Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
İşte kızların hali
Tanınma istemek intihar olur
Zeyna yakaladı, 2 ay hapse çarptırıldı
Azılı dolandırıcı hapsi boyladı
37 ev soyuldu, bir kişi tutuklandı
İşlediği suçlar ortaya çıkıyor
Mecliste Kıbrıs mesaisi
Dereboyu'nda eğlence yola taştı
Köpek balıkları için kendini astı
Bağcıl'ın Bulgarları birbirine girdi
Bandabulya'yı "keşvet, yaşa, hisset"
Akdeniz'in en güzeli: Bellucci
"Dirhemini yiyen köpek, kudurur"
Futbol'da naklen yayın için ihaleye çıkılıyor
37 Suriyeli mülteciye 5'er gün hapislik
Hathaway Venedik'te

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

KUMARBAZIN DRAMI

Psikolog Ayla Kahraman

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   22 Haziran 2007, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Bir yandan riske girmenin dayanılmaz, yürek hoplatan heyecanı; öte yandan kazanmak ve kaybetmek arasındaki farkı yok eden o ince ama keskin çizgi: Kumar.

Kumar ve ilgili birey arasındaki ilişki; yaşamın diğer bütün ilişkilerinin üstünde bir kuvvetle gelişir ve yaşamın bütün önemli ilişkilerine kısa bir sürede egemen olur, baskın olur ve her şeyi siler geçer. Fırtına dindiğinde, yaşamın güzelliklerinden geriye pek bir şey kalmamıştır çoğunlukla. Uğruna her şeyin verildiği kumar; gerçekten her şeyi alarak, çekip gider.

En başta onlar da, herkes gibi "oyun" oynadıklarını düşünmüşlerdi. İstedikleri zaman, istedikleri kadar oynama iradesine sahip olduklarından emindiler. "Oyun"un aslında kumar olduğunun, hem de bir hastalık olarak kabul edildiğinin farkına vardıklarında; bu dramın ikinci perdesi başlamış olur, ne yazık ki. Bu perdede, kumar oynama dürtüsünün kontrolü yitirileli çok uzun zaman olmuştur. Artık başlayan her yeni gün, daha kötüye gidecek bir gündür. Öncelikle, gündelik hayatın küçük sevinçlerinden, hüzünlerinden uzaklaşılmış; ardından sosyal ve ekonomik hayata yönelik yıkıcı yanlışlıklara sıra gelmiştir. Bu durum, bilimsel ölçütlere göre, "kumar bağımlılığı tanısı konulan, kronik ve aşamalı ilerleyen bir hastalıktır" artık.

Bilim adamları kumar bağımlılığını iki grupta incelemektedirler. Birinci gruptakiler, risk almanın getirdiği heyecana bağımlı olan kişilerdir. Kazanan kişi olma ihtimali, adrenalinin tepe noktasına yükselmesine neden olur. Kalabalıkta ve birden fazla kişiyle oynanan oyunları tercih ederler. İkinci grubu oluşturan kişiler, gündelik yaşamın sıkıntılarından ya da kendilerinden kaçarak, kumara yönelirler. İletişim becerileri zayıftır. Tek başına oynanan oyunları tercih ederler. Hangi grubun üyesi olursa olsun; kumarbazın zihninde her an kumar vardır. Kumarı bırakması gerektiğini düşündüğünde, kendini huzursuz ve sinirli hisseder. Onun için "oynamak", can sıkıcı bir durumdan, düşünceden, duygudan ya da insandan kaçmanın rahatlatıcı yoludur. En büyük mücadelesi kaybettiği parayı yerine koymak için tekrar oynamaktır. Kumara olan tutkusunu ve oyun oynama sıklığını gizlemek için kendisinin de inanacağı yalanlar söyler. Bu yalanlar daha sonraları, gerekli finans kaynağını bulmak için yasadışı yollara başvurabileceğinin de işaretidir. İş ve özel hayatındaki ilişkileri zarar gördüğünden, maddi kayıplarını karşılayacak yakınlıkları da kaybetmiştir. Bu da onun, kumarın sebep olduğu zarardan kurtulmak için başka "güvenilir" kişiler aramasına neden olur. Bu noktada, kumarı bırakmaya yönelik girişimlerde bulunsalar da yardımsız başaramazlar.

Ana ya da baba olmak; eş ya da evlat olmak daha can acıtıcıdır kuşkusuz ama kumar bağımlısının dramında hepimize bir rol biçilmiştir. Ailecek oynanan tombala oyunları, zengin olma düşüyle alınan piyango biletleri, kazı-kazan tarzı masum ve kolay görünen oyunlar kumar alışkanlığının gelişmesinde ailenin taşıdığı rolü gösteren birkaç örnek sadece. Kumarın, toplumsal yara haline gelmesinde, okul çocukları arasında bile bu derece yaygınlaşmasında toplumsal hoşgörü sınırlarımızın genişlemesinin de önemli etkisi vardır. Kumar oynanan yerler mahallelerimize kadar girdi. İnternet ortamına bağlandığınız anda kumar davetleri almaya başlıyorsunuz. Piyango biletlerini ise kumar olarak algılamıyoruz bile. Kumarhanelerin cafcaflı reklâmları dergi ve gazeteleri süslemekte.

Kumar oynama dürtüsünün ortaya çıkmasını engellemek için öncelikle ilgili ortam ve durumlardan uzak durmakla işe başlanmalıdır. Aile ve arkadaş çevrenizde kumar, tombala, bahis oyunları gibi alışkanlıkları olan kişiler varsa, çocuklarınızın ortamdan etkilenmemesini sağlayınız. Yanınızda fazla para taşımayınız. Limiti düşük kredi kartı kullanınız. Bahis tartışmalarına katılmayınız ve hemen oradan uzaklaşınız. Yaşam alışkanlıklarınızı değiştiriniz. Sportif faaliyetler, hobiler, entellektüel girişimler edininiz. Kendinize, vücudunuza bakınız. Sağlık sorunlarınız varsa, kurtulmak için harekete geçiniz. Yakınlarınızdan biri kumar oynuyorsa önce onu dinleyiniz. Kumar oynamasının nedenlerini ve derecesini tespit ediniz. Çocuk ise, risklerden ve karşılaşabileceği sorunlardan söz ediniz. Kumarın bir eğlence olduğunu; para kazanma yolu olmadığını ısrarla belirtiniz. Eğlendirmenin ötesinde çok daha fazla tehlikeler taşıdığını örneklerle gösteriniz. Evde oynanan kumar benzeri (okey, pişti, tombala gibi) oyunlara derhal son veriniz. Bunların yerine yaratıcı, eğitici ve eğlendirici yönü olan etkinlikler edininiz. Aile üyelerinden birinde kumar bir alışkanlık halini almaya başladıysa, zamanını dolduracak yeni ve yoğun bir program oluşturunuz. Taşıdığı paranın azaltılmasını sağlayınız ve kumar bir alışkanlık halini aldıysa, mutlaka profesyonel yardım alınız.

Kumarın gölgesinin ülkemizden ve sevdiklerimizden uzak durması dileğiyle esen kalın sevgili okuyucular.

Cevap ve sorularınız için elektronik posta adresim: kahraman__psikolog@yahoo.com

Selamımı tanıdıklar götürdü.

Saygı bekleyince alçaldım.

Kararsızlık bir an sürdü.

Kendini beğenmişlerin ortasında ben kaldım. Özdemir Asaf

   1784 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
05 Eylül 2008, Cuma   OKUL
23 Ağustos 2008, Cumartesi   "AYNA AYNA, SÖYLE BANA KUSURUM NEREDE"
15 Ağustos 2008, Cuma   "DİYABETİK ÇOCUKLAR"
08 Ağustos 2008, Cuma   ÇOCUKLAR DA ZORLANIR
01 Ağustos 2008, Cuma   Utangaçlık
25 Temmuz 2008, Cuma   MESLEK SEÇİMİ
18 Temmuz 2008, Cuma   Bir ilişkiyi korumak ve sürdürmek
11 Temmuz 2008, Cuma   ÖZEL BİR İLİŞKİYE İHTİYAÇ DUYMAK
06 Temmuz 2008, Pazar   Psikososyal istismar
27 Haziran 2008, Cuma   Zamanı yaşamak ya da harcamak


Yorum Sayısı:   2
  elif         - girne 24 Haziran 2007, Pazar 19:34 
bitti bitirdi bizi kumar hemde ikimizde deliler gibi severken içim acıyor lanet olsun hayallerimi umutlarımı yıkan beni hayata küstüren bu illete geçmiş 3 yılımı gelecek ömrümü verdiğim dönüşü olmyan sevdama
  E.D         - GİRNE 24 Haziran 2007, Pazar 19:32 
sevdik ama çok sevdik birbirimizi delicesine sevdalandık bana ilk çıktığımız gün söyledi ama bıraktım ders aldım dedi inandım güvendim çünkü çok sevdim ama bırakmamış bırakamamış 27-06 -2004 tanıştığımız 20/07 2006 ayrıldığımız gün beni ailemi hayallerimi yıktı kumar sevdiğimi aldı beni ölümden daha beter acıyla bıraktı şimdi ağlıyorum içim acıyor her gün pişmanım diyen telefonu bekliyorum ma bişey değişmeyecek onuda bilyorum .adımı lütfen açıklamayın


DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2122 1.2207
1 STERLİN 2.1588 2.1749
1 EURO 1.7582 1.7706



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

OKUYUCU GÖRÜŞLERİ

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Unutulduk!!!

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(39)...

Akay Cemal

Paylaşıma var mısın, yok musun?..

Ahmet Tolgay

Trodos: Dünü ve bugünü...

Bilbay Eminoğlu

Bakalım buna ne diyecekler?

Hüseyin EKMEKÇİ

Sonay Adem ne demek istedi?

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Aysu Basri

İRADE ve ÖDEV

Dr. Umut Altunç

Ateşli Çocuğa Nasıl Yaklaşmalı?

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Türem Delikurt

Tüp Bebek Yöntemi: 30 yıllık bir geçmiş ve...

Dr. İsmail KEMAL

Müzakereler başlarken

Emin AKKOR

Zayıf halka bulunup, çekiliyor

Oğuz Metiner

Ramazan'a girerken

Psikolog Ayla Kahraman

OKUL

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Aflatoksinden korkmalı mıyız?

Mehmet RATİP

Nagasaki'den Kıbrıs'a, Weller'...

Dr. Orhan Aydeniz

Dünya Barış Günü

Harid Fedai

(Geçen haftanın devamı)





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital