Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
İşte kızların hali
Tanınma istemek intihar olur
Zeyna yakaladı, 2 ay hapse çarptırıldı
37 ev soyuldu, bir kişi tutuklandı
Azılı dolandırıcı hapsi boyladı
İşlediği suçlar ortaya çıkıyor
Mecliste Kıbrıs mesaisi
Dereboyu'nda eğlence yola taştı
Köpek balıkları için kendini astı
Bağcıl'ın Bulgarları birbirine girdi
Akdeniz'in en güzeli: Bellucci
Bandabulya'yı "keşvet, yaşa, hisset"
"Dirhemini yiyen köpek, kudurur"
Futbol'da naklen yayın için ihaleye çıkılıyor
37 Suriyeli mülteciye 5'er gün hapislik
Hathaway Venedik'te

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Utangaç çocuklar

Psikolog Ayla Kahraman

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   17 Ağustos 2007, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Onlar, alışılmadık ortamlardan hoşlanmayan çocuklardır. Akranları bile olsa, "yabancı" olarak algıladıkları kişilerden çekinirler. Kendilerini büyüteç altına alınmış gibi hissederler ve kusurlarının ortaya döküleceğini, mutlaka rezil olmalarına yol açacak bir pot kıracaklarını düşünürler. Sosyal ortamlara girmeleri için ısrar ettiğinizde, hasta gibi olurlar. Mideleri bulanır, karınları ağrır. Yabancı ortama alışana kadar bu durum devam eder. Ama yaşam bu. "Yabancı" ortamlar ve insanlar hep olacaktır. Utangaç çocuklar, sosyal ortam içinde duygu ve düşüncelerini dile getiremedikleri gibi, haklarını da arayamazlar. Güvenlikli ortamlarına döndüklerinde iyice incinmiş ve kendilerince değersizliği artmış bir benlik duygusuna sarılırlar. Ana, baba ve diğer yakınların konuya yönelik belki iyi niyetli fakat yanlış tutumları çocuk için bir çözüm getirmez. Yüreklendirici, cesaret verici yönlendirmeler çocuktaki güvensizlik engeline takılır; kendine inancı yoktur çünkü. Alay etmeler, takılmalar ise, değersizlik duygularını beslemekten başka işe yaramaz. "Başka"larının yanında konuyu açmak ise yaraya tuz basmaktır.

Utangaçlık doğal bir duygu olmasına rağmen, çocuğun günlük yaşamı üzerindeki bozucu etkileri ile bir soruna dönüşür. Sosyal ve kültürel gelişimini yavaşlatır ya da durdurur. Akran grubu ile iletişim kurmayı öğrenmesini sağlayan çocuk oyunları ve yüzme, dans, futbol, satranç gibi etkinliklerden uzak durmasına neden olur. Bu sorunun oluşmasında pek çok nedenden söz ediyor bilim adamları. Genetik yatkınlık, kişilik yapısı, ana babanın çocuk yetiştirme tutumları, sosyal yaşam yetersizliği ve çekingen anne babalar. Nedeni ne olursa olsun, utangaçlık bir hastalık değildir. Doğru adımların atılması ile çocuğun gündelik hayatının ve sosyal - kültürel gelişiminin yoluna girmesi de mümkündür. İlk adımımız durumu doğru tanımlamak olmalıdır.

Çocuğun gerçekten utangaç bir çocuk olup olmadığını değişik ortamlardaki davranışlarını gözleyerek anlamak mümkündür:

Evde: Aile üyeleri ile beraber iken kendini güvende hisseder. Bunun yanında, ailenin utangaçlığına yönelik yanlış bir tutumu varsa, çocuk bunu yansıtır. Sorumluluk verildiğinde ya da ön plana çıkması gerektiğinde panikler. Davranışlarının bütün gözler tarafından takip edildiğini ve değerlendirildiğini düşünerek, hata yapmamak için aşırı dikkat eder. Yutkunarak ve yere bakarak konuşur. Huzursuz ve mutsuzdur. Yalnız kalmayı tercih eder. Çok çabuk sinirlenir.

Okulda: Ders hakkında gerekse bile soru sormaz, bilse bile cevap vermez. Öğretmen derse kaldırmak istediğinde aşırı kaygılanır. Sınıftaki bütün gözlerin üstüne dikileceğinden korkar. Haksızlığa uğradığında hakkını aramaz. İstemediği halde, otoriteye boyun eğer. Okul gezilerine katılmamak için, hastalık gibi çeşitli bahaneler bulur. Tek başına ya da tek bir arkadaşla zamanını geçirir, gruba katılmaz. Teneffüsleri sevmez.

Sosyal yaşamda: Katılmak zorunda kaldığı etkinlikler ona sıkıntı verir ve bir an önce bitmesini ister. Herkes eğlenirken, dakikaları sayar. Grupla konuşacak konu bulmakta sıkıntı çeker ve sessiz kalır. Onunla konuşmak için çabalayan arkadaşları olduğunda - hele karşı cinsten iseler - yüzü kızarır, sesi titrer. Bir hata yapmamak için çok dikkat eder. Bu da onu arkadaşlarının yanında zor duruma sokar. En önemlisi, her hangi bir etkinliğe katılma teklifini düşünmeden geri çevirir.

Utangaç çocuğa yönelik olarak ilk adım ailede atılır. Nedeni ne olursa olsun, utangaç çocuğun kendine güveni eksiktir. Başarısız ve beceriksiz olduğunu ve günlük hayatın onun bu inancını doğru çıkaracak tuzaklarla dolu olduğunu düşünür. Kendini rahat hissetmesi gereken yuvasında kimliğine yönelik her hangi bir tehdit olmamalıdır. Zorlayıcı ya da emrivaki durumlarla karşı karşıya bırakmayın. Faydası olmayacağı gibi, size olan güvenini zedeler. Utangaçlığının altında yatan nedenleri dürüstçe sorgulayın. Kendi sosyal ilişkilerinizi ve rollerinizi de gözden geçirin. Çocuğunuz sizi örnek alıyor olabilir. Onu eleştirmeyin. Kendini o kadar değersiz ve yetersiz hisseder ki, ona yapacağınız her olumsuz eleştiriyi sorgusuz kabul eder. Benlik saygısını artıracak başka özelliklerini gündeme getirin. Utangaçlık konusunu - özellikle aile dışından insanlarla - sohbet konusu yapmayın. Unutmayın ki, utangaçlık zaten "başka" insanlarla aynı ortamda bulunduğunda ortaya çıkar. Değişik sosyal ve kültürel ortamlarda bulunması ve yeteneklerini tanıyıp geliştirmesini sağlayın. Kendisi ile gurur duyacağı etkinlikler ve beceriler edinmesine çalışın. Hiçbir şey için onu zorlamayın. Teşvik edici ve güven verici olun ama asla gereksiz övgüler yapmayın. Aşırı koruyucu tavırlardan kaçının ama zor durumda kaldığında, yanında olacağınızı bilmesini sağlayın. "Ona yardım etmek" duygusu ile sakın onun yerine yapmayın, konuşmayın. Kendi benzer deneyimlerinizi ve yaşadığınız sıkıntıları anlatmaktan çekinmeyin. Kendinizi övmeden, zaaflarınızı dile getirmeniz; sorunlarını çözebilmede ona cesaret verecektir. Çocuğunuzun sadece "utangaçlık" özelliği ile tanımlanması, ona yönelik büyük bir yanlıştır. Buna olanak verecek davranışlardan kaçının. Sosyal yaşamla ilişkileri düzelmeye başladığında, çok abartmadan zaferini kutlayın. Mutluluğunu paylaşın. Çocuğunuzun öğretmeni ile mutlaka etkileşim içinde bulunun. Öğretmen sizin sosyal hayatta - okulda- en önemli temsilcinizdir. Çocuğunuzun sosyal grup içindeki konumunu güçlendirecek, gerilimi azaltacak başroldeki kişidir. Çocuğunuzu akran grubu içinde gözleyecek ve büyük olasılıkla sorunu ilk tespit edecek kişidir. Çocuktaki yalnızlığı fark ettiğinden, doğal yollarla grup üyesi olmasını sağlayacaktır. Çocuğun iyi olduğu konularda takdir edilmesine yönelik girişimlerde bulunarak, güvenini artıracaktır. Kaldırabileceği ağırlıkta çeşitli sorumluluklar vererek, arkadaşları tarafından sosyal kabul görmesini sağlayacaktır. Öğretmeni, sınıf içinde her hangi bir etkinlikte arkadaşlarına yardımcı olması için onu yönlendirdiğinde; çocuk kendini gruba ait hissedecektir.

Çocuklarda "ait olma" duygusu yerine oturduğunda ve sosyal ortam içinde fark dildiğini, onaylandığını kavradığında; "utangaçlık" duygusunun gündelik hayat üzerindeki bozucu etkisi biter. Değersizlik duygularından kurtulur. Evrensel yolculuğunu başlatacak güce gelir. Esen kalın sevgili dostlar.

   1324 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
05 Eylül 2008, Cuma   OKUL
23 Ağustos 2008, Cumartesi   "AYNA AYNA, SÖYLE BANA KUSURUM NEREDE"
15 Ağustos 2008, Cuma   "DİYABETİK ÇOCUKLAR"
08 Ağustos 2008, Cuma   ÇOCUKLAR DA ZORLANIR
01 Ağustos 2008, Cuma   Utangaçlık
25 Temmuz 2008, Cuma   MESLEK SEÇİMİ
18 Temmuz 2008, Cuma   Bir ilişkiyi korumak ve sürdürmek
11 Temmuz 2008, Cuma   ÖZEL BİR İLİŞKİYE İHTİYAÇ DUYMAK
06 Temmuz 2008, Pazar   Psikososyal istismar
27 Haziran 2008, Cuma   Zamanı yaşamak ya da harcamak


Yorum Sayısı:   1
  özgür fuad engin         - ankara 17 Ağustos 2007, Cuma 23:32 
Hocam, çocuk büyütmenin ne kadar önemli olduğunu anlamız için böyle bir yazıya ihtiyaç duyuyor olmamzın üzüntüyor beni, ama yazınızın içeriği - haddim olmayarak söylüyorum- öyle uygun ki, yapılması gerekenleri böyle net anlatması sevinidirici. Teşekkür ederim


DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2122 1.2207
1 STERLİN 2.1588 2.1749
1 EURO 1.7582 1.7706



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

OKUYUCU GÖRÜŞLERİ

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Unutulduk!!!

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(39)...

Akay Cemal

Paylaşıma var mısın, yok musun?..

Ahmet Tolgay

Trodos: Dünü ve bugünü...

Bilbay Eminoğlu

Bakalım buna ne diyecekler?

Hüseyin EKMEKÇİ

Sonay Adem ne demek istedi?

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Aysu Basri

İRADE ve ÖDEV

Dr. Umut Altunç

Ateşli Çocuğa Nasıl Yaklaşmalı?

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Türem Delikurt

Tüp Bebek Yöntemi: 30 yıllık bir geçmiş ve...

Dr. İsmail KEMAL

Müzakereler başlarken

Emin AKKOR

Zayıf halka bulunup, çekiliyor

Oğuz Metiner

Ramazan'a girerken

Psikolog Ayla Kahraman

OKUL

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Aflatoksinden korkmalı mıyız?

Mehmet RATİP

Nagasaki'den Kıbrıs'a, Weller'...

Dr. Orhan Aydeniz

Dünya Barış Günü

Harid Fedai

(Geçen haftanın devamı)





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital