Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Üvey baba zulmü
Cinayet zanlısı intihara teşebbüs etti
Soyer: Umutluyuz / Ertuğruloğlu: Çözüm olmaz
Gönyeli'nin feryadı
Pars ve Miroğlu anılıyor
Hande Yener plakçısı Erol Köse ile yollarını ayırdı
Rum öğretmenler genelgeden memnun
Romeo ve Anna Kiss çifteleyecek
Yanlış Maraş raporu gönderildi iddiası
Bolt şans tanımadı
"Mete Adanır Stadı, Girne takımlarını kurtaracak"
" Sivas 93" sahnelendi
Tenis'te yarı finalistler belli oldu
Yenikent basketbol ile coştu
Play-offlarda haftanın programı
Maçlar farklı geçiyor

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

KAYBOLAN GELENEK-GÖRENEKLERİMİZ...

Sevilay SADIKOĞLU

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   14 Mart 2007, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Kıbrısımız'a has gelenek - göreneklerimizin her geçen gün biraz daha azalıp kaybolması beni hep üzmüştür ve üzecektir.

Kaybettiğimiz bu değerleri hatırladıkça, hem kendimizin - orta yaş üzerindeki neslin de - kaybolmaya yüz tuttuğumuzu düşünmekte; hem de bizden sonraki neslin, çocuklarımızın bu güzellikleri yaşayamadıklarından dolayı ciddi bir boşluk duygusuna kapılmaktayım.

Bir de en önemlisi, büyüklerimizin bizlere bırakmış oldukları bu mirası koruyamadığımızdan dolayı da vicdan azabı duyuyorum.

Bu güzellikleri, bizleri biz yapan değerlerimizi, gelenek-göreneklerimizi çocuklarımıza ne kadar anlatırsak anlatalım, yaşayamadıkları bu değerler onlara aynı zevki ve duyguyu veremeyecektir...

Dünya doğal olarak başdöndürücü bir hızla gelişip değişmektedir. Oysa gelişen ve değişen bu dünya düzenine eğer istersek rahatlıkla ayak uydurabilir, hem de bizi biz yapan gelenek göreneklerimizi de koruyabiliriz. Tabii ki günümüz şartlarına uyarlayarak...

Aşağıdaki yazı değerli hocamız araştırmacı yazar - şair Mahmut İslamoğlu'nun "Kıbrıs Türk Folklörü" adlı kitabından alınmıştır. Beğenerek okuyacağınızı umuyorum.

* * *

Okula başlama törenlerimiz

Eskiden Türk çocuğu okula, bugünkünden erken başlatılırdı.

Çocuk kız olsun, erkek olsun; dört yaşında, dört aylık ve dört günlük olduğu zaman okula devama başlardı.

Okula gidecek olan öğrenci kız olduğu takdirde, tellenir-pullanır, gelin edilir, başına grepten hotoz yapılır, hotozun ön kısmına iki sıra halinde elmas dizilirdi. Omuzunda sırma işlemeli çantası asılı olurdu. Bu münasebetle çocuğun ailesi akrabayı, eşi dostu davet ederdi. Onlara kahveler sigaralar ikram edilirdi. Davetliler toplandıktan sonra mevlit okutulur ve Hz. Muhammed'in ruhuna bağışlanırdı.

Çocuğun gideceği okula önceden bir tepsi lokum gönderilirdi. Mevlit dolayısıyla evdeki misafirlere de lokum dağıtılırdı. Mevlitbitince hazır olanlarla birlikte yola çıkılırdı. Önce misafir hanımların en yaşlısı çocuğu kucağına alıp taşır, sonra sıra ile diğer hanımlar kızı elden ele aktarmak suretiyle okula kadar götürürlerdi. Okul kapısından besmeleyle girilir, öğretmen başörtülü olduğu halde öğrenciyi sınıfa alır ve kıbleye karşı vazedilmiş rahlenin önüne, yer minderine oturturdu.

Yine besmele ile çocuğa eski alfabemizin elif (A) harfinden cim (C) harfine kadar olan harfleri tekrarlatılırdı. Sonra dua edilir, amin çekilir, önceden gönderilen lokumlar öğrencilere dağıtılıp törn sona ererdi. Çocuk o gün okulda kalmayıp annesiyle evine döner, ertesi günden itibaren okula devam ederdi.

Erkek çocukların okula başlayacağı günde eve erkek akraba ve tanıdıklar davet edilirdi. Misafirler ağırlanıp mevlit okutulduktan sonra yola çıkılırdı.

Erkek çocuklar kızlar gibi kucakta taşınmazdi.

Çocuk, gayet güzel hazırlanmış olup, o devrin adetlerine uyularak başına fes giydirilirdi. Fesin üzerine, alnın üst kısmına gelecek şekilde kıymetli elmas takılırdı.

Çocuk yolda giderken, başının üst kısmında, iki erkeğin taşıdığı sedef kakmalı bir rahle olur, bunun üzerinde Kuran-ı Kerim bulunurdu.

Okula varınca besmele ile kapıdan girilir, öğrenciler ayağa kalkarak yeni arkadaşlarını karşılarlardı.

Hoca çocuğu alıp kızlarda olduğu gibi rahlenin önüne oturtur, harfleri besmeleyle tekrarlatır, sonra dua ederdi. Çocuklar hep bir ağızdan Amin çeker, lokumlar dağıtılır ve tören sona ererdi. Oğlan çocuğu da o gün evine döner, müteakip günlerde okula giderdi.

Çocuklar okul çağına geldikleri zaman şimdikli gibi ders yılı başını beklemezlerdi. Senenin sonu dahi olsa, günü gelince, yukarıda zikredilen törenle okula başlarlardı.

Bu gelenek, elli yıl öncesine kadar yaygındı.

Mahmut İslamoğlu - "Kıbrıs Türk Folkloru"

s.81-82-83-84

******************

ARTIK YOKSUN...

Biz seninle birlikte güzeldik

Şeker tadındaydı dostluğumuz

Mutluluğumuz sevgi ve saygı karışımıydı

Sevdamız birlikteyken güzeldi...

*****************

   1738 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
19 Ağustos 2008, Salı   İstanbul ve Karaköy Güllüoğlu baklavaları...
14 Ağustos 2008, Perşembe   Tatil notlarım... Karadeniz’e yolculuk...
24 Temmuz 2008, Perşembe   İçimizden biri: Arif Albayrak
15 Temmuz 2008, Salı   Şiirlerle Büyüsün Çocuklar...
09 Temmuz 2008, Çarşamba   Yalnızlık ve yeşeren düşünceler...
17 Haziran 2008, Salı   Çocuğuma okul arıyorum...
10 Haziran 2008, Salı   Ölüm
29 Mayıs 2008, Perşembe   Öğretmen olmak...
21 Mayıs 2008, Çarşamba   Kendi dünyasında tanrı olmak...
23 Nisan 2008, Çarşamba   Sen Kaderimsin...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2122 1.2207
1 STERLİN 2.1588 2.1749
1 EURO 1.7582 1.7706



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

KIBRIS TV VE YENİ DÖNEM

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Narenciyenin kıymetini bilmedik, bilemedik...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(39)...

Akay Cemal

"Bir plastik sandalyeyi bile çok gördü...

Ahmet Tolgay

LAFORİZMALAR

Bilbay Eminoğlu

Hükümete bir anımsatma: Petrol fiyatları t...

Hüseyin EKMEKÇİ

Doktorun değeri...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Aysu Basri

DİN DERSLERİ

Dr. Umut Altunç

Ateşli Çocuğa Nasıl Yaklaşmalı?

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Türem Delikurt

Tüp Bebek Yöntemi: 30 yıllık bir geçmiş ve...

Dr. İsmail KEMAL

Müzakereler başlarken

Emin AKKOR

Zayıf halka bulunup, çekiliyor

Oğuz Metiner

Ramazan'a girerken

Psikolog Ayla Kahraman

OKUL

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Aflatoksinden korkmalı mıyız?

Mehmet RATİP

Robert Walser'i okumamanın ızdırabı

Dr. Orhan Aydeniz

Dünya Barış Günü

Harid Fedai

(Geçen haftanın devamı)





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital