|
İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu, KKTC'den tüm dünyaya seslenerek, KKTC'ye uygulanan ambargoların gayrımeşru olduğunu, ambargoları reddettiklerini söyledi.
İhsanoğlu devamla bunun hiç bir değerler manzumesine uygun düşmediğini, bir halkın bu şekilde cezalandırılmasının insani bir yaklaşım olmadığını vurguladı. İhsanoğlu, İKÖ'nün bu konuda kararlı olduğunu ve KKTC hükümetiyle işbirliğine devam edeceklerini kaydetti.
Yakın Doğu Üniversitesi (YDÜ) tarafından doktora ünvanı almaktan mutluluk ve gurur duyduğunu ifade eden İKÖ Genel Sekreteri, bu güne kadar birçok üniversiteden onursal doktora ünvanı aldığını, ancak bunun öneminin ayrı olduğunu kaydetti. İhsanoğlu, "bu kadar zor şartlar, haksızlıklar altında bu topraklarda böyle başarılı bir üniversite kurmak her babayiğidin harcı değil" dedi.
İhsanoğlu'nun işaret ettiği koşullar altında devlet kurmak, yaşam sürdürmek, KKTC'yi üniversiteler diyarına dönüştürmek kolay bir iş değildir. Bu noktada Sezar'ın hakkını Sezar'a vermek gerekirse, merhum Onay Fadıl Demirciler'i, İsmet Kotak'ı, Suat Günsel'i, Memduh Erdal ve diğerlerini saymak gerekmez mi?.. Zorluklarını bilerek bu işe baş koymuşlardır. KKTC'yi bir 'eğitim merkezi' haline getirebilmek için ter dökülmüş, emek verilmiştir.
Kıbrıs'ın Kuzeyinde inanılmaz işler başarılır, Koçero Tepeleri 'ilim ocağı'na dönüştürülürken, ambargolara maruz kalınması, Kıbrıs Türk halkının dünyadan izole edilmesinin, insan hakları ve hukuk kurallarına uyan bir yanı var mıdır?.. İkide bir Rum'un Kuzey'de bıraktığı malı mülkü ile ilgili olarak 'siyasi kararlar' vermekten öte bir iş yapmayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) bu konuda kılını kıpırdattı mı?..
Kıbrıs konusuyla yakından ilgilenen İngiltere, ABD ve AB üyesi ülkeler, bu çağdışı uygulamalara son vermek için en ufak bir girişimde bulundu mu?..
Kıbrıs Türk halkı 24 Nisan 2004 Referandumunda Annan Planı'na 'evet' dedikten sonra, zamanın BM Genel Sekreteri Kofi Annan, en azından Kıbrıslı Türklerin, dünyadan izole edilmesine son verilmesi için Güvenlik Konseyi'ne çağrıda bulunmuş, ancak sunmuş olduğu öneri Rusya tarafından veto edilmişti. Halen BM'nin raflarında tozlu dosyalar içinde durmaktadır.
Rusya'nın vetosuna karşın sözü geçen diğer ülkeler, mükellefiyetlerini yerine getirebilmiş midir? Kesinlikle hayır!
Ekmeleddin İhsanoğlu'nun işaret ettiği gibi, KKTC'ye uygulanan ambargolar gayrı meşrudur, insanlık ayıbıdır. Burası ne Irak'tır, ne de Kuzey Kore!.. Ne Afganistan'dır, ne de Küba!..
Bu ülkeleri kasıtlı olarak örnek gösterdik. Çünkü halkları her türlü acıya katlanmakta, halkların hiçbir suçu olmamasına rağmen ambargolardan, izolasyonlardan olumsuz şekilde etkilenmektedirler. Hepsi bir yana, KKTC ne terörist yuvasıdır, ne de teröristlerle işbirliği yapmaktadır.
Peki, nedir burada yaşayan halkın suçu ve günahı?.. Bunu açıkça dile getirsinler de biz de bilelim. Kendi egemen topraklarında yaşayabilme savaşımı verdiği, Rum tarafının egemenliği altında yaşamayı reddettiği için mi?.. Yama olmayı kabul etmediği için mi?
21 Aralık 1963'ten 20 Temmuz 1974'e kadar 'Açık Hava Hapishaneleri'nde yaşadığımız yetmediği gibi, şimdi de izole edilerek, ambargolar altında.
Bunlar dikkate alındığında, insanlık dışı bu uygulamalar konusu da acaba teknik komitelerin gündemine alındı mı?.. "Madem ki, ortak bir çözüm için uğraşıyoruz, bu çağ dışı ambargolar da niye?" diye soruldu mu, soruluyor mu?..
Kaldı ki, Avrupa Birliği (AB) de referandumdan iki gün sonra ambargoların kaldırılacağı sözünü vermiş, ancak sözünü yerine getirememiştir. Çözüm arayışlarında bu dengesizliğin ortadan kalkması gerekmez mi?..
Bu durum karşısında İKÖ üyesi ülkelere bu konuda önemli görevler düşmektedir. Genel Sekreter Ekmeleddin İhsanoğlu bunun bilincindedir. En azından AB üyesi çoğu ülkenin ve Kıbrıs'la yakından ilgilenenlerin yarattığı boşlukları doldurmaları, KKTC ile daha sıkı diyalog ve işbirliği kurmaları, ambargoların kısmen de olsa kaldırılmasında önemli rol oynayabilirler. Böyle bir durum Kıbrıslı Türklere moral verir.
Amaç, Kıbrıslı Türkleri sıkboğaz etmekle bezdirmek, soğutmak ve de bıktırmak ise, bunun hiç de kolay olmadığının bilinmesinde yarar var. Bu halk, nice ateş çemberleri içinden geçerek bu günlere gelmiştir.
Günün sonunda talep edilen de tüm insanlara tanınan en doğal haklardan fazlası değildir. Bunlar ayrıca yaşamın esaslarıdır ve insan haklarına aykırılık da insanlık suçudur.
Türkiye'deki ve buradaki yetkililerin söyleye söyleye dillerinde tüy bitmiştir. Hatta Dışişleri Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, "kaldırsınlar izolasyonları, biz de limanları açalım" deyivermiştir.
Rum tarafının en büyük avantajı, BM üyesi 'Kıbrıs Cumhuriyeti'ni sahiplenmesi, AB üyeliği... Tabii ki bunları kullanarak KKTC üzerindeki ambargoları sürdürmesi.
İKÖ üyesi ülkeler birlik olsa, bu ambargolar bir yerden delinmez mi?.. Ama bizi anlamaları dahi bir kazanç. Yeter ki bunun arkası gelsin!..
|