Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Alev aldı çakıldı: 153 ölü
Provokasyon
Oğuz Veli Beidoğlu vefat etti
"Bonfile şebekesine" polis operasyonu
Kaçak apartmanlar mühürlendi
Paraya tamahımız yok
Bağdat'tan Suriye'ye Suriye'den KKTC'ye
Güney Kıbrıs'taki fanatik Rum örgütleri cesaretlendiriliyor
Millilere Danimarka piyangosu
Bağcıl'dan görkemli açılış
Lefke'de şenlik başladı
Türkiye'den güzel prova: 1-0
Altın adam Ramazan
Gönyeli bugün resmi açılışı yapıyor
Adal: Hata yapma lüksümüz yoktur
Spor ve sanat bir arada

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

KIBRIS’TAKİ YAHUDİLER

Bener HAKERİ

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   13 Ekim 2007, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

                                 Büyük Yahudi İsyanı ve sonrası

  Yahudiler, Filistin’le Kudüs’te Roma yönetimine karşı sık sık ayaklanmakta, ayaklanmalarının ardından gördükleri baskıdan kurtulmak için Kıbrıs’a gelerek yerleşmekteydiler.

   İ. S. 67’de Kudüs’te çıkardıkları isyanda birçok Romalı askeri kılıçtan geçiren Yahudiler’in bu hareketleri üzerine Roma İmparatoru Neron’un Vespasianus komutasında gönderdiği ordu kenti kuşattı.  Tam bu sırada Neron intihar edince yerine Vespasianus imparator seçildi; o da Kudüs’te yerine oğlu Titus’u bırakıp Roma’ya döndü. 5 aylık kuşatmanın ardından Kudüs’e giren Roma ordusu Yahudiler’e ait bütün tapınakları tahrip etti. Bunun sonucunda kenti terk eden Yahudiler; Mısır, Bingazi ve Kıbrıs’a yerleşti.

   Yahudiler gittikleri yerlerde Roma’ya karşı her zaman savaşımlarını sürdürdüklerinden 115’te Artemion’un önderliğinde Kıbrıs’ta da isyan çıkardılar. İki yıl süren isyanda Salamis kenti harap edildiği gibi çoğu Hıristiyan olan 250 bin, kimi yazılarda 350 bin kişi, (Bu sayılar abartılmış olabilirse de bu abartmalara bakılarak gerçekte  rakamın azımsanmayacak oranda olduğu düşünülmelidir.) öldürüldü. Yahudiler adaya egemen de oldu.

  Yahudiler, bu zaman diliminde yalnız Kıbrıs’ta değil Bingazi ve Mısır’da da isyan halindeydi.

  O yıllarda Roma İmparatoru olan Tırayanus, 117’de Kıbrıs’a Lukius (Lucius) komutasında bir ordu gönderdi. Lukius, şiddetli savaşım sonunda isyanı bastırdığı gibi Senato’dan çıkardığı kararla bütün Yahudileri Kıbrıs’tan çıkardı.

    Roma Senatosu’nun bu kararı yüzyıllarca yasa olarak yürütüldü. Bir Yahudi adaya kaza sonucunda çıksa bile buyruğa uyularak derhal öldürülmekteydi. Bu yasadan ötürü yanlışlıkla Yahudi olmayanların bile öldürüldüğü görüldü.

   Bu olaydan sonradır ki Kıbrıs’ta Hıristiyan dini gelişip yayıldı.  

   1492-1494 yıllarında İspanya’yla Portekiz’den sürülen Yahudiler, Osmanlı İmparatorluğu tarafından kabul edilince bu ülkelerden ayrılanlar Selanik, İstanbul, İzmir’e yerleştiler. XIX. yüzyılda yalnızca İzmir’de 55 bin Yahudi vardı.

   Yahudiler’in bundan sonra toplu halde adaya ilk yerleşimleri Kıbrıs’ın Türkler tarafından fethinden sonra oldu. Filistin’den Osmanlı uyruğunda 5 yüz kadar Yahudi “tecim (ticaret) yaşamını canlandırmak amacıyla” Kıbrıs’a yerleştirildi. İngiliz yönetimindeyse toplu halde adaya  gelişleri II. Dünya Savaşı önceleriyle savaş yıllarına rastlamaktadır. 

   Türkler’in adaya yerleştirdikleri Yahudiler’le Kıbrıs’a gelerek yerleşenler çeşitli işlerde çalışmaktaydı. Leymosun’daki Fasur Çiftliği’nin Yahudiler tarafından kurulduğu bilinmektedir. Leymosun’da eski limandaki iskeleye Leymosun Türkleri’nin Yahudi İskelesi (ya da İskelebaşısı) deyişleri bu çalışmalarına kanıt olsa gerektir.

                             Yahudi İsyanı’ndan sonra bir olay

   İ. S. 115-117’deki Yahudi İsyanı ve ardından çıkan yasadan dolayı XVIII. yüzyılın sonlarına doğru Romanyalı göçmenleri taşıyan bir geminin Karpaz yarımadasında Korovya (Kuruova) yerleşim yerine yakın sahilde karaya oturup kazaya uğraması sonucunda gemiciler kıyıdaki köpüklü dalgalarla boğuşurken köylüler, Kıbrıs’a çıkacak her Yahudi’nin öldürülebileceği yasası o yıllarda devam etmiş olmalıdır ki bu gemicileri tüfek ve benzeri silahlarla vurdular. Bunun nedeniyse bu Romanyalılar’ı Yahudi sanmalarıydı.

                             Yahudiler’e satılan köy

   Lefkoşa ilçesindeki Piroyi (Pyroi, Gaziler) yakınındaki Margo ( Bugünkü adıyla Kargı) köyü arazisiyle birlikte 1885’te bir Yahudi sendikasına satılınca Yahudiler burada 1927’ye dek oturdular. 1927’deyse bu mülkün bir İngiliz’e satıldığı görüldü.

   Köyün üst kısımlarında İbranice yazılı 20 mezarlı bir mezarlık vardı. Köy satıldığında burada oturan Rum köylüler göç ettiklerinden evleri yıkılarak harabe olduydu. Burada, o zamanlar yaşayanlardan, yalnızca St. Thecla’ya adanmış bir kilise kaldı.

                              Yahudiler’in bir yerleşim yeri

   Yahudi İsyanı’ndan sonra Yahudiler her ne kadar Kıbrıs’tan uzaklaştırılmışlarsa da yine sonraki tarihlerde adada çeşitli yörelerde yerleşerek varlıklarını sürdürdükleri  yazılmaktadır.

   Mağusa ilçesindeki Kukla (Kouklia, Köprülü) köyü yerleşim yerlerinden biridir. Rupert Gunnis’in 1933’lerde Kıbrıs’a yaptığı gezide araştırma ve derlemelerinin sonucu olarak 1936’da yayımladığı Historic Cyprus’ta “geçen otuz yıl öncesi”nde , buna göre 1900’lerde; Kukla, Yahudiler’in kolonisiydi.           

                           Epiküros  yanlısı Museviler

   Tudela kentinde doğduğundan Tudelalı Benjamin olarak bilinen Yahudi din lideri, 1160-1173 yıllarındaki seyahatlerini anlatırken Kıbrıs’taki bir topluluktan söz etmektedir. Kıbrıs’taki Yahudiler’den oluşan bu topluluk kendilerini “Kaphrosien ya da Cyprians” diye adlandırmaktaydı. Bunlar Epiküros felsefesi yanlısıydılar. Musevi dinindeki Sabbath gecesine inanmamakta, buna karşın pazarı kutsal saymaktaydılar. 

   Bu inançlarından dolayı bu Yahudi topluluğu adadaki diğer Yahudilerce dışlanmaktaydı.

                                    Tefecilik yapan Yahudiler

   1551’de Kıbrıs’ın hemen hemen her yöresinde toplu halde yaşayan Yahudiler vardı. Mağusa’da yaşayanların sayısı az olmasına karşın bunlar tefecilik yapmaktaydı. Burada adı Rabbi Shab olan bir Yahudi askenazi (Askenazi: Kuzey ya da Doğu Avrupalı Yahudi/Alman Yahudisi) vardı ki kapısı, faizle borç almak isteyen herkese açıktı. Diğer Yahudiler zanaatkar olup tecimle uğraşmaktaydılar. Kendisi de bir Yahudi olan Pessarolu Elias, 1563’te yazdığı yazıda tefecilik yapan bu Yahudiler’den söz etmektedir 

  Pessarolu Elias,  Lefkoşa’nın dışında Casali diye adlandırılan 15 bin nüfuslu Mağusa  kentinden söz ederken başka yerde Yahudi bulunmadığını  “Burada, yirmi beş Levantin, Sicilyalı ve Portekiz aile topluluğunun dini ayine düzenli katıldığı geniş ve güzel bir sinagog gördüm. Aralarında nefret, uyuşmazlık ve kıskançlık hüküm sürmektedir.” demektedir. Para borçlanmak isteyenler buraya gelmekteydi. Eksiksiz ve güvenilir karşılığı olanlara borç verilmekteydi. Rehin verilen altın/gümüşse faiz % 20; eğer yün, iplik, ipekse % 25’tir. Verilen güvence (teminat) 1 yıl saklanmakta, süre bitiminde gönderilen ihbarnameden bir ay sonra borç ödenmezse kent mahkemesine götürülerek emanet açık artırmayla satılmaktaydı. Satış borcu karşılar ve ayrıca para da artarsa  borçluya borç tutarından arta kalan verilmekteydi. Satıştan sağlanan para borcu karşılamazsa mahkeme geri kalan tutar için emir çıkarmakta ve borç veren borçludan, geri kalan borç kadar yeni bir rehin isteyebilmekteydi. Halka açık borç veren bankalar olmadığından bu işi yapmak isteyen herhangi bir kişi ilgililere bunu söylemekte ve hazırladığı ana hesap defterini yargıca mühürletmekteydi. Bu işlem sonucunda bu defter yasal kanıt olarak kabul edilmekteydi.   

    Kente gelen bir Yahudi’ye, Hıristiyanlar, borç para verip veremeyeceğini sormakta; olumlu yanıt verenlere nazik davranılmaktaydı. Ülke tüm tefecileri doyurabilecek denli büyük olduğundan diğer tefeciler, yeni gelenlere karşı aksi davranışta bulunmamaktaydılar. Hatta kimi zaman borç veremediklerinde yeni gelen tefecilerden kendi arkadaşlarına borç vermelerini istemekteydi. Bu borç bazan 50 bin duka kadar çok olmaktaydı. Borç alacak kişi gelenek gereği istediği paraya orantılı olarak borç verene bir/iki tavuk, koyun, keçi, buzağı, şarap, peynir ya da yağ armağan olarak vermekteydi. Eğer verilecek borç fazlaysa armağanla orantılı olmadığından % 3 ya da % 4 fazladan faiz alınmakta/istenilmekteydi.

    Pessarolu Elias da borç verenlerden birisiydi. Kıbrıs’a gelişinin ilk 10 gününde beraberinde getirdiği bütün parasını altın ve gümüş, rehin karşılığı borç verdi. Rehin olarak kumaş almayan Elias, 30 scudi’den fazla, 3 scudi’den az borç vermiyordu.

   Elias, arada tefecilerin yanı sıra tefecilerle borçlu arasında komisyoncuların olduğundan söz etmekte, şöyle demektedir:

   “Bazan komisyoncular, hiç kimsenin dikkate almadığı ve aramızda kuşkulu bir soru işareti yaratan, borç alanın % 40 gibi yüksek faiz ödeyeceği tekliflere epeyice fazla orantıda komisyon istiyorlardı.”

    Kent sakinleri gereksinim duydukları zaman rehine koyduklarına karşılık para bulmaktan memnundular. İşin ilginç yanı Elias’ın kent sakinlerinden burada söz ederken tümünün varlıklı olduğunu, her tamirci, her işçinin evinde kaplar dolusu gümüş ya da mücevher bulunduğunu yazmasıdır. Onların borç alacakları kişilere, bundan dolayı, rehin verecek eşya bulmaları hayli kolaydı.

                              Rumlar’ın Yahudiler’e karşı tutumları

   Elias, Rumlar’ın “Dünyanın bütün altınını verseler bir Yahudi’nin elinin değdiği herhangi bir şeyi yeme”diklerini “asla mutfak eşyalarını kullanma”dıklarını demektedir. Dahası “bir Yahudi onlardan bir şey satın almak isterse, ona elini sürmemeli fakat, istediğini tarif etmelidir. Elini sürdüğü her şeyi almak mecburiyetindedir.”

   Buna karşılık Rumlar; o yıllarda Venedik’te olduğunca bir sarı başlık takmak zorunluluğunda olan Yahudiler’e tanınmayan ayrıcalıkla üstünde “issarion” diye tanımlanan madensel paradan büyük olmayan sarı simgesi bulunan siyah bir şapka giyen Yahudi doktorlara saygı göstermekte, güven duymaktaydılar.  

 

                                         Yılan kafasından muska

   1801’de Kıbrıs’ta bulunan Dr. Hume adlı birisinin Memoirs (Anılar) adlı yapıtında yazdığına göre Mağusa’da yaşayan bir papazın sağıryılan (kufi)’ın zehirinin ölümcül etkilerini önlemek için sanatkar Yahudiler tarafından bu yılanın kafatasından yontarak yaptıkları muskaları inananlara vermekte olduğunu, böylece onların zehirli hayvanların ısırmasından koruduğunu demekteydi. Nedir aynı gezgin Kıbrıslı Rum orakçıların usa yakın  başka uygulamalarından söz etmekten  geri kalmamaktadır. Bu da onların yan taraflarına iliştirdikleri çanın çıkardığı sesle sağıryılandan korunduklarıdır.

                                          İşportacı ve kuyumcu Yahudiler

   İngiliz yönetiminin başlangıcında (1898) Kıbrıs’ta bulunan bir avuç Yahudi kuyumculuk yaparak yaşamlarını kazanmakta veya Manchester baskılı pamuklularla Alman ya da Avusturyalılar’ın ucuz mallarının işportacılıklarını yapmaktaydılar.

    XX. yüzyıl başında Larnaka-Lefkoşa yolu üzerinde büyük bir çiftlik olan Margo’daki hayırsever kuruluşun korumasında Romanyalı Yahudiler toprağı kolonize etmeğe çalıştılarsa da 25 yılda başarılı olamayıncalar Filistin’e göç ettiler. Sonralarda birtakım yerleşik Yahudiler, Mağusa’nın Kukla’sında yaşamlarını sürdürmeğe çalıştılar. 

                                                 Hitler rejimi yıllarında

   Almanya’da Hitler’in dilediğince bir rejimi kurmasıyla birlikte birtakım Yahudi mülteci/göçmenler adanın çeşitli yerlerine yerleştiler. Kıbrıs’ın çeşitli yöresinde narenciye yetiştirmeğe; çiftçilik, benzeri tarımsal işler yapmağa başladılarsa da 1941’de Almanlar’ın adayı istila edebileceği düşüncesiyle Yahudiler’in büyük  bölümü adayı terk etti.

   Geçtiğimiz yüzyılda düğmeyle yapay diş üreten iki tane önemli Yahudi fabrikası birçok Kıbrıslıya iş sağlamaktaydı.

   Çocukluğumda, Leymosun-Baf yolu üzerinde, kentin dışındaki düğme fabrikasının bir Yahudi tarafından çalıştırıldığını büyüklerin dediklerini anımsıyorum. Yanılmıyorsam bu fabrikanın yakınında İngilizler’in kullandığı küçük bir uçak alanı vardı ve bir ara burasının bir Alman uçağı tarafından bombalandığı söylentiler arasındaydı.

   O yıllarda İngiliz, kimi  yerlerde halk için sığınaklar yapmış bulunuyordu. Bunlardan birisi, şimdilerde yerinde yeller esen Kemeraltı ya da Cadde Cami Cedit denilen ama çıkmaz sokak olan yerin girişinin sağ yanında bulunan ilkokulun caddeye bakan tarafında L biçiminde bir sığınaktı. Bir ara savaştan ötürü bir kısım Leymosunluların kasabayı terk ederek (belki de bu zorunlu tutulduydu) köylere taşındığını burada not etmeliyim.

   1531 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
17 Ağustos 2008, Pazar   Yozlaşmağa karşı manifesto (bildiri)
10 Ağustos 2008, Pazar   Sadrazam Mehmet Emin Paşa’nın teftişi
08 Ağustos 2008, Cuma   Telefon nerede?
19 Temmuz 2008, Cumartesi   NOTLAR Unutulanlar mı, bilinmeyenler mi?
05 Temmuz 2008, Cumartesi   Şairler, ah bu şairler!
05 Haziran 2008, Perşembe   Bir hikâye-i göçmen
27 Mayıs 2008, Salı   Tahmini namümkün şey
21 Mayıs 2008, Çarşamba   Kara çelenk
12 Mayıs 2008, Pazartesi   Sanatta devamlılık yok
05 Mayıs 2008, Pazartesi   Dünden bugüne Kıbrıs'ta su, çalışmalar vs.



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.1836 1.1919
1 STERLİN 2.1995 2.2158
1 EURO 1.7438 1.7560



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

KAPIDAKİ TEHLİKE

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Toprağımız sınırlı olduğuna göre...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar (34)

Akay Cemal

Peşin taleplerle masaya dinamit mi konuluy...

Ahmet Tolgay

LEFKOŞA TÜRK BELEDİYESİ'NİN KURULUŞ ÖY...

Bilbay Eminoğlu

Yiyin efendiler yiyin!

Necdet Ergün

YENİ "ENERJİ POLİTİKASINA" İHTİYAC...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. Umut Altunç

Lap Top Bilgisayarlar Kısırlık Yapar Mı?

Aysu Basri

ÇÖZÜM OLACAĞINA İNANMAYANLAR NASIL ÇÖZÜM Y...

Sevilay SADIKOĞLU

İstanbul ve Karaköy Güllüoğlu baklavaları....

Mustafa BESİM

EKONOMİDE HAYAL DÜNYASI

Türem Delikurt

Doğa'nın gizemi...

Dr. İsmail KEMAL

Batı'nın Afganistan çıkmazı

Emin AKKOR

Elektrik çarptı

Oğuz Metiner

Berat geceniz mübarek olsun

Ali Özçil

Denizlerin siyah incisi havyar

Bedia BALSES

Elinde Camdan Ebem Kuşakları Dilinde Krist...

Beste SAKALLI

AŞK, ALIŞMAK VE YAŞAMAK...

Psikolog Ayla Kahraman

"DİYABETİK ÇOCUKLAR"

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Dillendirilen bir konu daha var:POZİTİF OL...

Osman Ertuğ

"Ayrılıkçı Devlet" kimdir

Bener HAKERİ

Yozlaşmağa karşı manifesto (bildiri)

Ata ATUN

OSETYA- RUSYA, KKTC-TÜRKİYE BENZEŞMESİ

Mehmet RATİP

Sol'un "hasımsızlığı"

Dr. Orhan Aydeniz

Tarımsal Üretim Planlaması

Harid Fedai

(Çörçhil'in Kabulleri)

Cumhur DELİCEIRMAK

ÇOCUKLARIN SAATİ YA DA TABULA RASA





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital