Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
İşte kızların hali
Tanınma istemek intihar olur
Zeyna yakaladı, 2 ay hapse çarptırıldı
Azılı dolandırıcı hapsi boyladı
37 ev soyuldu, bir kişi tutuklandı
İşlediği suçlar ortaya çıkıyor
Mecliste Kıbrıs mesaisi
Dereboyu'nda eğlence yola taştı
Köpek balıkları için kendini astı
Bağcıl'ın Bulgarları birbirine girdi
Akdeniz'in en güzeli: Bellucci
"Dirhemini yiyen köpek, kudurur"
Bandabulya'yı "keşvet, yaşa, hisset"
Futbol'da naklen yayın için ihaleye çıkılıyor
37 Suriyeli mülteciye 5'er gün hapislik
Hathaway Venedik'te

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

DOĞUMUN HEMEN SONRASINDA ANNELER

Psikolog Ayla Kahraman

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   20 Temmuz 2007, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Bugünkü konumuz doğum sonrasında annenin karşılaştığı bazı duygusal sorunlar ve davranışsal bozukluklar. Bu konuyu seçmemin nedeni, son zamanlarda sizlerden gelen bazı sorular ve bazı danışanlarımın yaşadığı zorlayıcı durumlar. Bir kadının anne olmakla birlikte yaşadıkları ve yaşayacakları onu seven ve ona değer veren herkesi konunun içine alır.

Döllenmeden itibaren kadın; anne olmaya başlar. Vücudunda oluşmaya başlayan fizyolojik değişimlerin yanında, duygusal ve sosyal değişimlerle de karşı karşıya kalır. Gebelik ve doğum sonrası, anne için gül bahçesinde yapılan bir gezinti mutluluğunda değildir. Aksine kendine özgü rahatsızlıkları ve psikolojik baskıları olan zor bir süreçtir. Doğum sonrasında ortaya çıkan duygusal ve psikolojik bozukluklar, genelde gebeliğin son dönemlerinde ipuçlarını vermeye başlar. Bunlar gebe kadının yakınları tarafından sıkı takip edilmesi gereken belirtilerdir ve gebe kadının içinde bulunduğu duygusal durumu anlamak için de gereklidir. Doğum zamanı yaklaştığı halde geçmeyen bulantı ve kusmalar, giderek daha fazla içine kapanmalar, kendini hasta gibi hissetmeler, ona haksızlık yapılmış gibi dargın durmalar; gebe kadını anlamak açısından önemli belirtilerdir.

Doğumdan hemen sonra, yarıdan fazla annede melankolik bir eğilim gözlenir. Anne, gergin ve yorgundur. Kendisine ve bebeğine kötü bir şey olacağı tedirginliği içindedir. Uykusu bozulur ve görünürde 'nedensiz' ağlama krizleri yaşayabilir. Söylediklerinizi takip etmede zorlanabilir, dikkatini bir noktaya toplamada güçlük çekebilir.

Bu durum birkaç hafta içinde düzelmesi gereken bir durumdur. Annenin yakınlarının -özellikle babanın- yaklaşımı bu sürecin çabucak atlatılmasını sağlar. Öncelikle yapılması gereken, annenin kendisini rahat ve huzurlu hissetmesini sağlamaktır. Herhangi bir sosyal görev ve zorunluluktan muaf tutmak da önemlidir. Başkalarının yaptığı 'zor' doğumları anlatıp onun artık ayağa kalkması gerektiğini hissettirmek de doğru değildir. Her kadının bebeğini dünyaya getirmeyi başarması, önemli ve şahsına özel bir zaferdir. Başkalarının zaferleri ile de aynı anda anılmamalıdır.

Doğum sonrası büyükannelere ve hâlâ, teyzelere de çok iş düşer. Bebekle beraber günlük yaşamda oluşan değişimler ve yapılacak işler artmıştır. Anne kendine gelene kadar yardımcı olmak gereklidir. Bu süreçte yapılması sakıncalı olan şey, yeni doğum yapmış kadın ve kocasının ayrılmasıdır. Loğusa kadının başka bir evde -örneğin annesinin evinde- bakılması doğru değildir. Kadın kendi evinde dinlendirilmeli ve bakılmalıdır. Aile çevresi, 'gündüz melekleri' gibi çalışmalıdır. Evi temiz tutmalı, lezzetli yemekler pişirmeli, çocuğun bakım görevlerini yerine getirmeli ve zamanı geldiğinde -ki bu en geç akşama doğrudur- kendi evlerine çekilip genç çifti baş başa bırakmalıdırlar. Genç çiftin ana-baba olmayı ve yeni doğanla yaşamayı öğrenme görevlerinin yanında; ilişkilerinin yeni boyutuna uyum sağlamaları için de birbirlerine ihtiyaçları vardır. Aile yakınları 'gündüz melekleri' görevini sırayla yaparsa daha iyi olur. Hem yakınlardan hiç biri dışlanmamış olur, hem de loğusa evi kalabalık olmamış olur.

Çoğu kadında doğum sonrası yaşanması beklenen bu duygu durum değişimleri, çeşitli nedenlerle bazen 'Doğum Sonrası Depresyonu' dediğimiz zor bir sürece girebilir. Doğum sonrası depresyonu yaşayan kadın; süreklilik kazanmış belli duyguların etkisi altındadır. Mutsuzdur. Yüzünde gülümsemeyi unutmuş bir ifade vardır. Dalgın, unutkan ve hep yorgundur. Yemek yememe, perişan bir görünüm, cinsel isteksizlik, dünyevi olaylardan kopukluk önemli belirtileridir. Doğum sonrası depresyonu yaşayan kadın; geçmişi ve geleceği arasında sıkışmış gibidir ve sürekli sorgulamalar yapar. Ne yazı ki bu iç hesaplaşmalar onu borçlu, suçlu çıkaran hesaplardır. Bu noktada hayatına son verme düşüncesi geliştirebilir veya hayatına son verebilir. Doğum sonrası depresyon bir yıl veya daha uzun süre devam edebilir. Tedavisi için psikoterapi gerekir. Psikoterapi yanında, ilaçla tedavi de gerekebilir.

Doğum sonrası depresyonu, yeni doğum yapmış olan kadına destekleyici davranılmadığında ve iyi bakılmadığında ortaya çıkabileceği gibi, nedeni başka faktörler de olabilir. Karı koca arasındaki uyumsuzluk ve iletişim sorunları doğum sonrası depresyonu için önemli bir tetikleyici durumdur. Doğum sonrasında bir kadının yanında en çok istediği ve ihtiyaç duyduğu kişi, çocuğunun babasıdır. Karı kocanın birbirlerinin aileleri ile olan ilişkisi de önemlidir. Çiftin aileleri ile uyumlu bir birliktelikleri yoksa kadına yardım edecek yakın akrabalar fayda yerine zarar getirebileceklerdir ya da yardım etmeye yeltenmeyeceklerdir bile. Kadının geçmişte yaşadığı bir sarsıntı da doğum sonrası depresyonunu tetikleyebilir. Erken yaşta ana ya da baba kaybı, bölünmüş ailede büyüme durumu, ölümlü trafik kazalarında bulunmuş olma, ağır geçirilmiş bir ergenlik dönemi gibi farklı travmalar genç anneyi etkileyebilir.

Doğum sonrası görülme olasılığı daha düşük olan bir dramatik hastalık, 'Doğum sonrası Psikozu' denilen bozukluktur. Doğumdan hemen sonraki haftalarda ortaya çıkabilen bu hastalığın tedavisinin hiç gecikmeden, hemen başlatılması gerekir. İlaçla ve çeşitli psikiyatrik müdahalelerle iyileştirilmeye çalışılan hasta, gerek görüldüğü takdirde hastaneye yatırılabilir. Doğumu takip eden haftalarda ortaya çıkabilen bu hastalığın başlangıç belirtileri, bazen doğum sonrası depresyonla karıştırılabilir. Hasta, huzursuz, mutsuz, uykusuz ve gergindir. Bunların dışında ölçüsü her geçen gün artan şiddette duygusal tepkiler verir. Süresi ve şiddeti giderek artan ağlama, gülme, öfke krizleri yaşar. Duygusal durumunda sıklıkla değişiklik olur. Bir an gözyaşlarına boğulurken, hemen sonra kahkahalarla gülebilir ya da saldırganlaşabilir. Akılcı ve gerçekçi olmayan düşünceler geliştirip, onları sorgusuz kabul edebilir. Bu düşünceler, "duyduğu" sesler ve "gördüğü" görüntüler tarafından desteklenir. Sanrı (halüsinasyon) dediğimiz bu durum, hastalığın tehlikeli bir boyuta ulaştığının habercisidir. Önemli bir güçten haber aldığını, bebeğini ya da kendisini kurban etmesinin emredildiğini düşünebilir ya da bu düşüncelerden yola çıkarak eyleme geçebilir.

Yaşama en değerli armağanı sunan annenin yaşayabileceği olumsuzlukları engelleyebilecek ilk adımlar; onun yanında olmak, onu önemsemek ve dinlemek, ortamını sağlıklı ve huzurlu tutmaktır. Öncelikle yaşamı paylaştığı eşi, kadının kendini iyi hissetmesini sağlayacak güçteki kişidir. Yeni başlayan yaşamların en eski umutlarımızı gerçekleştirmesi dileği ile esen kalın.

   1270 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
05 Eylül 2008, Cuma   OKUL
23 Ağustos 2008, Cumartesi   "AYNA AYNA, SÖYLE BANA KUSURUM NEREDE"
15 Ağustos 2008, Cuma   "DİYABETİK ÇOCUKLAR"
08 Ağustos 2008, Cuma   ÇOCUKLAR DA ZORLANIR
01 Ağustos 2008, Cuma   Utangaçlık
25 Temmuz 2008, Cuma   MESLEK SEÇİMİ
18 Temmuz 2008, Cuma   Bir ilişkiyi korumak ve sürdürmek
11 Temmuz 2008, Cuma   ÖZEL BİR İLİŞKİYE İHTİYAÇ DUYMAK
06 Temmuz 2008, Pazar   Psikososyal istismar
27 Haziran 2008, Cuma   Zamanı yaşamak ya da harcamak



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2122 1.2207
1 STERLİN 2.1588 2.1749
1 EURO 1.7582 1.7706



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

OKUYUCU GÖRÜŞLERİ

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Unutulduk!!!

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(39)...

Akay Cemal

Paylaşıma var mısın, yok musun?..

Ahmet Tolgay

Trodos: Dünü ve bugünü...

Bilbay Eminoğlu

Bakalım buna ne diyecekler?

Hüseyin EKMEKÇİ

Sonay Adem ne demek istedi?

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Aysu Basri

İRADE ve ÖDEV

Dr. Umut Altunç

Ateşli Çocuğa Nasıl Yaklaşmalı?

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Türem Delikurt

Tüp Bebek Yöntemi: 30 yıllık bir geçmiş ve...

Dr. İsmail KEMAL

Müzakereler başlarken

Emin AKKOR

Zayıf halka bulunup, çekiliyor

Oğuz Metiner

Ramazan'a girerken

Psikolog Ayla Kahraman

OKUL

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Aflatoksinden korkmalı mıyız?

Mehmet RATİP

Nagasaki'den Kıbrıs'a, Weller'...

Dr. Orhan Aydeniz

Dünya Barış Günü

Harid Fedai

(Geçen haftanın devamı)





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital