Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Alev aldı çakıldı: 153 ölü
Provokasyon
Oğuz Veli Beidoğlu vefat etti
"Bonfile şebekesine" polis operasyonu
Kaçak apartmanlar mühürlendi
Paraya tamahımız yok
Bağdat'tan Suriye'ye Suriye'den KKTC'ye
Güney Kıbrıs'taki fanatik Rum örgütleri cesaretlendiriliyor
Millilere Danimarka piyangosu
Bağcıl'dan görkemli açılış
Lefke'de şenlik başladı
Türkiye'den güzel prova: 1-0
Altın adam Ramazan
Gönyeli bugün resmi açılışı yapıyor
Adal: Hata yapma lüksümüz yoktur
Spor ve sanat bir arada

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Bir kadeh içki alır mıydınız?

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   12 Ağustos 2007, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

İçilebilen her sıvı, içkidir. İçinde alkol olup olmaması sizin insiyatifinize kalmış...

 

 

‘Şişede durduğu gibi durmaz’ derler alkollü içecekler için. ‘Herşeyin aşırısı zararlı’ cümlesi en çok da alkol için geçerli belki de. Alkolün devamlı ve aşırı tüketimi kişide ‘alkolizm’ e neden olurken, sinir sisteminden karaciğer problemlerine hatta kromozom hasarlarına dek ciddi sağlık sorunlarını da beraberinde getiriyor. Aşırı alkol hepimizi derinden etkileyen trafik kazalarını da çağrıştırırken bu haftaki yazımızda alkolün daha çok içki kültürünün gerektirdiği şekilde ve ölçüde tüketmek ve tadında bırakmanın güzelliğini vurgulamak istedik.

 

İçki kültürü

 

Alkollü içkiyi doğru tüketebilmek kültür göstergesidir aslında. Neyi, nerede, ne kadar ve nasıl içtiğiniz çok önemlidir. Likör, sangria gibi hafif alkollü içkilerden, özellikle yaz sıcaklarında önerilebilecek alkollü kokteyller gibi serinletici ve egzotik içkilere; yemek öncesi alınabilecek bloodymary, martini ya da ülkemize özgü bir içki brandy sour ile yemek sonrası içilmesi tavsiye edilen irish coffe, frappe, konyak ve tam bir parti içeceği diye tanımlanabilecek tequila ve daha onlarcası geniş bir yelpazede seçenekler sunar içki kültürü...

 

Amaç sarhoş olmak değil, eğlenmek olmalı

Bazen sıkıcı kalabalıklardan uzaklaşmak, bazen de kalabalığa karışmak için, sevgiliyle romantik anları paylaşmak, aşk tazelemek, dertli, kederli zamanlarda iyi bir sırdaşa iç dökmek, iş ortağıyla iş konuşmak için, çoğu zaman da efkar dağıtmak için bar cafe gibi içki içilen yerlerde alırız soluğu birer ‘kadeh’ içki almak üzere.

 

Alkollü içecekler; son yıllarda gıda sektöründe yükselen çizgide istikrarlı bir tablo çizerken, turizm sektörünün de önemli bir ilgi odağı ve pazarlama aracı olmaya devam ediyor aynı zamanda. Batı dünyasındaysa içki kültürü öylesine yaygın ve köklüdür ki, içki içmemek daha çok sıradışı olarak kabul edilebiliyor. Hristiyanlığın en kutsal töreninin şarap eşliğinde yapılıyor olması ‘alkolün‘ batılı insanın yaşamında oynadığı rolü daha iyi anlatır. İşin aslına bakarsanız, içki kültürü pek çok ülkenin paylaştığı bir geleneği ifade ediyor.

 

 

İçkilerde ana maddeler; bitkisel kaynaklı

Temel olarak içki; bir maddenin damıtılması ilkesine dayanıyor. İçkinin çeşidine göre damıtmada kullanılacak ana maddeler ise hububatlardan buğday, arpa, pirinç ve anason gibi bitkisel gıdalardır.

 

Örneğin 500 yıllık bir geçmişe sahip ve kelt dilinde ‘hayat suyu’anlamına gelen viskinin üretiminde buğday, arpa, turba(bitki kömürü) ve su kullanılıyor. Rakıda anason, votkada hububat ve şeker kamışı, birada arpa, tekilada ise agave isimli bir bitkinin ‘pina’ adlı ürünü kullanılırken, şarapta kullanılan ana maddenin bir meyve olması dikkati çekiyor.

 

İçkiler içinde şarabın yeri farklı

Şarap üretiminde kullanılan üzüm; diğer içkilerdeki tahıllar gibi damıtma sürecinden değil; fermentasyon denilen mayalanma sürecinden geçiriliyor. Gençlik ve uzun yaşam iksiri diye tanımlanan şarap kalp sağlığına, diyabete, bunama riskine, kansere karşı koruma etkisine sahip. Şarabın, sağlık üzerine olumlu etkisinin en güzel kanıtını Fransızlar oluşturuyor. Doymuş yağ oranı yüksek ve kolesterol içeren yiyecekleri çok fazla tükettikleri halde Fransızların uzun yaşamaları ve kalp krizi yaşama riski yüzdesinin altında olmaları şarap tüketimleriyle açıklanıyor.

 

Alkolün Vücuda Etkileri

İçki içmenin etkileri, alkollü içeceğin türünden çok, ne kadar içildiğine göre değişir.

Araştırmacılara göre, alkol bütün sistemi etkileyerek organizmayı çok yönlü bir değişime uğratıyor. Bazıları hoş, bazıları da tatsız ve irkiltici olan çeşitli etkiler yaratan alkol bu özelliğini “total” niteliğine borçlu.

Alkol alındıktan sonra hızla ince bağırsaktan kana karışır. Kana karışan alkol miktarına göre, beyinin çalışmasını yavaşlatır. İçki içen kişinin kanına karışan alkol miktarı;

 - Belirli bir zamanda ne kadar içtiğine,

 - Vücut ölçülerine, cinsiyetine, vücut yapısına ve metabolizmasına,

 - Midedeki yiyecek çeşidine ve miktarına göre değişir.

Alkol kana karıştıktan sonra, hiçbir yiyecek ya da içecek onun etkisini azaltmaz. Bazen meyve şekeri, alkolün kandan dışarı atılımını hızlandırabilir ve böylece etkisi daha kısa sürer.

 

 

Alkol oranları

 

Genellikle biradaki alkol oranı %5’tir. Çoğu şaraplarda bu oran %10-%14 arasında değişir, ancak sherry veya vermut gibi daha konsantre şaraplarda bu oran %20’ye kadar çıkabilir. Damıtılmış içkiler (whisky, votka, rom, cin vb.) önce fermente edilir sonra alkol seviyesini yükseltmek için damıtılırlar. Bu grup içkilerin bazılarında alkol oranı %40’a ulaşmaktadır. Hatta bazı likörler daha bile yoğun olabilir.

 

 

***

 

ZAYIFLAMA TÜYOLARI ... ZAYIFLAMA TÜYOLARI ... ZAYIFLAMA TÜYOLARI ... ZAYIFLAMA

 

 

Formda ve Zinde

 

Formuna dikkat edenlerin yaz aylarında en temel telaşlarınan biri olan zayıflamayla ilgili  tüyolardan birkaçını beslenme uzmanları şöyle sıralıyor...

 

* Salatalık : Düşük kalori ve yüksek su içeren salatalık, formda kalmanıza ve zayıflamanıza yardımcı olur.

 

* Yaz salatası : Ağırlıklı olarak düşük kalorili yaz sebzeleri içeren yaz salataları, kalori bakımından oldukça düşük ancak doyurucu ve zayıflatıcıdır.

 

* Soğuk filtre kahve : Kafein sizi zinde tutar ve canlandırır.. Kaymaksız süt eklenmiş filtre kahve, kan şekeri seviyenizin normal kalmasına ve metabolizmanın çalışmaya devam etmesine yardımcı olur.

 

* Izgarada pişirilmiş sebzeler : Mantar, soğan, dolmalık biberler, kabak, patlıcan, ayrelli gibi sebzeleri ızgarada pişirin. Hem hazırlaması kolay hem de düşük kalorilidir. . Zeytinyağı ile hafifçe yağladığınız sebzeler, tuz eklenerek yenilebilir.

 

 

* Yağsız patlamış mısır : Patlamış mısır yağda yapıldığında kilo almanıza neden olabilir. Ancak bir kase yağsız patlamış mısırda sadece 30 kalori ve 2 gr lif bulunur. Bunu yiyerek de formunuzu koruyabilirsiniz.

 

 

 

***

 

  ‘Güvenli’ tarımsal ürünler

 

Amaç, tüketilmesi uygun olmayan hatalı ürün tespitinden çok; ürünlerde hataların oluşumunu önlemek olmalı...

 

‘Böğrülce ve üzüm elde kaldı’ başlığıyla geçtiğimiz hafta aktarılan haberde, bazı üzüm ve böğrülce örneklerinde yüksek miktarda tarımsal ilaç tespit edildiğinden dolayı bu ürünlerin satışının aniden düştüğü bildirilmişti.

 

Tarım ürünlerimizde uzun yıllardır dönem dönem belli ürünlerde limit üstü tarım ilacı kalıntılarının saptanması; üreticileri zor durumda bırakırken tüketicinin de güveninin onarılamaz şekilde sarsılmasına neden olmaktadır.

 

Dünyada artık, gıdaların güveniliği çalışmalarında ya da üretim sistemlerinin kontrol ve denetimlerinde son ürün analizinin yapılması yaklaşımından öte; üretim aşamalarında yapılacak ara kontrollere ağırlık verilmektedir. Çünkü son üründe oluşabilecek risk unsurunun uzaklaştırılması mümkün olamayabilirken, ara kontrollerde ürünün istenen limit değerlere yaklaştırılması ve ürünün çöpe atılmasını önleyecek uygulamaların yapılması mümkün olabilmektedir. Bu prensiple tarım ürünlerinin de ilk noktadan itibaren, sürekli denetim altında tutulması gerekir.

 

Şeffaflık ilkesi çerçevesinde insan sağlığı açısından risk taşıyan ürünler hakkında tüketicinin kendini koruyabilmesi ve diğer sağlıklı ürünlerin zan altında bırakılmasını önlemek için eksiksiz ve net bir şekilde bilgilendirilmesi çok önemlidir. Ancak bundan da öncelikli; gıdaların güvenliğinin teminidir. AB’deki sistemlerde ürünün güvenilirliğinden üretici sorumlu iken, otorite olan devlet de kontrol ve denetimlerle tüketici sağlığını korumakla yükümlüdür. Bu noktada, ülkemizde de kurulması gereken denetim sistemlerinin ancak; üreticilerin tarımsal ilaçların kullanımı ve ürünlerinin güvenilirliğini sağlamaları konularında teknik açıdan bilgilendirilmesi ve sorumluluklarının teslim edilmesinden sonra etkin şekilde çalışması mümkün olabilecektir.

 

 

   1847 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
17 Ağustos 2008, Pazar   Dillendirilen bir konu daha var:POZİTİF OLMAK
10 Ağustos 2008, Pazar   Gıda mı?İlaç mı?
03 Ağustos 2008, Pazar   İnsanoğlunun beslenme şeklinde doğaya dönüş:Canlı Gıdalar
27 Temmuz 2008, Pazar   Canlanmak için CANLI BESLENİN !
20 Temmuz 2008, Pazar   Sağlık için Güvenli gıdalar... ne zaman?
13 Temmuz 2008, Pazar   Çikolatalı Bitkiler
06 Temmuz 2008, Pazar   Cildi koruyan gıdalar
29 Haziran 2008, Pazar   Ç İ N Tuzu Dedikleri...
22 Haziran 2008, Pazar   S O Y A m u c i z e s i
15 Haziran 2008, Pazar   Değişen zamana paralel şekillenen Gıda Seçimlerimiz...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.1836 1.1919
1 STERLİN 2.1995 2.2158
1 EURO 1.7438 1.7560



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

KAPIDAKİ TEHLİKE

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Toprağımız sınırlı olduğuna göre...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar (34)

Akay Cemal

Peşin taleplerle masaya dinamit mi konuluy...

Ahmet Tolgay

LEFKOŞA TÜRK BELEDİYESİ'NİN KURULUŞ ÖY...

Bilbay Eminoğlu

Yiyin efendiler yiyin!

Necdet Ergün

YENİ "ENERJİ POLİTİKASINA" İHTİYAC...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. Umut Altunç

Lap Top Bilgisayarlar Kısırlık Yapar Mı?

Aysu Basri

ÇÖZÜM OLACAĞINA İNANMAYANLAR NASIL ÇÖZÜM Y...

Sevilay SADIKOĞLU

İstanbul ve Karaköy Güllüoğlu baklavaları....

Mustafa BESİM

EKONOMİDE HAYAL DÜNYASI

Türem Delikurt

Doğa'nın gizemi...

Dr. İsmail KEMAL

Batı'nın Afganistan çıkmazı

Emin AKKOR

Elektrik çarptı

Oğuz Metiner

Berat geceniz mübarek olsun

Ali Özçil

Denizlerin siyah incisi havyar

Bedia BALSES

Elinde Camdan Ebem Kuşakları Dilinde Krist...

Beste SAKALLI

AŞK, ALIŞMAK VE YAŞAMAK...

Psikolog Ayla Kahraman

"DİYABETİK ÇOCUKLAR"

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Dillendirilen bir konu daha var:POZİTİF OL...

Osman Ertuğ

"Ayrılıkçı Devlet" kimdir

Bener HAKERİ

Yozlaşmağa karşı manifesto (bildiri)

Ata ATUN

OSETYA- RUSYA, KKTC-TÜRKİYE BENZEŞMESİ

Mehmet RATİP

Sol'un "hasımsızlığı"

Dr. Orhan Aydeniz

Tarımsal Üretim Planlaması

Harid Fedai

(Çörçhil'in Kabulleri)

Cumhur DELİCEIRMAK

ÇOCUKLARIN SAATİ YA DA TABULA RASA





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital