|
Güney Kıbrıs'taki seçim sonuçları, Kıbrıs sorununda beklenen hareketlenmeleri beraberinde getirdi. BM Kıbrıs özel temsilcisi Michael Möller iki taraf Liderlerini bu ay sonuna kadar bir araya getirmek için büyük çaba harcıyor. Buna paralel olarak gerek Türk tarafı Türkiye gerekse Rum tarafı Yunanistan'la müzakerelerde pozisyonlarını belirlemek için istişarelerini hızlandırdılar. Masanın kurulmasına az kaldı.
Dün Norveç Büyükelçiliği himayelerindeki PRIO Kıbrıs Merkezi'nin "Çözüm sonrası ticari fırsatlar" konulu çalışmanın Ledra Palace'daki sunumuna katılma fırsatım oldu. Çalışmada gerçekten ilginç tespitler var. Çalışmanın iki kesiminden gelen ekonomistler; Özlem Oğuz, Praxoula Kyriacou ve Fiona Mullen tarafından hazırlanmış olması önemli bir başarı. İki toplum arasındaki bu tür çalışmalar her zaman için iki kesimin kaynaşmasına, karşılıklı anlayışın daha iyi gelişmesine katkı koyabilecektir.
Bu çalışma yapılırken belli ki siyasi meselelere girilmemiş, objektif bir yaklaşım içerisinde ekonomik ve ticari potansiyeller incelenmiş. Aslında her iki toplumun da isteği bu değil midir? Objektif, bilimsel ve siyasetten uzak bilimsel çalışmalar. Tabii ki Kıbrıs sorununu ancak siyasiler çözebilecek. Yalnız siyasilerin bu sorunu çözebilmesi için bu tür çalışmaların ellerinin altında olması her zaman faydalıdır. Bunun yanında toplum bilincini geliştirmek için çok önemlidir. Bu bağlamda bu çalışmanın müzakerelerin başlayacağı yakın gelecek öncesi yapılması isabetli olmuştur.
Konu çalışma, Kıbrıs sorununa bir çözüm bulunması durumunda ne gibi ekonomik fırsatların ve menfaatlerin doğabileceği üzerine yapılmıştır. Aslında bu çalışma ileriye bakıyor. Bu adada yaşayanların Kıbrıs konusunda anlaşmaları durumunda ne gibi ekonomik kazanımlar olabileceği ortaya konuyor.
Çalışmaya göre eğer Kıbrıs'ta bir birleşme olursa bunun getireceği ekonomik kazanç yılda 1.8 milyar Euro olacaktır. Bu da aile başına 5,500 Euro'luk ek gelir anlamına gelmektedir. Hiç de küçümsenemeyecek olan bu tespit, Kuzey Kıbrıs'taki ortalama yıllık maaşların %40'ı Güney Kıbrıs için de %20'si kadardır. Bu tespitler asgari rakamlardır. Çalışmada, özellikle Bakü-Ceyhan boru hattı ve diğer bölgesel gelişmelerin yaratacağı ek gelirlerle bunun çiftelenebileceği belirtiliyor.
Sektör temelinde de belli tespitler ortaya koyan çalışma, özellikle Türkiye gibi büyük bir pazara açılmanın başta Kıbrıslı Rumlara büyük fayda sağlayacağını belirtiliyor. Ticaret ve turizm yanında, inşaat ve emlak, yüksek öğrenim, hukuk ve muhasebe şirketlerinin sunacağı hizmetleri en önemli gelir yaratan sektörler olarak belirlenmiş. Siyasi sorunun aşılmasıyla, yabancıların doğrudan yatırımının da Kıbrıs'ta artması ek gelirlerin yaratılmasına katkı koyabilecektir.
Çalışmada özellikle son yıllarda Yunanistan ile Türkiye'nin yakınlaşmasına dikkat çekilerek, iki ülke arasındaki ekonomik faaliyetlerdeki artışın temelinde siyasi koşullardaki iyileşme olduğu ortaya konulmuştur. Eğer böylesi bir iyileşme ada da olursa bunun ekonomiye katkısının müthiş olacağı argümanı yapılıyor.
Sunuşların bir bölümünde çalışmayı değerlendiren Kıbrıs Rum Ticaret odası Başkanı Manthos Mavrommatis'in, Kıbrıs'ın iki ekonomisinde yaşanan duraklama ve düşük oranlı büyüme sorunlarını açmanın tek çıkış yolunu Kıbrıs sorununda bir çözümde görmesi, Rum işletmelerinin gelecek açısından endişeli ve gerçekten bir arayış içerisinde olduklarını göstermektedir. Bu değerlendirme de aslında Kıbrıs'ta bir anlaşmanın artık yalnız Kıbrıslı Türklerin ihtiyacı değil Kıbrıslı Rumların da ihtiyacı olduğunu işaret etmektedir.
Hiç kuşkusuz Kıbrıs'ta bir anlaşma ekonomik açıdan iki tarafa da fayda sağlayacaktır. Çözümün ekonomik fayda-maliyet analizi bizlere faydanın ağır bastığını, Adalıların bu çözümden ekonomik açıdan kazançlı çıkacaklarını göstermektedir. Burada önemli olan mesele, benzer bir yaklaşımın siyasi açıdan iki kesim tarafından nasıl değerlendirildiğidir.
Eğer iki taraftan biri, müzakerelerde gelinen aşamada kendisini siyasi açıdan menfaat sağlayan değil de bedel öder durumda görür ise çözüm zor olur. Hele kendi açısından algılanan bu siyasi bedel (maliyet) ekonomik faydadan (kazançtan) daha fazla ise, o zaman anlaşma hiç olmaz. Umalım siyasetçilerimiz bunun dengesini bulurlar ve sonuçta "kazan-kazan" olur.
|