açısı ve beklentileri, alt yapıdaki sorunlar, futbolcu istikrarı ve sistemli çalışma konusunda istikrarı yakalayamayan, arızaları giderme yolunda yöntem yanlışları yaşanan bir ortam var. Bu yüzden de milli takımın oyun sistemi, rakiplere karşı yapabilecekleri, stratejileri yerine, kimlerin kadroya alındığı, kimlerin çağırılmadığı, Mehmet Aurelio'nun bu takımdaki konumu konusunda sığ tartışmalar yaşanıyor.
Eğitimin duayenlerinden Turgay Renklikurt'un çarpıcı bir tespiti vardı. Son 5 yılda hangi Türk futbolcusunun eksiklerini giderme yolunda bir çalışma yaparak aşama kaydettiğini sordu, cevap olumsuzdu. Örnek vererek, Bayern Munich'te teknik direktör Trappatoni'nin istikrar abidesi futbolcusu Matteus'un sol ayağını kullanamadığını tespit ederek özel bir programla kısa sürede olumlu aşamayı herkesin izlediğini aktardı. Renklikurt, karakter ve zihinsel eğitimin eksikliğinden örnekler verdi.
Artık futbolda bilimsel ve en ince ayrıntıları göz ününe alan çalışmalar yapılıyor, belli bir plan ışığında, yaş gruplarından en üst yapıya kadar.
Türkiye gibi büyük bir pazar arabesk ortamda debelenirken ülkemizde de kendimize has garip gelişmeler yaşanıyor. En üstte spor teşkilatındaki boşluk, kişisel koltuk kavgaları, devletin hantal yapısı aşağıdaki birimlere yansıyor. Federasyonların çalışma sistemleri, kulüplerin yapılanmasındaki bireylere bağlılık, kurumsallaşmadan günü birlik politikalar güdülmesi, izolasyonlar arkasına saklanarak evimizin önünü süpürme zahmeti gösterememe gibi bir dolu anomali sıralamak mümkün.
Kulüplerin şirketleşmesine yönelik yasa tasarısı da üst kurula ait yapılanma konusundaki tasarı da mecliste ama zaman akıp gidiyor, bu boşluk sporda yol haritası çizilmesine, disiplin altına alınmasına engel teşkil eden olmazsa olmazlar.
Türkiye ligi şampiyonunun belirlenmesiyle ortalık kalkıp oturuyor da, ülkemiz takımlarında bu şölen niye olmuyor sorusunun gerçek cevabı nedenleri ve gerekçeleriyle açıklanırsa yani teşhis konup tedavi başlarsa bir nebze ülke sporu sektör olma yoluna gidebilir, ancak bu yöntemle asla. Takımlarımız yüz seyirci ile tur atmaya devam ederken Türkiye ligi sona erdiğinde ülkede on binler bayrak sallamaya ve çıldırmaya devam edecek.
|