Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
SİNEMALARDA GÖSTERİMDE OLAN FİLMLER
Gönyeli KTSYD Kupası'na da göz dikti: 7-6
Cihangir Turan ile turladı:1-0
BİR YASTIKTA 50 YIL
Rum yönetimi, 100 bin Euro'ya kadar olan mevduatlara teminat verecek
Simitis: Her iki tarafın da çıkarlarına saygı gösterilmeli
Basketbol hakemleri hazırlıklarına başladılar
Kara Kitap
DİSİ: Rumlara hizmet edecek bazı takvimler var
PORTRE BARMEN Hüseyin Dermuş

YORUMLANANLAR
Avukatlara getirilen yasak hukuka aykırı [1]
Çiftçi ve hayvancıya DESTEK PAKETİ [1]
UBP anahtarı UBP'lilerde olmalı [2]
Büyük sınav [1]
Gazimağusa'da 26 köyde elektrik kesintisi yapılacak [1]
Mahkemelerden rekor cezalar [1]
Küfür etti diye öldürüyordu [1]
Bulutoğluları: Artık ipler koptu [2]
4 ay hırsızlıktan arandı adaya girerken yakalandı [1]
14 yaşındaki kızla cinsel ilişki [3]



'KAYIP BABA'YI BEKLEMEK

Beste SAKALLI

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   27 Ocak 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Dişini sıkınca geçmeyecek bir acıdır

'KAYIP BABA'YI BEKLEMEK

Dişini sıkınca geçmeyecek bir acıdır 'kayıp baba'yı beklemek. Çocukların şiirler okuduğu okul bahçelerinin, heyecanla tezahürat yaptığımız futbol maçlarının oynandığı o sahaların, bizi bize kavuşturan bu asfaltların altında, köy yamaçlarında, tarih kitaplarının küllerini savurduğumuz tarlalarda, harnup ağaçlarının gölgelerinde kayıp bir babanın kemiklerinin yattığını bilmek acıdır. Bütün ülkenin topraklarına yayılmış gibidir o en sevdiğin insan. Her sabah; herkesi, her şeyi, her yeri durdurmak istemektir. Altüst etmek istemektir kurlarını bu umarsızca ve hiçbir şey olmamış gibi süren yaşamın, çünkü bu ülkede bulunamamış bir baba vardır bir yerlerde.

Bütün çiçekleri kulaklarına yanaştırmaktır, çiçeklerine kazınmış kokusu 'kayıp baba'nın, bir şey der belki diye. Kökleri derinlere uzanan bir ağaçtan cümleler ummaktır kemikleri gördüğüne dair. Çatlakları dolduran ve yağdığı yerin damarlarını sarsan yağmurlardan bir selam aramaktır 'baba'dan.

Dişini sıkınca geçmeyecek bir acıdır 'kayıp baba'yı beklemek. Zamanla aynı yöne bakamamaktır ve teşebbüs edememektir büyüyemeye asla babası yanında olan bir çocuk kadar. Uyuyamamaktır, babasının dizlerinde bir kedi gibi kıvrılıp, uyanıklığını iflasa sürükleyen bir çocuk kadar. Duyamamaktır, adını babasının sesinden duyan bir çocuk kadar.

Bir ihlal geçir aklından, bir felç geçir, başkasında gördüğün en kötü hüznü, ter içinde sayıklayarak uyandığın bir sabahı geçir. Olmadıysa hâlâ, at ateşe kalemini, gör bir şiirin doğmadan öldüğünü. Bir 'şey' geçir aklından, bir 'şey' ki adı acıdan gelme ama acı'yı çoktan sollamış bir 'şey. Bir kapı tıkırtısını, bir telefonun bağırışını, karanlıktaki ayak izini, yabancı bir sesi ümit yapan bir 'şey'. Bir 'şey' geçir aklından, ümitten soğuyan ama ümit etmekten başka çaresi olmayan birinin hissettiği bir 'şey'.Toprağı dürtüp 'baba kalk' dedirtebilecek bir duyguyu tanımlayabilen bir 'şey'.Bütün binaları tek tek kaldırıp, altına bakabilme gücünü kendinde bulabilme hissini anlatan bir şey düşün. Kayda geçmemiş bir ölüm gibi, kayda geçmemiş bir acıdır 'kayıp baba'yı beklemek. Dişini sıkınca geçmeyecek bir acıdır.

 

***

Ne garip... Bu beklemelerle, bu acılarla sıyrılıyoruz kimliklerimizden bugün. Kırk yaşına gelsek bile 'kayıp baba'larımızı bir Türk bir Rum gibi değil bir çocuk gibi beklerken, dillerimizi ağızlarımızdan savururken ve sözü gözlerimize devrederken sıyrılıyoruz. Geçmeyen şu yaz'ın üzerine bir kış gibi devriliyoruz, o kırılgan kar taneleri gibi yuvarlandıkça, iki toplumun birbirini anlamadığı manzaraları, örtüyoruz.

Şu beğenmediğimiz acılarla bakabiliyoruz yüzümüze ancak birbirimizin, ne garip. Şu burun kıvırdığımız, ısrarla flört etmekten kaçındığımız şu acılar yapıyor kağıtların, süreçlerin, toplantıların, zirvelerin ve zırvalamaların yapamadığını belki de. Babasının kemikleri bulunamamış bir Kıbrıslı Türk'ün gözyaşı, babasının kemiklerinden haber gelmiş bir Kıbrıslı Rum'un omzuna hiçbir ara bölgeye gerek duyamadan düşerken, anlıyoruz en çok birbirimizi çünkü. Şarkıları, türküleri, şiirleri hepsini susturuyor bir insanın en içinden hissettikleri. Bir insanın acısının sesi dışlıyor tüm müzakereleri. Acımızı en duyduğumuz noktada gizleniyor çünkü barış...Bir insan gibi ve bir insan kadar davranabildiğimiz ve anlayabildiğimiz noktada.Kalıntılarımızda ama yine de inandıklarımızda...Yoklasak yüreğimizin hemencecik altında...

AYNI MEMLEKETTE DEĞİL AYNI MEMLEKETİ YAŞAMAK

Şubatın ikinci haftasında Londra'da, Londra Türk Radyosu ve değerli gazeteci Ertanç Hidayettin'in girişimleri sonucu düzenlenecek şiir söyleşisi ve programlara katılmak üzere Londra'ya gidiyorum. Televizyonda program yaptığım sürece de yurt dışından özellikle Londra'daki izleyicilerden elektronik postalar alırdım. Bu postalardan çoğunda izleyiciler, Kıbrıs'ta basılan herhangi bir kitabı Londra'da bulamadıklarından yakınırdı. O dönemde bazı dağıtımcı şirketleri arayıp sorduğumda, sorunun temelinde, gönderilecek adres ve gönderilen kitaplarla ilgilenecek birinin/şirketin olmadığı yönündeydi. Ne acı ki bugün de hala değişen bir şey yok. Burada basılan kitapların hiçbiri Londra'ya ulaşmıyor.

Oysa burada basılan kitapların; bu coğrafyanın, bu ülkenin nabzını tutan yazılar içermesi dolayısıyla büyük önem taşıdığına inanıyorum. Bu coğrafyanın yazarları; farklı bakış açılarıyla, birikimlerini, anılarını, görüşlerini, araştırmalarını bu kitaplar sayesinde su yüzüne çıkarırlar. Bu noktada bu kitapları okumamak, onlardan haberdar olmamak, ne yazık ki orada yaşayan vatandaşlarımızın gündemleriyle gündemimiz arasına upuzun bir mesafe koyuyor diye düşünüyorum.

***

Geçenlerde özel bir televizyon kanalında Londra'daki Kıbrıslı Türklerle yapılan bir röportajı izledim.Genç bir anne en son üç yıl önce Kıbrıs'a geldiğini söylüyordu, mikrofon uzatılan başka biriyse asla Kıbrıs'ta yaşayamayacağını vurguluyordu..Bir an bu kadar mı başkaları olduk diye ürktüm.Artık Kıbrıs, Londra'daki yeni nesil için yalnızca büyüklerinin anlattığı bir masal mıydı?

***

Ama diğer yandan da uyduda yayın yapan medya kuruluşlarının sayısındaki artışla, yurt dışındaki bu vatandaşlarımızın programlara katıldıklarını, buradaki sorunları daha net gördüklerini ve yorumladıklarına şahit oluyoruz.Yani bir köprü olunca hepimiz birbirimize yürüyoruz.

Bu bağlamda önemli olan aynı memlekette değil, aynı memleketi yaşamak. Uzakta yaşayıp birbirimizden, yaşadığımız süreçlerden doğru şekilde ve şeffaf bir şekilde haberdar olmak. Burada basılan kitapları Londra'daki raflarda görmek için geç bile kaldık. Hiç kuşku yoktur ki bu girişim, bu kitapların yazarlarıyla söyleşileri, ziyaretleri ve temasları da doğuracaktır. Bu konuyla ilgili oradaki derneklerin, ilgililerin buradaki yayımcılarla biran önce iletişime geçmesi gerek. Birbirimizin sanatından, yaşamından ve yazdıklarından daha fazla ayrı düşmemek adına...

Posta Kutusu

Bitsin Sene

Bırak gecip bitsin sene

İki yüzlü bayramlar

Büyülü yaz gelsin gene

Sır perdeleri açılsın sabaha

Ne arkadaş ne de kardeş sevgisi

Açılsın hayatımda yeni bir sayfa

Gurbetin macera kitabında

Bir tek sen kalmalısın hayatımda

Bir de çemberin içinde gurbet

İhtiyacım yok arkadaşa dosta

Yeter ki bu çıkar dünyasında

Herkes ve her şeyden uzak

Beni içten sevginle mutlu et

Zihni Özselmanoğlu

'İnsanoğlunun değeri bir kesirle ifade edilecek olursa; payı gerçek kişiliğini gösterir, paydası da kendini ne zannettiğini. Payda büyüdükçe kesrin değeri küçülür.'Tolstoy

   1359 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
07 Eylül 2008, Pazar   YUMUŞAK YAZILAR
31 Ağustos 2008, Pazar   BİR EYLÜL KARŞILAMSI
24 Ağustos 2008, Pazar   BELKİ ATILIR DİYE AYRILIK İÇİNDEN...
17 Ağustos 2008, Pazar   AŞK, ALIŞMAK VE YAŞAMAK...
10 Ağustos 2008, Pazar   ÇOCUKLUK FOTOĞRAFLARI
03 Ağustos 2008, Pazar   KAPILAR
27 Temmuz 2008, Pazar   BENİ YAĞMURA BIRAK
20 Temmuz 2008, Pazar   ALMANYA, ŞİİR VE YOLCULUKLAR
13 Temmuz 2008, Pazar   GÖZLERİNE DAĞILIRDI BENİM ANNEM
06 Temmuz 2008, Pazar   II. Uluslararası Şiir Buluşması



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.4210 1.4310
1 STERLİN 2.4073 2.4252
1 EURO 1.9296 1.9432



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

ÇIKARLAR MI KORKULAR MI?

Ali Baturay

EROĞLU DÖNMELİ MİYDİ?

Hasan Hastürer

Şimdi obir taraftan ucuz olduk... Tamam mı...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(43)

Akay Cemal

Desmond Tutu'yu kim tutar?..

Ahmet Tolgay

LAFORİZMALAR

Bilbay Eminoğlu

Okurlardan güncel konulara ilişkin görüşle...

Omaç BAŞAT

Önce evimizin içini temizleyelim

Hüseyin EKMEKÇİ

Cevap hakkı...

Dilek ÇETEREİSİ

Kuliste içtiler salonda oy verdiler

Aysu Basri

8-5 İNSAN HAKKI DÜZENİ

Emin AKKOR

Gerçek kabullenmeden çözüm üretilemez

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Mali kriz ve AB

Oğuz Metiner

Ramazan Bayramınız mübarek olsun sevgili o...

Harid Fedai

Lârnaka Limanı





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital