|
Ülkemizde futbolun değerini artırıcı ciddi adımlar atıldığına inanmıyorum. Dünya futbol sektörü paralelliğinden uzak, yapılanma basamaklarını dört dört çıkıp, tekrar basamak inip, basamak düzelten bir toplum karakterindeyiz. Sanki de, dünyanın en çok izlenen ve en çok gelir getiren bu sektörün işleyiş tarzı için verdiğimiz mücadele "yalan rüzgârları" gibi.
***
Bakmayın yapılan yorumlara, eleştirilere, bağırıp çağıranlara. Esas olan bu sektörün pazarlanması konusunda gurup çalışmasının gerçekçi olarak yapılandırılmamasıdır. Kişilerin ön planda olup, yine bireylerin reklamının yapıldığı bu temeli çürük model, son on beş yılda şiddetli biçimde hortlamıştır. Bu gibi modellerin en büyük avantajı kişi reklamı ve elde edilecek bireysel kazançlardır. Zaten ülkemizdeki takımların, bir yıl önce şampiyon olup, bir yıl sonra küme düşme mücadelesi vermesinin en büyük sebebi de bu çıkar kavgası guruplarının sektörün yüzde doksanını işgal etmesinden kaynaklanmaktadır.
***
Yöneticiliğin zor olduğu, kurumsal yapının olmadığı, finansal gücün ikili ilişkilere bağlı olup sabit gelirin azaldığı bir modelin, ara transferde harcadığı rakamların boyutunu görünce, yöneticilerin maddi konularda haksız bir şekilde haykırdıkları ortaya çıkıyor.
Halbuki, ligin değerini artırıcı unsurları hiç bir dönemde ön plana getirip, gelir elde etme çabamız olmamıştır. Aksine, kişilerin reklamlarını yapma adına reklam şirketlerinin rolünü üstleniyoruz.
***
Kişilere itibar ve çıkar sağladık, siyasi yapıp meclise gönderdik. Ya ligimizin geleceği. Devlet baba yetiş, para ver ve bizi besle dedik. Lige değer veriyor muyuz ? Hayır. İzlenirlik oranını artırıyor muyuz ? Hayır. Alt yapılarımızı geliştiriyor muyuz ? Hayır. Ama ne yapıyoruz ? Ara transferde 148 futbolcu takım değiştirip sezon sonuna kadar yaklaşık bir trilyona yakın finansal kayıp ortaya çıkarıyoruz. O zaman bu haykırış niye?
***
Eğer bir ülkede futbolcudan çok hakem, kulüp başkanı, yönetici, antrenör ve spor yazarı biliniyorsa, o ülkenin futbolunda bir gariplik vardır. Eğer bir ülkede yukarda saydığım unsurlar futbolun önüne geçebiliyorsa, ülke futbolunun ne değeri, ne itibarı ne de izlenme oranı artar.
***
Sezonun ikinci yarısı bugün başlıyor. Her dönemde dilek ve temenniler ilk haftaların sıkça söylenen cümleleri arasında yerini almaktadır. Ama gerçekçi olmanın da zamanı gelmiştir. Ya bu gemiyi çağdaş bir şekilde yüzdüreceğiz, ya da ucu belli olmayan karanlık bir yolda yürümeye devam edeceğiz.
Futbol Federasyonu, kulüpler, hakemler, antrenörler, futbolcular ve basına işte bu noktada büyük görev düşmektedir. Bu altıgenden oluşan spor ailesi futbolun değerini artırıcı unsurları tartışıp hayata geçirmeli. Aksi halde futbolda kazanan yalnızca bireyler olup her geçen gün izlenirlik yitirilerek değer kaybı artacaktır. Zaten yakın geçmişimizdeki örnekler de buna işarettir.
Artık suçlu aramaktansa, suçu kendimizde bulmanın zamanı gelmiştir.
Sağlıklı ve kazasız belasız bir yarı sezon dileğiyle.
|