|
Beste SAKALLI
Bazı insanlar doğuya benzer. En zor zamanlarında, gecenin ceplerine birkaç kuruş sıkıştırıp, gönderirler, elleriyle sana sabahlar getirirler. Unutursun hatırlatırlar, birazdan güneş doğacağını en yüksek sesleriyle kulağına fısıldarlar.

Bazı insanlar doğuya benzer. Gözlerindeki düş kamışı süpürgeyle, üzerinde birikmiş gölgeleri kenara iterler. Kamaştırırlar yüreğini teselli deyişleriyle. Şefkatli sesleriyle, tahriş olmuş umudunun kanadına, mavi bir özgürlük ekelerler. Kar yağar damlarına, eritirler. Üşüyen sevincine el örgüsü sıcaklık işlerler.
Işık getirirler içindeki türlü çiçeklere, açar tavşankulakların, gecetütenlerin açar, nergislerin başını çıkarır bakar, petunyaların türlü renklere kaçar. Toprağına, filizlenen yapraklarına, köklenmeye çalışan ağaçlarına ve uzamak için uğraş veren dallarına, yumulmuş narçiçeklerine, gönlünün kenarına çömelmiş portakal çiçeklerine, can çekişen türlü bahar meyvelerine soluk serperler.
Yeni bir gün olurlar. Yaralarının iyileşmesi için ilaçlı bir yara bandı, her şeye yeniden başlayabilmek için yeni bir şans, dilini yakacak sabah çayını içerken, kavgalı bıraktığın dünü düzeltmek için yeni bir sayfa, yüreğini o vapura bindirmemek için yeni bir karar, kalmak için yaşamanın ortasında yeni bir neden olurlar. Seni ısrarla güzel olana baktırırlar. Her kötülüğün içindeki iyiliği didik didik arayıp bulurlar.
Gözlerini güneşin başköşesine oturturlar.
Bazı insanlar doğuya benzer. O koyu mavi, küçük nazar boncuğu gibi, huzurunun göğsüne altın kaplamalı bir tebessümle ilişiverirler. Eski, güzel anıların sarı çerçevesindeki tozları üfürürler, uzun zaman aralamadığın o ahşap dolabın kapısını aralayıp naftalin kokulu mutluluk giydirirler. Buruşturup fırlattığın kağıtları odalarından toplayıp, şiirlerine aşk getirirler. Katmerli aydınlığa bulayıp seni, başından aşağı ferahlatan yağmurlar gibi bardaktan boşanırcasına yaşam dökerler.
*****

********
POSTA KUTUSU
gözleri üşümüş bir çocuk gördüm düşümde
yanı başımda dururken ayrılık olmuyordu bırakmak kıyısına asıldığımız ucu ucunca yetiştiğimiz
bir hayatın sessiz gözyaşlarıydı bunlar ıssızca akıp durdu bir bir vadiden sanki zamanın aşındırdığı bir vadi buralar bize uymuyor ya da biz uymuyoruz buralara ne yapsak dağlara mı dönsek
daha yeni geldik ya orda sevgiyi unuttuk bir başına bıraktık kimbilir ne haldedir şimdi.. yalnız mıdır.. üzgün mü.kırgın mı.. ah hayat seni nerden asmalı sana ne işkenceler yapmalı seni hangi dipsiz kuyulara atmalı ya da gözleri üşüyünceye kadar kutuplara sürmeli
Mustafa KAYA
********
‘İyi şiir kökünü hayattan, topraktan, sudan, havadan, insandan alır. İnsanda filize durur, insanda çiçek açar, insanda yemiş verir, insanı besler. Ruhunu, ufkunu… İyi şiirde dize vardır. Dalın yemişi, arının balı neyse, şiirin dizesi de odur. Dizesi yoksa şiir yoktur.’ Nihat
Behram, Yaşamanın Genç Kalmanın Gizi, Su, Toprak ve Havanın Yani Hayatın Doğal Parçası Olmaktır, Alaz Edebiyat Dergisi, Haziran-Temmuz-Ağustos 2007.
**********

|