Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
İşte kızların hali
Tanınma istemek intihar olur
Zeyna yakaladı, 2 ay hapse çarptırıldı
Azılı dolandırıcı hapsi boyladı
37 ev soyuldu, bir kişi tutuklandı
İşlediği suçlar ortaya çıkıyor
Mecliste Kıbrıs mesaisi
Dereboyu'nda eğlence yola taştı
Köpek balıkları için kendini astı
Bağcıl'ın Bulgarları birbirine girdi
Akdeniz'in en güzeli: Bellucci
Bandabulya'yı "keşvet, yaşa, hisset"
"Dirhemini yiyen köpek, kudurur"
Futbol'da naklen yayın için ihaleye çıkılıyor
37 Suriyeli mülteciye 5'er gün hapislik
Hathaway Venedik'te

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Endişe

Psikolog Ayla Kahraman

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   21 Haziran 2008, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Endişelenmek, çoğumuz için kaçınılması güç ve rahatsız edici bir duygudur. Bir şeyler alarm verir ve bu alarma bağlı olarak endişe, engellenemez bir şekilde kontrolü ele geçirir. Çoğu zaman olacağından korktuğumuz olasılıklar için endişeleniriz. Çocuğumuz ya ÖSS'den iyi puan alamaz da açıkta kalırsa? Ya ameliyattan kalkamazsak? Doktorlar umut veriyor ama, ya kalbi bir krizi daha kaldırmazsa? Bunlar gibi pek çok gündelik ve genelde başkalarının başına geldiğine şahit olduğumuz mutsuzlukları yaşama korkusudur endişe.

Freud; endişeyi "tehlikeye karşı gösterilen tepki" olarak tanımlar ve onu diğer bütün duygularımız gibi doğal ve normal bir gerçekliğe oturtur. Bununla beraber; gündelik hayatı ele geçirmeye ve ilişkilere, olaylara damgasını vurmaya başladıysa, endişe ile baş edebilmek için bir uzman desteğine ihtiyaç duyarız.

Endişenin yıpratıcı yönü, olanın ya da olabilecek olanın olumsuz yönünü düşünmekten kaynaklanır. Kişi henüz vuku bulmamış ve belki de hiç olmayacak bir şey için kaygılanmaya başlar ve buna dur demesi oldukça güçtür. Korktuğunun başına gelmemesi için önlem almaya çalışmak ya da endişelenmesini artıran faktörleri ele almak aklına gelmez. Tuzağa düşmesine neden olan bu durum, endişenin sürekli olabileceğinin habercisi de olabilir.

Endişeli biri haline geldiysek; hatta biz artık "çok endişelenen" birisi olduysak çevremizle ailemizle ilişkimiz buna göre değişikliğe uğrar. Onları koruma adına, kimselerin düşünemediği tehlikeleri bulup çıkarmaya ve önlemler almaya başlarız. Yakınlarımız "biz merak etmeyelim" diye yeni önlemler geliştirmemizde bize yardımcı olurlar. Attıkları her adımı güvenli bir şekilde attıklarına dair bizi bilgilendirmeye çalışırlar. Bunların sonucunda, endişe yayılmak için daha fazla fırsat yakalar. Endişelerimizin gölgesinde yetişen çocuklarımızda korku, kaygı ve panikler başlar. Gece karanlıktan korkmalar, ana baba ile uyuma istekleri, yeni durumları merak etme yerine ürkütücü bulma gibi davranışlar geliştirirler. Güven sevgi gibi ihtiyaçları tehlikeye düştüğünde endişelenmelerini normal karşıladığımız çocuklarımız her şeyden nem kapan, çabuk darılan, korkan çocuklar haline gelirler.

İlerlemiş endişe; bir kaygı bozukluğu olarak uzman tarafından tedavi edilmek durumundadır. Kaygı bozuklukları yaşayan kişilerin; çoğunlukla ana babalarının da endişeli kişiler oldukları gözlenmektedir. Bütün bunlara olanak vermemek için; yetişkinlerin endişelerini kontrol etmeyi bilmeleri gerekir. Bununla birlikte, çocuklarımızdan endişelerimizi saklamayı, uzak tutmayı da öğrenmeliyiz. Amaç, endişeyi yok etmek değildir; çünkü endişe bizi tehlikelere karşı uyaran bir duygudur. İstediğimiz, endişenin kölesi olmamak ve yaşamımızı, sevdiklerimizi ele geçirmesine izin vermemektir.

   685 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
05 Eylül 2008, Cuma   OKUL
23 Ağustos 2008, Cumartesi   "AYNA AYNA, SÖYLE BANA KUSURUM NEREDE"
15 Ağustos 2008, Cuma   "DİYABETİK ÇOCUKLAR"
08 Ağustos 2008, Cuma   ÇOCUKLAR DA ZORLANIR
01 Ağustos 2008, Cuma   Utangaçlık
25 Temmuz 2008, Cuma   MESLEK SEÇİMİ
18 Temmuz 2008, Cuma   Bir ilişkiyi korumak ve sürdürmek
11 Temmuz 2008, Cuma   ÖZEL BİR İLİŞKİYE İHTİYAÇ DUYMAK
06 Temmuz 2008, Pazar   Psikososyal istismar
27 Haziran 2008, Cuma   Zamanı yaşamak ya da harcamak



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2122 1.2207
1 STERLİN 2.1588 2.1749
1 EURO 1.7582 1.7706



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

OKUYUCU GÖRÜŞLERİ

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Unutulduk!!!

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(39)...

Akay Cemal

Paylaşıma var mısın, yok musun?..

Ahmet Tolgay

Trodos: Dünü ve bugünü...

Bilbay Eminoğlu

Bakalım buna ne diyecekler?

Hüseyin EKMEKÇİ

Sonay Adem ne demek istedi?

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Aysu Basri

İRADE ve ÖDEV

Dr. Umut Altunç

Ateşli Çocuğa Nasıl Yaklaşmalı?

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Türem Delikurt

Tüp Bebek Yöntemi: 30 yıllık bir geçmiş ve...

Dr. İsmail KEMAL

Müzakereler başlarken

Emin AKKOR

Zayıf halka bulunup, çekiliyor

Oğuz Metiner

Ramazan'a girerken

Psikolog Ayla Kahraman

OKUL

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Aflatoksinden korkmalı mıyız?

Mehmet RATİP

Nagasaki'den Kıbrıs'a, Weller'...

Dr. Orhan Aydeniz

Dünya Barış Günü

Harid Fedai

(Geçen haftanın devamı)





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital