Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Üvey baba zulmü
Cinayet zanlısı intihara teşebbüs etti
Soyer: Umutluyuz / Ertuğruloğlu: Çözüm olmaz
Gönyeli'nin feryadı
Pars ve Miroğlu anılıyor
Hande Yener plakçısı Erol Köse ile yollarını ayırdı
Rum öğretmenler genelgeden memnun
Romeo ve Anna Kiss çifteleyecek
Yanlış Maraş raporu gönderildi iddiası
Bolt şans tanımadı
"Mete Adanır Stadı, Girne takımlarını kurtaracak"
Tenis'te yarı finalistler belli oldu
" Sivas 93" sahnelendi
Yenikent basketbol ile coştu
Play-offlarda haftanın programı
Maçlar farklı geçiyor

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Sözleşme rezaleti

Zeki KAYALP

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   1 Eylül 2007, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Uzun süren uğraşlar, toplantılar ve fedakarlıklar futbolumuzda yeni bir dönemi başlattı. Temel amaç, futbolcu haklarıyla birlikte, futbolumuzun mali yapısını kayıt altına almaktı.

Söylem ve eleştirilerin tavan, eylemlerin ise taban yaptığı ülkemizde görünen odur ki ne kayıt altı, ne futbolcu hakları ne de düzenleme bizlerin literatürüne göre değildir.

26 Ağustos kulüplerin futbol federasyonuna sunacağı sözleşmelerle ilgili son tarihti. Telefon trafiği, kulüplerin bilgi alışverişi, sözleşmelerin sağda-solda dolaşması derken, komik ve trajedi sözleşmelerle karşı karşıya kalındı. 100 YTL ayda yapılan sözleşmeler mi istersiniz. 150 YTL ayda sözleşme mi istersiniz, peşin ödenen rakamların sözleşmelere dahil edilmemesi gibi sahtekarlıklarla dolu sözde antlaşma modelleri. O zaman şu soru akla geliyor. Neden bu transfer yönetmeliği için yaklaşık iki yıl uğraş verildi? Neden bu transfer yönetmeliği genel kurulda geçti? Eğer sahtekarlık yapılacaksaydı, bırakın da eski düzen devam etseydi. En azından genç yaştaki futbolculara kötü örnek olunmazdı. Bugüne kadar kulüp başkan ve yöneticilerin söylemleri "Bizlerin temel amacı gençliğimize spor yaptırmaktır. Gençliğimizi kötü alışkanlıktan kurtararak sağlıklı nesiller yetiştirmektir". Bundan sonra bence şunu da eklemeliler. "Tüm bunlara karşılık da sahtekarlığı alıştırmaktır".

Tabi, futbolcular da bu konuda hatalı. Peşinatı veya bir yıllık çekleri eline alanlar, tutarsız sözleşmeleri okumadan imzalıyor. Para ya... Kim takar sözleşmeye. Önemli olan kişisel çıkarların korunmasıdır. Zaten hep söyleniyordu. "Ülke genelinde profesyonellik, yalnızca futbolcunun cebine giren paraya kadardır" diye. Demek ki doğruymuş. Paranın gücüne boyun eğip karakter değiştirenler de varmış. Ne de olsa yaşam kavgası veriliyor.

Kendi haklarını korumayı bilmeyenlerle yola çıkanlar, geçici başarı sağlasa bile her zaman yolda kalmaya mahkumdur. Örneklerini çoooook gördük, bundan sonra daha sık göreceğiz galiba. Futbolcular Derneği bu konuda suskunluğunu bozacak mı onu da merak ediyorum doğrusu.

Denetim Mekanizması İşlemeli

Futbol Federasyonu denetim mekanizmasını futbolumuzun geleceği adına derhal oluşturmalı. Gerekirse, Kaymakamlıklar kulüplerin mali yapılarını denetlemeli. Hatta sahte beyan verenlere ağır yaptırımlar uygulanmalı. İşte, o zaman büyük uğraşlar verilerek geçen transfer yönetmeliğinin bir onurlu duruşu olur. Aksi halde, bırakın onurlu duruşu, Dikmen Çöplüğü, transfer yönetmeliğinden daha temiz olur.

Futbol Federasyonu'nun kulüplerin yapmış olduğu sözleşmelerle sergileyeceği performans çok önemli. Ya, futbolun geleceği adına "temiz eller" diyecek. Ya da "kirli ellerin" bu sektörde hakimiyeti sağlanacak.

İşte, bu kirli ellerin hakimiyetine son verebilmek için bazı kararların derhal alınması lazım.

Vergi kaçırmak için futbolcuların fiyatını az gösterenlere ağır cezalar vermeli.

 Futbolcuyla çift sözleşme yapan kulüpler ve bunu kabul eden oyunculara ağır yaptırımlar gelmeli, para ve puan silme cezasına çarptırmalı.

Federasyona verilen ve çok düşük ücretler içeren sözleşmeler yoluyla devletten vergi kaçıranın denetlemelerle kontrol altına alıp gereken yasal işlemleri en ivedi şekilde başlatılmalı.

İki ayrı sözleşmeye imza atan oyunculara da 3 ile 6 ay arası futboldan men gibi cezaları gündeme getirebilmeli.

Aksi halde, hem tarihinde olmadığı kadar sahtekarlığın içine girecek spor yönetimi, birilerinin dönemine denk düştü diye söylenecek, hem de dilimizde gururla ağız kalabalığı yaptığımız gençlerimize kötü örnek olacağız. Tüm bu gelişmeleri birleştirip tek bir pencereden bakınca yaşamın her noktasında karşımıza çıkarılan koşullar; sahtekarlık, bencillik ve kazanmak için her şeyin araç olabileceği vurgusudur.

Ranta malzeme olabilecek her olgu, kendi özgün piyasasını yaratıyor sonuçta. Esasında, futbolda da yaşadığımız bu. Politikada, kültürde, ekonomik yaşamda neyi yaşıyorsak spor alanında da onu yaşıyoruz.

Bu durumda vergisini düzgün veren kulüpler için sportif rekabet haksız tarafından işliyor. Birileri çok maaş verip devlete az vergi verecek, diğerleri de az maaşla çok vergi ödeyecek. Üstelik, bir de "enayilik" damgası ile tanımlanacak. Bunun neresi adalet, neresi transfer yönetmeliği, neresi dürüstlük, neresi eşit koşulda rekabet ortamı anlamak mümkün değil.

Bakıldığında, havuzdan gelecek paralar aslında devletin değil, halkın. Ha, "ben devletim, kamunun hizmetinde değil, üzerindeyim, istediğimi yaparım, istediğimi yıkarım", diyorsanız, kusura bakmayın, ben de buna demokrasi diyemem. Zaten demokrasiyi takan da yok ya...

...Ülke olarak futbola çare arıyoruz ama gerçeklerle yüzleşmeye gelince de sahtekarlığı bir marifet sayıyoruz. İşte, bu biziz...

   1019 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
30 Ağustos 2008, Cumartesi   SON NOKTA
15 Ağustos 2008, Cuma   Tuhaf işler...
02 Ağustos 2008, Cumartesi   Üçüncü dünya harbi...
29 Haziran 2008, Pazar   Keçiören Belediyesi, Forest Green ve bizimkiler...
14 Haziran 2008, Cumartesi   Federasyon seçimi hakkında...
01 Haziran 2008, Pazar   Sponsorluk kongresi ve bizimkiler...
29 Mayıs 2008, Perşembe   Üniversite oyunları ve kendi ligimiz...
24 Mayıs 2008, Cumartesi   Mağusa'da birleşim...
17 Mayıs 2008, Cumartesi   Bayan Futbolu hakkında...
12 Mayıs 2008, Pazartesi   Doğa boşluk tanımaz...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2122 1.2207
1 STERLİN 2.1588 2.1749
1 EURO 1.7582 1.7706



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

KIBRIS TV VE YENİ DÖNEM

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Narenciyenin kıymetini bilmedik, bilemedik...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(39)...

Akay Cemal

"Bir plastik sandalyeyi bile çok gördü...

Ahmet Tolgay

LAFORİZMALAR

Bilbay Eminoğlu

Hükümete bir anımsatma: Petrol fiyatları t...

Hüseyin EKMEKÇİ

Doktorun değeri...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Aysu Basri

DİN DERSLERİ

Dr. Umut Altunç

Ateşli Çocuğa Nasıl Yaklaşmalı?

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Türem Delikurt

Tüp Bebek Yöntemi: 30 yıllık bir geçmiş ve...

Dr. İsmail KEMAL

Müzakereler başlarken

Emin AKKOR

Zayıf halka bulunup, çekiliyor

Oğuz Metiner

Ramazan'a girerken

Psikolog Ayla Kahraman

OKUL

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Aflatoksinden korkmalı mıyız?

Mehmet RATİP

Robert Walser'i okumamanın ızdırabı

Dr. Orhan Aydeniz

Dünya Barış Günü

Harid Fedai

(Geçen haftanın devamı)





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital