Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Üvey baba zulmü
Cinayet zanlısı intihara teşebbüs etti
Soyer: Umutluyuz / Ertuğruloğlu: Çözüm olmaz
Gönyeli'nin feryadı
Pars ve Miroğlu anılıyor
Hande Yener plakçısı Erol Köse ile yollarını ayırdı
Rum öğretmenler genelgeden memnun
Romeo ve Anna Kiss çifteleyecek
Yanlış Maraş raporu gönderildi iddiası
Bolt şans tanımadı
"Mete Adanır Stadı, Girne takımlarını kurtaracak"
" Sivas 93" sahnelendi
Tenis'te yarı finalistler belli oldu
Yenikent basketbol ile coştu
Play-offlarda haftanın programı
Maçlar farklı geçiyor

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Sürdürülebilir Ekonomik Büyüme Vizyon Gerektirir

Mustafa BESİM

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   4 Mayıs 2007, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Vizyon sahibi olmak, "geniş görüşlü olmak" ya da "uzağı, geleceği görmek" günümüzde bireylerin, ailelerin, işletmelerin ve toplumların başarısını ve geleceğini etkileyen unsurlardır. Vizyonlu olmak insanoğlunu motive eder, strateji geliştirmesine neden olur, planlı ve verimli olmasını sağlar. Bu da, daha mutlu ve daha sağlam bir gelecek değil midir aslında? Hani o insanlık tarihi boyunca, hep aranan hep istenen gelecek nesillere daha güzel bir ülke, daha refahlı bir yaşam bırakabilme uğraşısı...

Bu küçücük adamızda, Kuzey Kıbrıs'ta son beş yılda tarihimizde görülmeyen en yüksek oranlı ekonomik büyümeleri yaşadık. Bu büyüme kayda değer ve umut verici olsa da, beraberinde hiç kuşkusuz belli soruları da getirmiştir. Bu soruların başta geleni ve sanırım en önemlisi de, bu ekonomik büyümenin ne kadar devam edebileceği ve sürdürülebilir olup olmadığı ile ilgilidir...

Bu soruya cevap verebilmek için bu yaşadığımız ekonomik gelişimlerin kaynaklarına, gelinen aşamada ekonomik dengelere ve gelecek için öngörülen ekonomik politikaları incelememiz gerekir. Bu çerçevede ekonomideki gelişimin kaynaklarına baktığımızda, özetle:

1- 2002 yılı itibarıyla enflasyon ve faiz oranlarının düşüşe geçmesi ve döviz kurlarındaki istikrar, yaşanan krizlerden dolayı ertelenen tüketim ve yatırım talebinin artmasına ve ekonominin büyüme trendine girmesine neden olmuştur.

2- 23 Nisan 2003'te kapıların açılmasıyla Kuzey Kıbrıs ekonomisi yeni bir ekonomik döneme girmiş, tüm ekonomik faktörler ile mal ve hizmetlerin tam dolaşımına imkân vermese de, Kuzey ekonomisine yeni bir dinamizm ve kaynak aktarımı sağlamıştır.

3- Siyasi gelişmelerin (Annan Planı) yerli ve yabancı yatırımcılar tarafından olumlu algılanmış ve özellikle mülkiyet rejiminin kabul görmesi, tüketim ve yatırım davranışlarını olumlu etkileyerek inşaat ve konut piyasasında büyük gelişmelere neden olmuştur.

4- Son olarak da Türkiye Cumhuriyeti'nin altyapı yatırımları ve diğer gerekli bütçe imkânlarının sağlanması için verilen mali kaynakların artması da, ekonomin genişlemesine destek olmuştur.

Kısaca özetlemeye çalıştığım ekonomik büyüme kaynaklarından da görüldüğü gibi bu yüksek oranlı büyüme, ne yapısal düzenlemelerden, ne bir reformdan, ya da verimliliğin artmasından gerçekleşmemiştir.

Ekonominin bu derece büyümesinin ana kaynağı siyasi gelişmelerin piyasalarca olumlu algılanması, enflasyon, faiz ve döviz gibi makroekonomik göstergelerin istikrara kavuşması ve TC mali desteğini artırmasından kaynaklanmıştır. Burada tabi ki belirlenen siyasi vizyonun kabul görmesi, ekonominin bu ölçüde büyümesinin temel kaynağıdır.

Peki, nereye doğru gidiyoruz? Bu milli gelirdeki umut verici artışlar, ekonomideki temel sorunlarımızı giderdi mi? İleride olası olumsuz iç veya dış siyasi gelişmeler sonucunda ekonomimiz nasıl etkilenecektir?

İşte bu noktada, ekonominin geldiği duruma baktığımda, yapısal sorunların hâlâ devam ettiği ortadadır.

Kamu sektörünün ekonomideki ağırlığı, kayıt dışı ekonomi sorunu, kamu yönetimi sorunu, bütçedeki yapısal sorun, sosyal güvenlik çıkmazı, özel sektörün kurumlaşma ve ekonomiyi yönlendirme kapasitesi sorunu gibi birçok bizim kapasitemizde olan temel sorunlar hâlâ çözümlenmemiştir.

Halbuki özellikle ekonomilerdeki temel sorunları çözmek için gereken reformlar ki bunlar genelde sancılı olur, çoğu zaman ekonomik büyümenin sağlandığı dönemlerde gerçekleştirilir. Bu tercih, özellikle halkın ödemesi gereken ekonomik ve sosyal maliyeti fazla hissetmemesine neden olur.

Fakat bizim ekonomik tarihimize baktığımızda, ekonomik reformlar genelde krizler yaşandığı dönemlerde, "ekonomik paketlerle" gündeme gelir. Bundan dolayı ödediğimiz bedeller, meclisi basacak kadar, her zaman daha ağır olur.

Bunun daha da kötüsü, bazen aldığımız tedbirleri, sonrasında sulandırarak toplum olarak boşuna bedeller de ödemiş oluyoruz. Sonucunda temel sorunları çözmediğimiz için sürdürülebilir bir ekonomik büyümeyi sağlayamıyoruz.

Bence bunun en büyük nedeni, ekonomik vizyonumuzun olmayışından kaynaklanmaktadır. Ortaya konulan siyasi vizyon sonucunda sağlanan kazanımların sürdürülebilir kılınması için siyasi vizyonu tamamlayıcı kılacak, destekleyecek ekonomik vizyon şarttır. Ekonomik vizyon, ülke insanının siyasi tercihiyle, sosyal yaşantısının gelişimini ve çevresel olguları içeren ve paralellik gösteren, birbirini tamamlar nitelikte olmalıdır.

Ekonomik vizyon ile birlikte, stratejiler, kaynak kullanımı ve bütçesi ile bir takvim ortaya konulmalıdır.

Örneğin sürdürülebilir ekonomik büyüme için güçlü bir mali yapıya ihtiyaç olduğu malumunuzdur. Eğer bu yönde bir hedef var ise, bunun için maliye politikaları nelerdir? Güçlü mali yapının oluşması için, gelecek yıllarda vergi, harcama ve kamu çalışanları maaş politikası ne olacaktır?

Bütçe açıklarının finansmanı için kamu borçlanma gereği ne olacaktır ve bu kaç yılda nasıl sürdürülebilir bir yapıya gelecektir?

Zarar eden ve bütçeye büyük yükler getiren belli kamu kuruluşları vardır. Bunlar ile ilgili kamu politikası ne olacaktır?

Kamunun ekonomideki rolü ne olacaktır? Kamu özel sektöre alternatif yoksa özel sektörün ekonomideki tamamlayıcı ve denetleyicisi mi olacaktır? Buna karar verilmesi gerekmektedir. Bu da vizyon ile ilgilidir.

Eğer vizyonumuz özel sektörün gelişimini sağlamak ise, bu yöndeki politikalarımız (stratejilerimiz) nelerdir? Özel sektörün gelişimi için gereken altyapı yatırımları hangi kaynaklardan ve hangi bütçe ile sağlanacaktır?

Ancak belirgin ekonomik vizyonumuz olması ve onun tamamlayıcıları olan stratejiler, kaynak kullanımı, bütçe ve takvim sayesinde yapısal sorunlarımızı çözme yolunda adımlar atabileceğiz. Aslında bunlar siyasi çözüm gerektirmeyen, kendi kendimize çözebileceğimiz yapısal sorunlarımızdır. Bunları gerçekleştirmez, zayıf bir mali yapıyla, dış şoklara çok duyarlı ve kırılgan bir ekonomik yapıyla devam edersek eğer, siyasi sorunlarımızın çözümüne de katkı koyamayız.

   1924 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
05 Eylül 2008, Cuma   Ekonomik taçlandırma ortaklığı kalıcı kılar
29 Ağustos 2008, Cuma   KKTC ÜNİVERSİTELERİ İMAJI
24 Ağustos 2008, Pazar   ENFLASYONA DEĞİL PAHALILIĞA BAK!
16 Ağustos 2008, Cumartesi   EKONOMİDE HAYAL DÜNYASI
08 Ağustos 2008, Cuma   Kıbrıs görüşmelerinde ekonomik prensipler
11 Nisan 2008, Cuma   LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT
04 Nisan 2008, Cuma   YAGA ile ekonomik vizyon
28 Mart 2008, Cuma   MERKEZ BANKASI GÜVEN VERİYOR
21 Mart 2008, Cuma   KÜRESEL FİNANSAL KRİZ DERİNLEŞİRKEN
14 Mart 2008, Cuma   Teşhis yok reçete yok


Yorum Sayısı:   1
  Çağla         - lefkoşa 05 Mayıs 2007, Cumartesi 05:54 
Kıbrıs gazetesini tebrik ederim. Artık gazeteniz Musatafa Besim'le çok daha zengin...


DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2122 1.2207
1 STERLİN 2.1588 2.1749
1 EURO 1.7582 1.7706



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

KIBRIS TV VE YENİ DÖNEM

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Narenciyenin kıymetini bilmedik, bilemedik...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(39)...

Akay Cemal

"Bir plastik sandalyeyi bile çok gördü...

Ahmet Tolgay

LAFORİZMALAR

Bilbay Eminoğlu

Hükümete bir anımsatma: Petrol fiyatları t...

Hüseyin EKMEKÇİ

Doktorun değeri...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Aysu Basri

DİN DERSLERİ

Dr. Umut Altunç

Ateşli Çocuğa Nasıl Yaklaşmalı?

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Türem Delikurt

Tüp Bebek Yöntemi: 30 yıllık bir geçmiş ve...

Dr. İsmail KEMAL

Müzakereler başlarken

Emin AKKOR

Zayıf halka bulunup, çekiliyor

Oğuz Metiner

Ramazan'a girerken

Psikolog Ayla Kahraman

OKUL

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Aflatoksinden korkmalı mıyız?

Mehmet RATİP

Robert Walser'i okumamanın ızdırabı

Dr. Orhan Aydeniz

Dünya Barış Günü

Harid Fedai

(Geçen haftanın devamı)





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital