Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Sigara artık yasak
Annesini dövdü, tutuklandı
Mecbure Esen kurtarılamadı
Banka soygunu soruşturması sürüyor
Cinayette son 4 gün
Şimdi de Avrupa sallanıyor
Büyük Av açılmadan, kaçak av başladı
Greeny sarmaşıkları Girne'de tanıtıldı
"Cezaeviyle ilgili iki önemli hususta anlaşma sağlandı"
Futbolda transfer dönemi sona erdi

YORUMLANANLAR
Arasta'ya 6 milyon [1]
Piknik alanı değil çöplük [2]
Özmen Yılancılar baba oldu [2]
Türkiye'de saldırı, 15 asker şehit [1]
Güney zengin Kuzey pahalı [2]
Rum muhalefet kanadından gençlerin tutuklanmasına sert tepki [2]
BİR YASTIKTA 50 YIL [1]
Çağlar ve Özgürgün, AKPM'nin Kıbrıs kararını değerlendirdi: [2]
Kıbrıs Türk tarafına tuhaf çağrılar yapılıyor [2]
Lefkoşa'ya cami yapacakmış [19]
Tadı bozuk, yenecek pilav değil [1]
Cezaevini yaktılar [2]
Rumlar AKPM kararına tepki gösterdi [1]
Rapor tek taraflı [3]
Kermiya'da bayram izdihamı [4]



Han duvarları...

Sevilay SADIKOĞLU

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   27 Şubat 2007, Salı Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Gazetemizin 14 Şubat, 2007 tarihli sayısında Mustafa Doğrusöz "gerçek sevenlerin günü kutlu olsun" başlıklı yazısında Faruk Nafiz Çamlıbel'in "Han Duvarları" adlı şiirinden de söz etmişti.

Mustafa Doğrusöz, deyim yerinde ise, benim "hayata beraber başladığım" vefalı dostlar listemin en üst sıralarında yer alan "adam gibi adamdır." Onu tanımayanlar yazılarını pek anlamazlar... Arasıra bir araya geldiğimizde mutlaka bir nostalji, bir duygu seli yaşarız... Nedense hep geçmişin güzellikleridir, yitirdiklerimizdir konumuz. Konuşmasak da gözgöze bakışarak anlaşırız...

Geçen akşam Yakın Doğu Üniversitesi'nin düzenlemiş olduğu Uluslararası Çevre Konferansı dolayısıyla Yakın Doğu Üniversitesi Büyük Kütüphane'sinde düzenlenen resepsiyonda buluştuk değerli dostum Doğrusöz'le... Aynı gazetede yazdığımız halde orada pek görüşemiyoruz, saatlerimiz denk düşmüyor.

Ve o gece yine konu döndü dolaştı, yıllar öncesine, Haydarpaşa Ticaret Lisesi'nde altmışlı yıllarda düzenlediğimiz bir sanat - kültür gecesinde okuduğum Faruk Nafiz Çamlıbel'in o ölümsüz şiiri "Han Duvarları"na uzandı...

Sevgili dostum Doğrusöz o şiiri okuduğum geceyi hiç unutmamış, "bu gün gibi hatırlıyorum" dedi... Ne yalan söyleyeyim çok duygulandım ve çok da mutlu oldum. Bu nedenle size bu güzel ve anlamlı şiiri hatırlatmak istedim. Sağcı da olsak, solcu da olsak, biz bu toprağın çocuklarıyız. Duygularımızı doyasıya yaşarız... Her hüzünlü olaydan kendimize de bir pay mutlaka çıkarırız...

Doğrusöz'ün deyişiyle "Çünkü ben buralıyım..."

Ve Arif Hasan Tahsin Desem'in deyişiyle "Aynı yolu yürüyenler farklı yerlere varamazlar..."

* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *

HAN DUVARLARI

Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı,

Bir dakika araba yerinde durakladı.

Neden sonra sarsıldı altında demir yaylar,

Gözlerimin önünden geçti kervansaraylar...

Gidiyorum gurbeti gönlümde duya duya,

Ulukışla yolundan Orta Anadolu'ya...

İlk sevgiye benzeyen ilk acı, ilk ayrılık!

Yüreğimin yaktığı ateşle hava ılık,

Gök sarı, toprak sarı, çıplak ağaçlar sarı...

Arkada zincirlenen yüksek Toros Dağları

Önde uzun bir kışın soldurduğu etekler,

Sonra dönen, dönerken inleyen tekerlekler...

Ellerim takılırken rüzgarların saçına

Asıldı arabamız bir dağın yamacına

Her tarafta yükseklik, her tarafta ıssızlık,

Yalnız arabacının dudağında bir ıslık!

Bu ıslıkla uzayan, dönen kıvrılan yollar,

Uykuya varmış gibi görünen yılan yollar

Başını kaldırarak boşluğu dinliyordu

Gökler bulutlanıyor, rüzgar serinliyordu...

Serpilmeye başladı bir yağmur ince ince

Son yokuş noktasında düzlüğe çevrilince

Nihayetsiz bir ova ağarttı benzimizi

Yollar bir şerit gibi ufka bağladı bizi

Gurbet beni muttasıl çekiyordu kendine

Yol, hep yol, daima yol, bitmiyor düzlük yine

Ne civarda bir köy var, ne bir evin hayali

Sonun ademdir yiyor insana yolun hali,

Arasıra geçiyor bir atlı, iki yayan.

Bozuk düzen taşların üstünde tıkırdayan

Tekerlekler yollara bir şeyler anlatıyor,

Uzun yollar bu sesten silkinerek yatıyor...

Kendimi kaptırarak tekerleğin sesine,

Uzanmış kalmışım yaylının şiltesine

Bir sarsıntı... Uyandım uzun süren uykudan

Geçiyordu araba yola benzer bir sudan.

Karşıda hisar gibi Niğde yükseliyordu,

Sağ taraftan çıngırak sesleri geliyordu

Ağır ağır önümden geçti deve kervanı,

Bir kenarda göründü beldenin viran hanı

Alaca bir karanlık sarmadayken her yeri

Atlarımız çözüldü, girdik handan içeri

Bir deva bulmak için bağrındaki yaraya

Toplanmıştı garipler şimdi kervansaraya

Bir noktada birleşmiş vatanın dört bucağı

Gurbet çeken gönüller kuşatmıştı ocağı

Bir pırıltı gördü mü gözler hemen dalıyor,

Göğüsler çekilerek nefesler daralıyor.

Şişesi is bağlamış bir lambanın ışığı

Her yüze çiziyordu bir hüzün kırışığı

Gitgide birer ayet gibi derinleştiler

Yüzlerdeki çizgiler, gözlerdeki çizgiler...

Yatağımın yanında esmer bir duvar vardı,

Üstünde yazılarla hatlar karışmışlardı.

Fani bir iz bırakmış burada yatmışsa kimler,

Aygın baygın maniler, açık saçık resimler...

Uykuya varmak için bu hazin günde erken,

Kapanmayan gözlerim duvarlarda gezerken

Birdenbire kıpkızıl birkaç satırla yandı;

Bu dört mısra değil, sanki dört damla kandı.

Ben garip çizgilerle uğraşırken baş başa

Rastlamışım duvarda bir şair arkadaşa

"On yıl var ayrıyım Kınadağı'ndan

Baba ocağından yar kucağından

Bir çiçek dermeden sevgi bağından

Huduttan hududa atılmışın ben"

Altında bir tarih sekiz mart otuz yedi,,,

Gözüm imza yerinde başka ad görmedi.

Artık bahtın açıktır, uzun etme arkadaş!

Ne hudut kaldı bugün, ne askerlik, ne savaş;

Araya gitti diye içlenme baharına,

Huduttan götürdüğün şan yetişir yarına!..

Ertesi gün başladı gün doğmadan yolculuk,

Soğuk bir mart sabahı... buz tutuyor her soluk

Ufku tutuşturmadan fecrin ilk alevleri

Arkamızda kalıyor şehrin kenar evleri.

Bulutların ardında gün yanmadan sönüyor,

Höyükler bir dağ gibi uzaktan görünüyor

Yanımızdan geçiyor ağır ağır kervanlar,

Bir dereboyu gibi kurulmuş eski hanlar

Biz bu sonsuz yollarda varıyoruz, gitgide,

İki dağ ortasında boğulan bir geçide.

Sıkı bir poyraz beni titretirken içimden

Geçidi atlayınca şaşırdım sevincimden;

Ardımda kalan yerler anlaşırken baharla,

Önümüzdeki arazi örtülü şimdi karla.

Bu geçit sanki yazdan kışı ayırıyordu,

Burada son fırtına, son dalı kırıyordu.

Yaylımız titretirken yolları aynı hızla,

Savrulmaya başladı karlar etrafımızda.

Karlar etrafı beyaz bir karanlığa gömdü;

Kar değil, gökyüzünden yağan beyaz ölümdü...

Gönlümde can verirken köye varmak emeli

Arabacı haykırdı "işte Araplıbeli!.."

Tanrı yardımcı olsun gayrı yolda kalana

Biz menzile vararak atları çektik hana.

Bizden evvel buraya inen üç dört arkadaş

Kurmuştular tutuşan ocağa karşı bağdaş.

Çıtırdayan çalılar dört cana can katıyor,

Kimi haydut, kimi kurt masalı anlatıyor...

Gözlerime çökerken ağır uyku sisleri,

Çiçekliyor duvarı ocağın akisleri.

Bu akisle duvarda çizgiler beliriyor

Kalbime ateş gibi şu satırlar giriyor;

"Gönlümü çekse de yarin hayali

Aşmaya kudretim yetmez cibali

Yolcuyum bir kuru yaprak misali

Rüzgarın önüne katılmışım ben"

Sabahleyin gökyüzü parlak, ufuk açıktı

Güneşli bir havada yaylımız yola çıktı

Bu gurbetten gurbete giden yolun üstünde

Ben üç mevsim değişmiş görüyordum üç günde

Uzun bir yolculuktan sonra İncesu'daydık

Bir handa yorgun argın, tatlı bir uykudaydık

Gün doğarken bir ölüm rüyasıyla uyandım

Başucumda gördüğüm şu satırlarla yandım

"Garibim namıma Kerem diyorlar

Aslımı el almış harem diyorlar

Hastayım derdime verem diyorlar

Maraşlı Şeyhoğlu Satılmışım ben..."

Bir kitabe kokusu duyuluyor yazında

Korkarım, yaya kaldın bu gurbet çıkmazında

Ey Maraşlı Şeyhoğlu, evliyalar adağı!

Bahtına lanet olsun aşmadınsa bu dağı!

Az değildir, varmadan senin gibi yurduna,

Post verenler yabanın hayduduna kurduna!

Arabamız tutarken Erciyes'in yolunu

"Hancı" dedim "bildin mi Maraşlı Şeyhoğlu'nu?

Gözleri uzun uzun burkuldu kaldı bende,

Dedi, "hana sağ indi, ölü çıktı geçende!::"

Yaşaran gözlerimde her şey artık değişti,

Bizim garip Şeyhoğlu buradan geçmemişti

Gönlümü Maraşlı'nın yaktı kara haberi

Aradan yıllar geçti, işte o günden beri

Ne zaman yolda bir han rastlasam irkilirim,

Çünkü sizde gizlenen dertleri ben bilirim.

Ey köyleri hududa bağlayan yaşlı yollar,

Dönmeyen yolculara ağlayan yaslı yollar,

Ey garip çizgilerle dolu han duvarları,

Ey hanların gönlümü sızlatan duvarları!..

Not: Han Duvarları'nın şairi Faruk Nafiz Çamlıbel 1898 yılında İstanbul'da doğmuş, 8 Kasım 1973'de garip bir tesadüftür ki, bir gezi sırasında Samsun Vapuru'nda ölmüş. Şairi Maraşlı Şeyhoğlu'nun handaki ölümü çok etkilemişti. Bir gün kendisinin de vapura sağ girip ölü çıkacağı içine mi doğmuş ve bundandolayı mı böylesine etkilenmişti, bilinmez...

* * * * * * * * * * * * * *

OYSA ÇOĞALMAKTI NİYETİM

çoğaldıkça azaldık

yüreklerdeki sevgiler

eridi zamanla

hırslara yenik düştük

oysa;

siz büyüdükçe

çoğalmaktı niyetim

azalmak değil...

S.S.

   1685 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
07 Ekim 2008, Salı   "Durgun Anlar..."
23 Eylül 2008, Salı   Sen Aysın Ben Dünya
19 Eylül 2008, Cuma   Bildiriler
18 Eylül 2008, Perşembe   Kitap dünyası... Mucize Zeytin ve Yan Ürünleri...
17 Eylül 2008, Çarşamba   Eylül'e serzeniş... Neden?..
19 Ağustos 2008, Salı   İstanbul ve Karaköy Güllüoğlu baklavaları...
14 Ağustos 2008, Perşembe   Tatil notlarım... Karadeniz’e yolculuk...
24 Temmuz 2008, Perşembe   İçimizden biri: Arif Albayrak
15 Temmuz 2008, Salı   Şiirlerle Büyüsün Çocuklar...
09 Temmuz 2008, Çarşamba   Yalnızlık ve yeşeren düşünceler...


Yorum Sayısı:   1
  ali akman         - lefkoşa 27 Şubat 2007, Salı 22:41 
biz gençlerin sizi örnek almamız lazım sanıyorum. bu kadar yıl süren böyle bir dostluğu ben şahsen ayakta alkışlarım.


DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.3326 1.3419
1 STERLİN 2.3424 2.3598
1 EURO 1.8113 1.8240



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

ASLA İZİN VERMEYECEĞİZ...

Ali Baturay

CEZAEVİNDEKİ SORUNLAR

Hasan Hastürer

"Beş YTL'lik dana eti kuyruk yağı ...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(43)

Akay Cemal

Ya; Talat, KKTC'den söz etseydi?...

Ahmet Tolgay

Ülkemizdeki yabancıların sorunları...

Bilbay Eminoğlu

Görünen köy kılavuz istemez

Omaç BAŞAT

Sabır taşı çatlamaz...

Hüseyin EKMEKÇİ

Cezaevi mi?

Dilek ÇETEREİSİ

Kuliste içtiler salonda oy verdiler

Aysu Basri

KADINA SEKSİLİĞİNİ, ERKEĞE GÜCÜNÜ KAYBETTİ...

Emin AKKOR

Gerçek kabullenmeden çözüm üretilemez

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

ABD hegemonyası zayıflıyor

Oğuz Metiner

Ramazan Bayramınız mübarek olsun sevgili o...

Harid Fedai

Lârnaka Limanı





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital