|
Kıbrısımız'a has gelenek - göreneklerimizin her geçen gün biraz daha azalıp kaybolması beni hep üzmüştür ve üzecektir.
Kaybettiğimiz bu değerleri hatırladıkça, hem kendimizin - orta yaş üzerindeki neslin de - kaybolmaya yüz tuttuğumuzu düşünmekte; hem de bizden sonraki neslin, çocuklarımızın bu güzellikleri yaşayamadıklarından dolayı ciddi bir boşluk duygusuna kapılmaktayım.
Bir de en önemlisi, büyüklerimizin bizlere bırakmış oldukları bu mirası koruyamadığımızdan dolayı da vicdan azabı duyuyorum.
Bu güzellikleri, bizleri biz yapan değerlerimizi, gelenek-göreneklerimizi çocuklarımıza ne kadar anlatırsak anlatalım, yaşayamadıkları bu değerler onlara aynı zevki ve duyguyu veremeyecektir...
Dünya doğal olarak başdöndürücü bir hızla gelişip değişmektedir. Oysa gelişen ve değişen bu dünya düzenine eğer istersek rahatlıkla ayak uydurabilir, hem de bizi biz yapan gelenek göreneklerimizi de koruyabiliriz. Tabii ki günümüz şartlarına uyarlayarak...
Aşağıdaki yazı değerli hocamız araştırmacı yazar - şair Mahmut İslamoğlu'nun "Kıbrıs Türk Folklörü" adlı kitabından alınmıştır. Beğenerek okuyacağınızı umuyorum.
* * *
Okula başlama törenlerimiz
Eskiden Türk çocuğu okula, bugünkünden erken başlatılırdı.
Çocuk kız olsun, erkek olsun; dört yaşında, dört aylık ve dört günlük olduğu zaman okula devama başlardı.
Okula gidecek olan öğrenci kız olduğu takdirde, tellenir-pullanır, gelin edilir, başına grepten hotoz yapılır, hotozun ön kısmına iki sıra halinde elmas dizilirdi. Omuzunda sırma işlemeli çantası asılı olurdu. Bu münasebetle çocuğun ailesi akrabayı, eşi dostu davet ederdi. Onlara kahveler sigaralar ikram edilirdi. Davetliler toplandıktan sonra mevlit okutulur ve Hz. Muhammed'in ruhuna bağışlanırdı.
Çocuğun gideceği okula önceden bir tepsi lokum gönderilirdi. Mevlit dolayısıyla evdeki misafirlere de lokum dağıtılırdı. Mevlitbitince hazır olanlarla birlikte yola çıkılırdı. Önce misafir hanımların en yaşlısı çocuğu kucağına alıp taşır, sonra sıra ile diğer hanımlar kızı elden ele aktarmak suretiyle okula kadar götürürlerdi. Okul kapısından besmeleyle girilir, öğretmen başörtülü olduğu halde öğrenciyi sınıfa alır ve kıbleye karşı vazedilmiş rahlenin önüne, yer minderine oturturdu.
Yine besmele ile çocuğa eski alfabemizin elif (A) harfinden cim (C) harfine kadar olan harfleri tekrarlatılırdı. Sonra dua edilir, amin çekilir, önceden gönderilen lokumlar öğrencilere dağıtılıp törn sona ererdi. Çocuk o gün okulda kalmayıp annesiyle evine döner, ertesi günden itibaren okula devam ederdi.
Erkek çocukların okula başlayacağı günde eve erkek akraba ve tanıdıklar davet edilirdi. Misafirler ağırlanıp mevlit okutulduktan sonra yola çıkılırdı.
Erkek çocuklar kızlar gibi kucakta taşınmazdi.
Çocuk, gayet güzel hazırlanmış olup, o devrin adetlerine uyularak başına fes giydirilirdi. Fesin üzerine, alnın üst kısmına gelecek şekilde kıymetli elmas takılırdı.
Çocuk yolda giderken, başının üst kısmında, iki erkeğin taşıdığı sedef kakmalı bir rahle olur, bunun üzerinde Kuran-ı Kerim bulunurdu.
Okula varınca besmele ile kapıdan girilir, öğrenciler ayağa kalkarak yeni arkadaşlarını karşılarlardı.
Hoca çocuğu alıp kızlarda olduğu gibi rahlenin önüne oturtur, harfleri besmeleyle tekrarlatır, sonra dua ederdi. Çocuklar hep bir ağızdan Amin çeker, lokumlar dağıtılır ve tören sona ererdi. Oğlan çocuğu da o gün evine döner, müteakip günlerde okula giderdi.
Çocuklar okul çağına geldikleri zaman şimdikli gibi ders yılı başını beklemezlerdi. Senenin sonu dahi olsa, günü gelince, yukarıda zikredilen törenle okula başlarlardı.
Bu gelenek, elli yıl öncesine kadar yaygındı.
Mahmut İslamoğlu - "Kıbrıs Türk Folkloru"
s.81-82-83-84
******************
ARTIK YOKSUN...
Biz seninle birlikte güzeldik
Şeker tadındaydı dostluğumuz
Mutluluğumuz sevgi ve saygı karışımıydı
Sevdamız birlikteyken güzeldi...
*****************
|