Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
İşte kızların hali
Tanınma istemek intihar olur
Zeyna yakaladı, 2 ay hapse çarptırıldı
Azılı dolandırıcı hapsi boyladı
37 ev soyuldu, bir kişi tutuklandı
İşlediği suçlar ortaya çıkıyor
Mecliste Kıbrıs mesaisi
Dereboyu'nda eğlence yola taştı
Köpek balıkları için kendini astı
Bağcıl'ın Bulgarları birbirine girdi
Akdeniz'in en güzeli: Bellucci
Bandabulya'yı "keşvet, yaşa, hisset"
"Dirhemini yiyen köpek, kudurur"
Futbol'da naklen yayın için ihaleye çıkılıyor
37 Suriyeli mülteciye 5'er gün hapislik
Hathaway Venedik'te

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

İş arayan genç

Sevilay SADIKOĞLU

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   15 Ağustos 2007, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Kıssadan hisse...

 

İş arayan genç

 

   Üniversiteden mezun olmuş, ancak birkaç aydan beri, bütün uğraşlarına rağmen uzman olduğu dalla ilgili bir iş bulamamıştı. Sonunda pes etmiş ve kendi dalıyla ilgili olmasa bile, klasına uygun olacak herhangi bir işte bile çalışmaya razı olmuştu.

   Bir gün gazetede bir iş ilanı gördü. Şirkete işçi sorumlusu alacaklardı.

   Şirketin genel müdürüyle görüştü. Görüşme olumlu geçmiş ve başvurusu kabul edilmişti. Mülakata çağrıldığı gün morali bozulmuştu. İşe başvuran insanlar güçlükle sayılabilecek kadar çoktu. Ümidi tamamen yok olmuş gibiydi. Mülakat sırası ona geldiğinde, mülakatçıların alaylı bir şekilde soru sorma üslupları canını sıkmıştı. Onu resmen tele alıyorlardı. Ona yöneltilen sorular saçmaydı. Ellerindeki ansiklopedilere bakarak, akla gelmeyecek sorular soruyorlardı. Hiçbirisine doğru düzgün cevap verememişti. Odadan çıkarken kapıyı sertçe vurarak gitmişti. Arkasından seslenerek, "işe alınmadınız bayım!" dediler. O da, içeriye doğru bağırarak, "biliyorum lanet herifler!" diye yanıt vermişti. Bir yandan haline yanarken, bir yandan da dilini bozduğu için kültürüne yakıştırmıyor ve kendinden utanıyordu. Nereye gideceğini, ne yapacağını bilmiyordu.

   Artık iş aramaktan, işsizlikten ve hatta yaşamaktan yorulmuştu. Kendini işe yaramaz bir yaratık olarak görmeye başlamıştı. Birden içini korkunç bir karamsarlık bürüdü. Sonunda acı ve ıstırap veren bu dünyadan ayrılmayı düşündü. En iyisi denize atlayarak soğuk ve derin sulara gömülmekti. Hiç olmazsa balıklara yem olur ve bir işe yarar diye düşünüyordu.

   Nasıl olsa öksüzdü, arkasında ağlayacak ne anası, babası, ne de bir sevgilisi vardı. Hayat, kalanlar için yine devam edecekti. Belki cesedini bulan polisler birkaç gün soruşturma yapacak ve belediye tarafından gömülecekti, o kadar.

   Bu düşünceler içinde yolda yürürken, tekerlekli sandalyesi ile belden aşağısı felçli, güler yüzlü genç bir kız, arabasının tekerleklerini kaldırıma çıkarması için yardım istedi. Genç kız adama teşekkür ettikten sonra, onun asık suratını fark edince şöyle dedi: "Çok karamsar görünüyorsunuz bayım. Ne olursa olsun hayattan zevk almaya bakın. Şu güneşli güzel güne bakın. Keyif alın, mutlu olun!"

   Ömür boyu, dört tekerleğe mahkum olan bu genç kızın, kendi haline bakmadan başkalarına moral vermesi, her şeye rağmen hayata sımsıkı bağlılığı adamı çok etkilemişti. Çünkü kendisinin iş bulması imkansız değildi. Ama belden aşağısı felçli olan bu kızın bir daha kalkıp yürümesi, bu güzel kırlarda sevgilisiyle koşması imkansızdı.

 

   Hayat zordur. Hemen pes etmeyin, sizden daha kötü durumda olan insanların var olabileceğini düşünün. "Sabrın sonu selamettir" demiş atalarımız...

 

"Anılar-öyküler ve mesajlar"

Osman Bulun-s.73-74.

 

***************

Mitoloji...

 

Kaplumbağalar...

 

   Afrika'da, yerliler arasında anlatılan bir efsanede; Tanrı ilkin kaplumbağaları, sonra insanları, en son da taşları yaratmıştır.

 

   Bunlardan kaplumbağa, Tanrı'dan bir çocuk isterse de, Tanrı bu isteği yerine getirmez. Kaplumbağa, isteğini bir kez daha yineler. O zaman Tanrı: "Çocukla birlikte ölümü de veririm" der. Kaplumbağa da: "Yeter ki siz bana bir çocuk verin. Ben ölüme razıyım." der.

   Tanrı, bu arada insanlara da çocuk isteyip istemediklerini sorar. İnsanlar da çocuk ister.

   Aynı soruyu bir de taşlara sorar; taşlar çocuk istemezler.

 

   Ve böylece, kaplumbağalar ve insanlar çocuk uğruna ölümsüzlüklerini yitirirken, taşlar da ölümsüzlüğe kavuşmuş olurlar...

 

*************

 

ARALIK KAPI

 

siyahlar mutlu

 

hiç bu kadar mutlu olmadı siyah

bu kadar gözyaşı dökmedi mavi

mavi olalı...

 

bu ne hiddet

bu ne kin böyle?..

bu dağ boyu dalgalar, siyahlara dönüşen mavi

aşkıma nefretten mi?..

 

sevdiğim bırakıp gideli beri beni

hiç bu kadar mutlu olmadı siyah

ve hiç bu kadar gözyaşı dökmedi mavi

mavi olalı...

 

ağustos, 2007. 

 

*************

 

Sıcak

 

Görmedim Kıbrıs'ı hiç bu kadar sıcak

Ne var sanki bizi bu kadar yakacak?

Dünyanın sonu mu acaba,

Böyle mi batacak?

Kalmadı bir tek yer

Nefes bile alacak...

 

Har vurup harman savurduk dünyayı

Bir oyuncak gibi oynadık yıllarca

Yeni yeni farkına vardık Tanrım!..

Biz dünyaya ne yaptık?

 

Hazır verdin suyu, havayı bize

Daha çok diye diye

Düştük birbirimize

Gözümüz doysun artık,

Gelelim kendimize

Haydi artık uyanın

Bu sözlerim hepinize...

 

Fatma Alçıner (güfte yazarı ve besteci)

 

********

 

Karanlıklara kurşun sıktım

Kimvurduya gitti gençliğim

Pişman değilim

Suçu kadere yükledim

Beraat ettim...

S.S.

***********

   1903 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
19 Ağustos 2008, Salı   İstanbul ve Karaköy Güllüoğlu baklavaları...
14 Ağustos 2008, Perşembe   Tatil notlarım... Karadeniz’e yolculuk...
24 Temmuz 2008, Perşembe   İçimizden biri: Arif Albayrak
15 Temmuz 2008, Salı   Şiirlerle Büyüsün Çocuklar...
09 Temmuz 2008, Çarşamba   Yalnızlık ve yeşeren düşünceler...
17 Haziran 2008, Salı   Çocuğuma okul arıyorum...
10 Haziran 2008, Salı   Ölüm
29 Mayıs 2008, Perşembe   Öğretmen olmak...
21 Mayıs 2008, Çarşamba   Kendi dünyasında tanrı olmak...
23 Nisan 2008, Çarşamba   Sen Kaderimsin...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2122 1.2207
1 STERLİN 2.1588 2.1749
1 EURO 1.7582 1.7706



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

OKUYUCU GÖRÜŞLERİ

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Unutulduk!!!

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(39)...

Akay Cemal

Paylaşıma var mısın, yok musun?..

Ahmet Tolgay

Trodos: Dünü ve bugünü...

Bilbay Eminoğlu

Bakalım buna ne diyecekler?

Hüseyin EKMEKÇİ

Sonay Adem ne demek istedi?

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Aysu Basri

İRADE ve ÖDEV

Dr. Umut Altunç

Ateşli Çocuğa Nasıl Yaklaşmalı?

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Türem Delikurt

Tüp Bebek Yöntemi: 30 yıllık bir geçmiş ve...

Dr. İsmail KEMAL

Müzakereler başlarken

Emin AKKOR

Zayıf halka bulunup, çekiliyor

Oğuz Metiner

Ramazan'a girerken

Psikolog Ayla Kahraman

OKUL

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Aflatoksinden korkmalı mıyız?

Mehmet RATİP

Nagasaki'den Kıbrıs'a, Weller'...

Dr. Orhan Aydeniz

Dünya Barış Günü

Harid Fedai

(Geçen haftanın devamı)





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital