Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Alev aldı çakıldı: 153 ölü
Provokasyon
Oğuz Veli Beidoğlu vefat etti
"Bonfile şebekesine" polis operasyonu
Kaçak apartmanlar mühürlendi
Paraya tamahımız yok
Bağdat'tan Suriye'ye Suriye'den KKTC'ye
Güney Kıbrıs'taki fanatik Rum örgütleri cesaretlendiriliyor
Millilere Danimarka piyangosu
Bağcıl'dan görkemli açılış
Lefke'de şenlik başladı
Türkiye'den güzel prova: 1-0
Altın adam Ramazan
Gönyeli bugün resmi açılışı yapıyor
Adal: Hata yapma lüksümüz yoktur
Spor ve sanat bir arada

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Keçiören Belediyesi, Forest Green ve bizimkiler...

Zeki KAYALP

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   29 Haziran 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Futbolun geleceği adına Futbol Federasyonu'nun ajandasında olması gereken üç önemli gündem maddesi; 1. Genel Kurul yapısı, 2.Sponsorluk ve 3.Şirketleşme olmalı.

İnşaata başlarken temeli çürük veya eksik malzeme kullanırsanız o binadan hayır gelemeyeceğini bilmelisiniz. Bina ya kendiliğinden çökecek, ya da ilk sarsıntıda yıkılacak. Bizde spor teşkilatlanması işte böylesi bozuk temeller üzerine kurulmuştur. Futbol mu? Çökmüş ve onarılması zor bir bina gibi.

Bu yüzden genel kurul yapısıyla başlamak isterim. Ülkemizde tanınmamışlığın verdiği dezavantaj, Avrupalılaşmayı yalnızca cümle arasına sıkıştırmaya yarıyor. İşimize geldiğinde "Avrupa" misali, işimize

gelmediğinde "KKTC" misali.

Örneğin gelişen futbol sektörü içerisinde değişime kaşı çıkıp popülist davranırsanız, tanınmamış bu ülkede kazançlı çıkarsınız. Sırasında seçim de kazanırsınız ama gelecek adına saygısızlık yaparsınız. Çünkü, popülist düşünce sizleri her zaman "gebe" kalmaya zorlar.

Örneğin Futbol Federasyonu genel kurul yapısının, değişen futbol sektöründe futbola hizmet etmediğini herkes biliyor. Dünyanın hiç bir ülkesinde Üçüncü ve İkinci Lig takımları futbolda hükümdarlık kuramaz. Buna asla ve asla izin vermezler. Yalnızca alt yapının gelişimini sağlayacak ligler olarak desteklenip geliştirilir. Ama ülkemizde ne hikmetse, futbol ligi planlaması İkinci ve Üçüncü Liglere göre yapılır. Birinci Lig takımlarının söz hakkı bile olmaz. En büyük bütçeli takımlar, mazileriyle övüne övüne ağızlarından köpük gelen yöneticiler, kulüplerin haklarını savunma adına kurulan sözde Kulüpler Birliği hep "FOS" çıktı.

Lütfen, İkinci ve Üçüncü Lig takımları gerçekleri saptırarak bana sitem etsin. Aksi halde, FB, GS, BJK'yi değil de Bank Asya Ligini izlemelerini tavsiye edeceğim.

Birinci Lig takımları ile İkinci ve Üçüncü lig takımları arasında her zaman bir fark olmalı. İşte o zaman vizyonu geniş, kaliteli ve izlenilebilir ligden bahsedebiliriz. Dünyada "KRİTER" denilen bir kelime var. Bizde benimsenmediğinden hep ters okunur "REİTER". Yani anlamı olmayan. Tıpkı liglerimiz gibi. Ne de olsa ters bir ülkeyiz. Birinci Ligden tutun da Üçüncü Ligin son takımına kadar kulüpler arası fark yaratamıyorsanız, kriter getiremiyorsanız, hiç kimse kusura bakmasın ama ne liginiz, ne büyüklüğünüz ne de mazinizin hükmü geçerlidir. Geçerli olan yalnızca "REİTER" kelimesi olur.

Türkiye'de Birinci Ligi "Keçiören Belediyesi" kulübü yönetemeyeceği gibi, İngiltere Premier Ligi'ni de "Forest Green" yönetemez. Futbolun geleceği, değeri, ekonomisi ve reytigi adına buna asla izin vermezler. Bizlerde tam tersine, özellikle Birinci Lig takımları, kısa vadeli düşünce tarzından ve "aman bunu da koparayım" düşüncesinden, sessiz kalmayı bir ilke edinmiş.

Çetinkayasından tutun da Gönyelisi, MTG'lisi ve diğer Birinci Lig takımları yalnızca günü birlik kararlar üretti. Onlar için önemli olan kazanılacak "Şampiyonlukar"dı. Bana çıkıp da en köklü kulüp başkanı veya en fazla para harcayıp şampiyon olan kulüp başkanları kulağa hoş gelen hikayeler anlatmasın. Esasında bu tarz düşünenlere sahip kişilere küçücük bir sorum olacak.

Birinci Ligde oynamanın bir bedeli, kriteri ve farkı olması gerektiğini düşünen bir kişi olarak: Üçüncü veya İkinci Ligden düşmüş fakat sırf federasyon seçimi kazanabilme adına, düşen takımlara vaad veren bir yönetimin alacağı kararla tekrardan Üçüncü veya İkinci Lige yükselecek takımlarla, Birinci Lig takımlarının genel kurulda oy hakkı eşit mi olacak? Veya Birinci Lig takımlarıyla İkinci -Üçüncü Lig takımlarının oy hakları eşit mi olmalı?

Yıllardır bu soruya yanıt veremeyen "popülist düşünceli" başkanlar (kulüp ve federasyon), belki bundan sonra daha gerçekçi düşünüp futbolun geleceği adına önemli kararlar alır. Aksi halde vaad, şan-şöhret, mücadele tarihi, büyük camia, gibi söylemler yalnızca havada kalacak.

   359 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
15 Ağustos 2008, Cuma   Tuhaf işler...
02 Ağustos 2008, Cumartesi   Üçüncü dünya harbi...
14 Haziran 2008, Cumartesi   Federasyon seçimi hakkında...
01 Haziran 2008, Pazar   Sponsorluk kongresi ve bizimkiler...
29 Mayıs 2008, Perşembe   Üniversite oyunları ve kendi ligimiz...
24 Mayıs 2008, Cumartesi   Mağusa'da birleşim...
17 Mayıs 2008, Cumartesi   Bayan Futbolu hakkında...
12 Mayıs 2008, Pazartesi   Doğa boşluk tanımaz...
07 Mayıs 2008, Çarşamba   Sporun gelişimi...
24 Nisan 2008, Perşembe   KOLTUK SEVDALISI



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.1836 1.1919
1 STERLİN 2.1995 2.2158
1 EURO 1.7438 1.7560



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

KAPIDAKİ TEHLİKE

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Toprağımız sınırlı olduğuna göre...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar (34)

Akay Cemal

Peşin taleplerle masaya dinamit mi konuluy...

Ahmet Tolgay

LEFKOŞA TÜRK BELEDİYESİ'NİN KURULUŞ ÖY...

Bilbay Eminoğlu

Yiyin efendiler yiyin!

Necdet Ergün

YENİ "ENERJİ POLİTİKASINA" İHTİYAC...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. Umut Altunç

Lap Top Bilgisayarlar Kısırlık Yapar Mı?

Aysu Basri

ÇÖZÜM OLACAĞINA İNANMAYANLAR NASIL ÇÖZÜM Y...

Sevilay SADIKOĞLU

İstanbul ve Karaköy Güllüoğlu baklavaları....

Mustafa BESİM

EKONOMİDE HAYAL DÜNYASI

Türem Delikurt

Doğa'nın gizemi...

Dr. İsmail KEMAL

Batı'nın Afganistan çıkmazı

Emin AKKOR

Elektrik çarptı

Oğuz Metiner

Berat geceniz mübarek olsun

Ali Özçil

Denizlerin siyah incisi havyar

Bedia BALSES

Elinde Camdan Ebem Kuşakları Dilinde Krist...

Beste SAKALLI

AŞK, ALIŞMAK VE YAŞAMAK...

Psikolog Ayla Kahraman

"DİYABETİK ÇOCUKLAR"

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Dillendirilen bir konu daha var:POZİTİF OL...

Osman Ertuğ

"Ayrılıkçı Devlet" kimdir

Bener HAKERİ

Yozlaşmağa karşı manifesto (bildiri)

Ata ATUN

OSETYA- RUSYA, KKTC-TÜRKİYE BENZEŞMESİ

Mehmet RATİP

Sol'un "hasımsızlığı"

Dr. Orhan Aydeniz

Tarımsal Üretim Planlaması

Harid Fedai

(Çörçhil'in Kabulleri)

Cumhur DELİCEIRMAK

ÇOCUKLARIN SAATİ YA DA TABULA RASA





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital