|
Yapıt Okumaları
…..“Günümüzde sanatın bir sosyal aktivite düzeyine indirgenmesi ve toplumsal yaşamın bir “boş vakit” aksesuarına dönüştürülmesi beni rahatsız ediyor.” Ümit İnatçı Ümit İnatçı’nın Söylem Yayınları-2012 basımı “Bakışma” adlı kitabı 1000 adet basılarak okuyuculara sunuldu. Ümit İnatçı kitabının 10. sayfasında “Okuma Öncesi” başlığını verdiği yazısında şöyle diyor: …….“Toplam elli iki metin üzerinden bakıştığım 55 adet yapıtla birbirimize doğru yürüdük. Uzun soluklu metinler değil bunlar; çünkü bakışmanın zamanını bir karşılaşma anının içine sığdırmak istedim. Uzun uzun başka metinlerden alıntılanmış akademik değinmelerden yola çıkarak değil – bir ressam ve eleştirmen gözüyle – kendi birikimlerim üzerinden baktım bu yapıtlara. Seçtiğim ressamlara doğru çıktığım kavrayış yolculuğunda bakışmam gereken yapıtlarda tercih kullanırken, yapacağım çözümsemeyi doğru karşılayan ve duracağım dili iyi besleyen yapıtlar olmasına da dikkat ettim. Kronolojik bir düzenek içinde değil de, sanatçı tiplemelerinin birbirini karşılayan bir düzenek içlinde metinleri sıralamam, zamanı bir ilerleme ölçütü olarak kullanmak istemeyişimdendir (anakronik zaman algısı). Rönesans’tan günümüze yarım Millenyum’u aşan bir zaman dilimi söz konusudur şu metinlerin toplamında. Değişik dönemlerde yaşayan ve değişik eğilimler taşıyan sanatçıların dünyasına –eserleriyle- yaptığım yolculuğu, okuyucu iki hedefe doğru yapacaktır; bir: çözümsemesi yapılan yapıtlara doğru, iki: metinlerde kullandığım dilin yapısına ve mantığına doğru…. Belleğin Direnişi Dali’nin en çok konuşulan eserlerinden biri –Eriyen Saatler serisinden- 1931’de yaptığı Belleğin Direnişi” adlı eseridir. “Belleğin İnadı (La persistance de la memoire)” olarak Türkçeye çevrilen bu yapıta “Belleğin Direnişi” adını yakıştırmayı hem içeriği hem de orijinal sözcüğün yaptığı gönderme açısından daha uygun buldum. Genelde olduğu gibi bitki örtüsünden yoksun bir açık hava mekanında yer alan bu yumuşak (erime sürecinde olan) saat sahnelemesi Dali resminin tüm niteliklerini ,içerir. Taş bir kütlenin üzerinde duran tek dalı kalmış kuru bir ağaç üzerinde tepserilmeye bırakılmış bir giysi gibi duran saat, asılı zamanı yani, bekleyişi imler. Bu bekleyiş kendi amacını bitirmiş hedefi olmayan bir araca dönüşmüştür. Onu besleyen bir yaşam kıpırtısı kalmamıştır. Taş kütlenin üzerinde, yarısı yüzeyde kalan, diğer yarısı da aşağıya doğru dökülen ve bir erime sürecini işaret eden saat ise, üzerine konmuş kara sinekle ölü bir bedene gönderme yapmaktadır. Hemen yanda duran, zamanı göstermeyen, sırtı dönük durumda olan saatin üzerine ise karıncalar yoğunlaşmış. Zamanı yağmalamaya gelen karıncalar sadece şimdiki zaman bilinciyle hareket ederek geçmişi ve geleceği aynı an’a indirgeme çabası içindeler; buna zamanın sıfırlanması da diyebiliriz. Yerde yatan, organları eksik at figürünü andıran ve üzerinde bir eğer gibi duran saatin, iyi bakıldığında aslında bir insan portresinin ensesinde mendil gibi serpili duran bir saat olduğunun farkına varırız (bu ikircikli temsiliyet eğilimi Dali’nin birçok eserine yansımıştır). At koşmayı, ilerlemeyi imler; tıpkı saat gibi ritmik bir ses düzeniyle. Gözü kapalı yerde uyur gibi duran kafa ise tüm anıların stiflendiği bir bellek kabıdır. Cathrin Klingsöhr-Leroy,bu eserle ilgili yazdığı kitabında, şu yerde yatan ikircikli formdan –ayrışıp çözülmekte olan- salyangoz diye bahsediyor. Bir yandan zamanın acımasız yıkıcı hızı karşısında ölüm korkusuna kapılan bir Dali portresi çiziyor, diğer yandan da yavaşlığıyla bilinen salyangozu bu hıza direnen bir aklın imgesine dönüştürüyor. Görüldüğü gibi ikircikli imgeler çoklu okuma olanağı sağlayan birer anlam kaynağına da dönüşebiliyor.” Diye devam ediyor Ümit İnatçı bu resim hakkında yazmaya ve Dali’nin bu resim hakkında anlattıklarını yazıyor daha alt paragraflarda.. Bence bu kitap mutlaka okunmalı özellikle resim sanatına ilgi duyanlar bu kitabı okuduktan sonra mutlaka daha bir bilinçle ve ilgiyle izleyecekler her gördükleri tabloyu.. Ve bu kitapla Ümit İnatçı daha bir farklı olduğunu da kanıtlamış oluyor bu konuda… Çünkü herkesin “bakışma”sı bir farklı oluyor ressam bile olsa diyorum.
|