|
Temel besin maddelerinden süt ve süt ürünleri; hemen hemen hergün tükettiğimiz gıdaların başında geliyor. Doğumundan itibaren ve her yaşta insanın beslenmesinde çok önemli bir yer tutan sütün; sağlığımıza olan katkılarına, sofralarımıza gelmeden önce geçtiği aşamalara ve ‘güvenli’ olması koşulunun önemine değindik bu haftaki Sağlık Pınarı’nda ...
Uluslararası Sütçülük Federasyonu'nun 1956 yılında aldığı bir kararla, her yıl 21 Mayıs günü, Federasyon’a üye tüm ülkelerde ‘Dünya Süt Günü’ olarak kutlanmakta. Ülkemizde de; içinde bulunduğumuz 21-28 Mayıs Dünya Süt Haftası’nda Tarım ve Orman Bakanlığı, Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı ile K.T.Süt Endüstrisi Kurumu işbirliğinde organize edilen çeşitli etkinlikler ‘süt tüketimini artırma kampanyası’ çerçevesinde halen devam ediyor.
İhracatta 3. sıra ‘süt ürünleri’nin
Süt ürünleri, KKTC’nin en önemli ihraç mallarından biri. Bir önceki yıla göre % 25 artış kaydederek 2007 yılında ihracatta en çok gelir getiren ürünler arasında 3. sırada yer aldı. Gıdaların ihraç edildikleri ülkelerde ilk önce mikrobiyolojik testlerden geçmesi gerekiyor. Bu testteki başarı da ancak ‘gıdanın güvenliği’ni temin edecek ‘hijyen’ koşullarla mümkün olabiliyor. Süt ürünleri yanında diğer gıdaların da ihracatta istikrarlı bir grafik çizmesi için gıda güvenliği konularına gereken önemi vermek zorundayız. Ülkemizde güvenli gıdaların üretimi ve tüketimi için önemli bir temel oluşturacak olan ‘Gıda Yasası’ nın biran önce hayata geçirilmesi şart. İnsan yaşamı ve sağlığı için herşeyden öncelikli olarak gıda güvenliğinin temin edilmesini bir zorunluluk olarak değerlendirmemiz gerekiyor artık.
Sütte öncelikli kavram : ‘Güvenli Süt’
SÜTEK (Kıbrıs Türk Süt Endüstrisi Kurumu) gıda güvenliği konularını büyük ölçüde gerçekleştirme çabasında olan ve bu yönüyle de devletin diğer ilgili kurumlarına örnek olabilecek bir kurum. Tükettiğimiz süt ve süt ürünlerinin, sofralarımıza gelmeden önceki önemli bir aşaması SÜTEK’ in denetimde geçiyor. Tarım Bakanlığı’na bağlı olarak faaliyet gösteren ve ülkemiz sınırları içinde üretilen sütlerin toplanarak kalite ve hijyen kontrollerinin yapılması ve sütün imalatçılara dağıtılmasından sorumlu olan SÜTEK, süt kalitesinin korunması için önemli bir girişim yaparak sütte soğuk zincir uygulamasını başlatmıştı. Kalite Kontrol Ekibindeki deneyimli kimya ve gıda mühendisleri ile biyologlar tarafından yapılan kontroller; çiğ süt kalitesinin standardının korunmasını hedefliyor.
SÜTEK Genel Müdürü Kemal Öztürk’le yaptığımız söyleşide sütü ve kurumun genel durumunu konuştuk:
SP: 21 – 28 Mayıs süt haftası etkinliklerinin ana teması neydi bu yıl?
Öztürk : Bu yıl; süt ve süt ürünleri tüketimini arttırmayı amaçlayan etkinlikler yanında kuraklık nedeniyle zor günler geçiren üreticilerimize bu konuda bilgi ve eğitim vermeyi de hedefledik.
SP : Etkinlikler toplumumuz tarafından nasıl karşılanıyor? Bu tür etkinliklerin sonrasında süt ve ürünlerinin tüketiminde farklılık olup olmadığını izlediniz mi?
Öztürk: Süt tüketim alışkanlığının kazanılmasında ve tüketimin arttırılmasında süt haftası etkinliklerinin önemli bir rolü olduğunu düşünüyorum. Çünkü bizim toplumumuz eğitim düzeyi yüksek bir toplumdur ve sağlıklı yaşama da önem vermektedir.
SP: SÜTEK yıllardır süt sektöründe çiftçiden aldığı sütün; imalatçılara dağıtımını ve satışını yapıyor. Son olarak ISO 22000 - Gıda Güvenliği Sistemini benimseyerek bazı açılımlarda bulundu. Üreticilerin olduğu kadar tüketicilerin de yararına olan bu durum; kurumunuza önemli misyonlar da yükledi. Bu açılımlarınızı nasıl değerlendirirsiniz?
Öztürk : SÜTEK ISO 22000 belgesini almadan önce 2006 Temmuz ayında HACCP ve ISO 9001:2000 belgelerini almıştı. Gelişen dünyada hergün için yeni kanunlar yeni araştırmalar ortaya çıkıyor. SÜTEK olarak biz gelişen dünyayı takip ediyoruz. Sütte birçok yeni analizler örneğin sütte Aflatoksin M1, pestisit ve kurşun aranması bu sistemin uygulanmaya başlamasından sonra olmuştur. Sütün güvenle tüketilmesi için yapılan bu analizler elbette ki tüketici yararı içindir. Bu değişiklikleri almak ve uygulamak da bizim görevimizdir.
SP : Gıdaların üretilmesi uzun süreçleri gerektirir. Genelde de ‘gıda zinciri’ kavramı kullanılır bunun için. Sütte de bu böyle. Hayvanın beslenmesinden başlayan süreç sütün sağımı, taşınması ve fabrikada işlenmesi, ürünün eldesi ve depolama gibi ana basamaklarla bir zincir şeklindedir. Sütte ‘Soğuk Zincir’ kavramı; süt ürünlerinin kalitesinde birincil rol oynayan önemli bir aşama. Soğuk zincir ülkemizde kaç yıldır uygulanıyor? Bu uygulamadaki zorluklar neler oldu? Üretici; yeni sistemlere geçişte nasıl bir tepki veriyor?
Öztürk : SÜTEK olarak biz soğuk zincire 16 Ekim 2004 tarihinde başladık. Soğuk zincirde ilk 25 olan üretici sayısı şu an 134 dür. Soğuk zincir dünyada modern taşımacılığın örneğidir. Süt çok çabuk bozulabildiğinden dolayı mutlaka korunarak muhafaza edilmeli ve taşınmalıdır. Ülkemiz hava şartları da göz önüne alındığında 2004 değil çok daha önceleri yapılması gereken bir uygulamaydı. Uygulamada daha çok bizim dışımızdaki zorluklar ile karşılaştık. Örneğin elektrik sorunu, mandıranın kuruluş yeri ve yol durumu ile ilgili sorunlar ve tabi ki üreticinin maddi sorunu. Sistem olarak üreticiler soğuk zincirin getirdiği temizlik, kolaylık ve rahatlıktan oldukça memnun olmalarına karşın maliyetin yüksekliğinden rahatsızlık duyuyorlar. Ancak bu sisteme giren üreticilerin gelir düzeyi artıyor, sosyal yaşamları düzeliyor.
SP: Gıda sektörü öyle bir sektör ki; üreten kişi bir noktada tüketici konumundadır da aynı zamanda. Gıda üretenlerin klasik cümlesidir: “ kendi yemediğim bişeyi tüketiciye asla satmam”. Siz bu konuda neler düşünüyorsunuz süt sektöründe bir yönetici ve aynı zamanda da süt ürünü tüketicisi olarak ?
Öztürk: “Kendi yemediğim bir şeyi tüketiciye asla satmam.” Bunu kesinlikle gönül rahatlığı ile söyleyebilirim. Süt ve süt ürünleri günün her aşamasında soframıza gelmektedir. Ben tüketilmeyecek durumdaki bir sütü pazarlarsam mutlaka o süt ile yapılan ürün benim masama gelecektir. Süt sektörünün başındaki bir yönetici olarak kesinlikle insan sağlığını tehdit edecek her türlü duruma karşıyımdır. SÜTEK olarak parolamız ‘kaliteli süt mamülleri kaliteli sütten yapılır’ dır. Bu çerçevede süt fabrikalarına pazarladığımız sütlerin dünü aratmayacak kalitede olması için sürekli çalışmaktayız.
SP: ‘Süt Haftası’yla ilgili Sağlık Pınarı okurlarına nasıl bir mesaj vermek istersiniz?
Öztürk: Her yaşta süt tüketmenin kaliteli bir yaşam için şart olduğunu bilmeli ve gereğini yapmalıyız. Süt ve süt ürünleri tüketimini alışkanlık haline getirmeliyiz. Alışkanlık kazanıldığı zaman eksiklik daima hissedilecektir. Akşamları süt içmek veya günün belirli saatinde ayran içmek veya yemekte birlikte yoğurt ya da her sabah peynir tüketmek gibi alışkanlıklar sağlıklı yaşamın vazgeçilmez kurallarıdır.
SP : Çok teşekkürler verdiğiniz bilgiler için...
Öztürk : Ben teşekkür ederim..
* * *
sağlıklı yaşam notları ... sağlıklı yaşam notları ... sağlıklı yaşam notları ... sağlıklı yaşam notları ... sağlıklı yaşam
Süt ve Sağlığımız
Süt, insan yaşamında bebeklikten çocukluğa, ergenlikten yaşlılığa her yaşta vücut için en gerekli besin maddelerinden biri olarak kabul ediliyor.
Kendine özgü tat, koku ve kıvamda olan süt, birçok besin ögelerini yeterli ve dengeli olarak bünyesinde bulundurur.
Kalsiyum, protein, A, B, D, E vitamini bakımından zengin olan süt ve süt ürünleri, büyüme ve kemik sağlığının korunmasında çok yararlı. Bu nedenle uzmanlar; büyüme ve gelişme çağında olan çocukların, gençlerin, anne adaylarının, yaşlıların, süt ve süt ürünlerini dengeli biçimde tüketmeleri gerektiğini vurguluyorlar.
Organizmanın gelişimi açısından gerekli olan kalsiyumun, çocuklarda kemiklerin ve dişlerin oluşumunda önemli rol oynadığı bilinmektedir.
A vitamini göz ve diş sağlığı için önem taşırken, E vitamini bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlıyor. B vitamini iştah, sinir ve sindirim sisteminin düzenlenmesinde önemli rol üstleniyor. D vitamini de, özellikle çocuklarda diş ve kemiklerin büyümesine, gelişimine etki ediyor.
Enerji kaynağı olan laktoz; doğada yüksek oranda sadece sütte bulunuyor. Laktoz; vücudun kalsiyum ve fosfordan daha fazla yararlanılmasını sağlıyor.
Sütün içeriğindeki biotin, saç ve deri sağlığı için önem taşıyor. B2 vitamini ise, büyümeyi hızlandırıyor.
Uzmanlar, çocukların gelişme çağından itibaren sağlıklı büyümesi için ve kadınlarda görülen osteoperoz (kemik erimesi) sorununa karşı günlük süt tüketimine ağırlık verilmesinin önemine dikkat çekiyorlar.
|