Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Sigara artık yasak
Annesini dövdü, tutuklandı
Mecbure Esen kurtarılamadı
Banka soygunu soruşturması sürüyor
Cinayette son 4 gün
Şimdi de Avrupa sallanıyor
Büyük Av açılmadan, kaçak av başladı
Greeny sarmaşıkları Girne'de tanıtıldı
"Cezaeviyle ilgili iki önemli hususta anlaşma sağlandı"
Futbolda transfer dönemi sona erdi

YORUMLANANLAR
Arasta'ya 6 milyon [1]
Piknik alanı değil çöplük [2]
Özmen Yılancılar baba oldu [2]
Türkiye'de saldırı, 15 asker şehit [1]
Güney zengin Kuzey pahalı [2]
Rum muhalefet kanadından gençlerin tutuklanmasına sert tepki [2]
BİR YASTIKTA 50 YIL [1]
Çağlar ve Özgürgün, AKPM'nin Kıbrıs kararını değerlendirdi: [2]
Kıbrıs Türk tarafına tuhaf çağrılar yapılıyor [2]
Lefkoşa'ya cami yapacakmış [19]
Tadı bozuk, yenecek pilav değil [1]
Cezaevini yaktılar [2]
Rumlar AKPM kararına tepki gösterdi [1]
Rapor tek taraflı [3]
Kermiya'da bayram izdihamı [4]



VERGİ BİLİNCİ VE VERGİ KAÇAKÇILIĞI (1)

Mustafa BESİM

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   1 Haziran 2007, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Bu yazımda pek çoğumuzun konuşmaktan hoşlanmadığı, fırsat bulduğunda kaçındığı veya kaçırmak istediği bir konuyu işlemek istiyorum. Vergi konusunu!

   Hani tükettiğimiz hemen hemen her mal veya hizmet için ödediğimiz tüketim vergileri. Her ay alın teriyle kazandığımız gelirlerimizden kesilen gelir vergileri ile yazın kapıda olduğu bu aylarda kazançlarını beyan edecek şirketlerden alınacak kurumlar vergisini....

   Neden devlet bireylerin gelirlerine ortak, şirket kazançlarından hissedarların paye aldığı gibi vergi olmak ister?  

   Vergi verme ve devletlerin vatandaşlarını vergilendirmesi en eski meslek olan fahişelik kadar eski olmasa da, tarihçesi Mısırlılar, Çin, eski Yunan ve Romalılara kadar dayanır.  

   İşbölümü ve dayanışmanın zorunlu kılınmasıyla “toplum” halinde yaşamaya başlanıldığı günden itibaren, vergi insanoğlunun hayatına girmiştir. Toplum olarak yaşayan bireyler kendi tüketimleri ötesinde ortak hizmet ve malları kullanma ihtiyaçları oluşmuştur. Bunlarda kamusal hizmet ürünüdür.

   Bu kamusal hizmetleri sunan devlet veya benzeri siyasi yapıların belli finansal kaynaklara ihtiyacı vardır. İşte devlet bu finansal kaynakları vatandaşlarını vergilendirerek elde etmiş ve kamusal hizmetleri sunmaya çalışmıştır.  

   Eski zamanlarda vergi ödeme her zaman için para ile yapılmazdı. Çinliler vergilerini, ürettikleri çay ile öderken eski Yunanlılar ve Romalılar vatandaşlık bedellerini ki bu bir vergi idi, askerlik hizmeti ve kendilerine ait savaş araç gereçlerini sunarak ödediler. Sonuçta toplum olarak yaşayabilmek,  toplumun bir parçası olmak için vergi ödemek gerekmektedir.

   Sağladığı can güvenliğinden tutunda, eğitim, sağlık ve diğer kamusal hizmetlere kadar bütün sunulan imkânlardan yararlanmak için her zaman devlete bir bedel ödenmiştir ve bunun adı da “vergi” olmuştur.

   Verginin kitabi tanımında iki temel özelliği vardır. Bunlardan birincisi, verginin zorunlu bir ödeme olması ile ilgilidir. Devlet gücüyle tahsil edilen bu kaynak, devletin kanunlara dayanarak tek taraflı olarak gerçekleştirdiği bir uygulamadır.

   Yani hiç bir vatandaş “vergi vermemek” gibi bir yasal hakka sahip değildir.  

   İkincisi ise verginin karşılıksız (tek taraflı) konulmasıdır. Bu da vergi ödeyenin bu ödeme dolayısıyla devletten dolaysız bir hizmet isteme hakkının doğmaması demektir. Kişi vergi ödediği için değil, ancak yurttaş olduğu için devletten bazı hizmetlerin yapılmasını isteyebilir.

   Vatandaş “ben bu kadar vergi veriyorum, ama kaliteli bir eğitim, yeterli sağlık hizmeti ve gerekli diğer kamu hizmetlerini alamıyorum” dediğinde, devleti ona asla “tamam o zaman artık bana vergi verme, kendine seni tatmin edecek özel eğitime ve daha iyi sağlık hizmeti verecek özel bir hastaneye veya klinik bul” demez. Deyemez.

   Teorik olarak evet, dememesi lazımdır. Ama gerçekte, vatandaş devletin uyguladığı vergi ve harcama politikalarını beğenmez, benimsemez ise, vergiden kaçınmak için elinden geleni yapar.

   Devletin uyguladığı vergi oranları mükellefe göre yüksek ise kaçırmak için imkânlar yaratarak bir yolunu bulur ve vergi kaçırır.

   Devlete verdiği verginin karşılığında istediği eğitim hizmetini alamaz ise tabiî ki vergi kaçırıp, o kaçırdığı ile eğitim hizmetlerini özelden almaya çalışacaktır.

   Vatandaş alın teri ile kazandıkları gelirleriyle ödedikleri vergilerin devlet tarafından doğru sahalarda kullanıldığını görmezler ise, bunu kaynakları israf etmek olarak tanımlayacaklar ve tabiî ki vergi vermekten kaçınacaklardır.

   Vergi mükellefleri ülkedeki kamu hizmetlerinin, yol, su, elektrik ve diğer yatırımların kendi vergileri ile yapıldığını hissetmesi ve görmesi gerekmektedir. Eğer bunu görmez ve “nede olmasa bu yatırımları ve bu hizmetleri birileri günün sonunda finanse edecektir” kanısına varırsa, mükellef olma özelliğini yitirirler ve bu vatandaşlık görevini yerine getirmezler.

   Bu da tabiî ki bir taraftan, devletin kaynaklarını nasıl kullandığını sorgulamayan bir toplum (bütçe hakkı olmayan bir toplum), ve diğer taraftan ise vatandaşlık görevini yerine getirmememsine rağmen hesap sormayan veya soramayan bir devlet.

   Eski çağlarda, krallıklar döneminde çok yaygın olarak söylenen bir söz varmış: “ Krala, asilzadeler kanlarını, papazlar dualarını, halk da vergisini verirmiş.”  Gelecek yazımda, KKTC’de krallık dönemi çoktan bittiğine, papazlarda olmadığına göre, halkın Devletine vergi verip vermediğin işleyeceğim.

   Neden Kuzey Kıbrıs’ta yaratılan gelirin %50’si Devlete beyan edilmemektedir? Neden Devlet bu yüksek oranlı vergi kaçakçılığı için bu küçücük ekonomide önlemler alamamaktadır? Vergi kaçakçılığına neden olan Devlet midir?

   1303 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
26 Eylül 2008, Cuma   İYİ HABER!
19 Eylül 2008, Cuma   MEVCUT BÜTÇE YAPISIYLA YAŞAM KALİTEMİZ ARTAMAZ
12 Eylül 2008, Cuma   EKONOMİK DURAKLAMA SOSYAL GÜVENLİĞİ DE VURDU!
05 Eylül 2008, Cuma   Ekonomik taçlandırma ortaklığı kalıcı kılar
29 Ağustos 2008, Cuma   KKTC ÜNİVERSİTELERİ İMAJI
24 Ağustos 2008, Pazar   ENFLASYONA DEĞİL PAHALILIĞA BAK!
16 Ağustos 2008, Cumartesi   EKONOMİDE HAYAL DÜNYASI
08 Ağustos 2008, Cuma   Kıbrıs görüşmelerinde ekonomik prensipler
11 Nisan 2008, Cuma   LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT
04 Nisan 2008, Cuma   YAGA ile ekonomik vizyon



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.3326 1.3419
1 STERLİN 2.3424 2.3598
1 EURO 1.8113 1.8240



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

ASLA İZİN VERMEYECEĞİZ...

Ali Baturay

CEZAEVİNDEKİ SORUNLAR

Hasan Hastürer

"Beş YTL'lik dana eti kuyruk yağı ...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(43)

Akay Cemal

Ya; Talat, KKTC'den söz etseydi?...

Ahmet Tolgay

Ülkemizdeki yabancıların sorunları...

Bilbay Eminoğlu

Görünen köy kılavuz istemez

Omaç BAŞAT

Sabır taşı çatlamaz...

Hüseyin EKMEKÇİ

Cezaevi mi?

Dilek ÇETEREİSİ

Kuliste içtiler salonda oy verdiler

Aysu Basri

KADINA SEKSİLİĞİNİ, ERKEĞE GÜCÜNÜ KAYBETTİ...

Emin AKKOR

Gerçek kabullenmeden çözüm üretilemez

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

ABD hegemonyası zayıflıyor

Oğuz Metiner

Ramazan Bayramınız mübarek olsun sevgili o...

Harid Fedai

Lârnaka Limanı





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital