Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Sigara artık yasak
Mecbure Esen kurtarılamadı
Annesini dövdü, tutuklandı
Banka soygunu soruşturması sürüyor
Cinayette son 4 gün
Şimdi de Avrupa sallanıyor
Büyük Av açılmadan, kaçak av başladı
Greeny sarmaşıkları Girne'de tanıtıldı
"Cezaeviyle ilgili iki önemli hususta anlaşma sağlandı"
Futbolda transfer dönemi sona erdi

YORUMLANANLAR
Arasta'ya 6 milyon [1]
Piknik alanı değil çöplük [2]
Özmen Yılancılar baba oldu [2]
Türkiye'de saldırı, 15 asker şehit [1]
Güney zengin Kuzey pahalı [2]
Rum muhalefet kanadından gençlerin tutuklanmasına sert tepki [2]
BİR YASTIKTA 50 YIL [1]
Çağlar ve Özgürgün, AKPM'nin Kıbrıs kararını değerlendirdi: [2]
Kıbrıs Türk tarafına tuhaf çağrılar yapılıyor [2]
Lefkoşa'ya cami yapacakmış [19]
Tadı bozuk, yenecek pilav değil [1]
Cezaevini yaktılar [2]
Rumlar AKPM kararına tepki gösterdi [1]
Rapor tek taraflı [3]
Kermiya'da bayram izdihamı [4]



Hristofyas, mazeret aramaya başlarken...

Akay Cemal

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   1 Haziran 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Rum lider Hristofyas'a bir şeyler oluyor. Geçenlerde Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'la 3 saati aşkın görüşme sonunda el sıkışıp gülücükler dağıtırken, şimdilerde bu feryat figan niye?..

"Tek egemenliği, tek vatandaşlığı, tek uluslararası temsiliyeti olan tek bir devlet olacak. Kuracağımız iki bölgeli, iki toplumlu federasyonun temeli budur. Bizim taraf, ortaklıktan söz ediyor. Annan Planı'nda öngörüldüğü gibi yeni ortaklıktan değil" diyen Hristofyas, acaba neyi murat ediyor?..

Sağlam temellere dayalı yeni bir ortaklık olmadıktan sonra, öteki biçimdeki ortaklığın adına açıkça 'iltihak' veya 'yama' dense, daha iyi olmaz mı?..

Anlaşılan kendisini o koltuğa oturtanlar, yani DİKO ile EDEK, az biraz homurdamaya başlayınca Dimitri efendi de çark etmeye başladı. Ağız değiştirdi. "Benim anladığım ortaklık budur" demeye koyuldu.

Bu neye benzer biliyor musunuz?..

İki ortaklı bir şirketten, ortaklardan biri sille tokat atılmaya çalışılır, "bu şirkette benim de hakkım var" diye diretince de işin içine 'silah zoru' girer ve olan olur. Olur da; atılan, haksızlıklara uğrayan küçük ortak, zaman içinde kendini toparlar, egemen olduğu evinde, müessesesinde söz sahibi olur.

Şirketin büyük ortağının bu durumu hazmedebilmesi kolay mı?.. Elinden gelse küçük ortağın şirketinde çalışanların teneffüs ettiği havayı bile kesecek, onları ölüme mahkûm edecek. Elinde imkân olsa ve fırsatı bulsa, onu da yapacak da; küçük ortağı destekleyen, onu koruyan birileri, her gece rüyalarına giriyor. 'Korkulu rüyalar' bunlar.

Tüm bunlara rağmen "buyur gel, sil baştan yeniden bir ortaklık kuralım" demiyor da, "nasıl olsa benim şirketim daha büyük; üstelik de çok bağlantılarım var, çok kazanırım. Dünya çapında tanınmış bir şirketim. Gel bu işi kısa yoldan tatlılıkla halledelim, geçmişi unutalım, aha imkânlar da ortada. Seni de ortak alalım, olsun bitsin" diyor.

Kısacası; 'oldu da bitti maşallah'a getirmek istiyor.   

Aslında nasıl ki dünya da farkındadır, o da tek kanatlı bir kuş olduğunun farkındadır da!.. Kanadın biri eksiktir ve uçarken yalpalamaktadır. Dengesizlik vardır ve fazla uzağa uçamamaktadır. Motorun çektiği yere kadar gidebilmektedir.

Her ne kadar büyükler, eski ortakları bir araya getirmeye çalışıyorsa ve de bunu başarmışlarsa da, büyük ortak kendisini melaike gibi takdim etmekte, uzlaşmadan yana tavırlar takınmakta, çok geçmeden sokakta pirili oynayan çocuklar gibi 'cırılamaktadır.'

Kardeşim bu kaçıncı bahar, kaçıncı cırılama?..

Diğer Rum liderlerinde olduğu gibi, Hristofyas'ta da bir Türkiye fobisi vardır. Zorlukla karşılaştığı veya bahane aradığı her seferinde, işin içine Türkiye faktörünü katmakta, Ankara'yı suçlamakta, "Türkiye, kabul edilmez tezlerinden vazgeçmezse çözüm olmayacak" diyerek, şimşekleri Türkiye üzerine çekmeye çalışmaktadır.

Böylesi suçlamaları biz çok işittik. Tam 35 yıldır aynı plağa takıldılar, gidiyorlar... "Türkiye'ye baskı yapılsın, Ankara üzerinde nüfuz kullanılsın." İşte budur şarkının adı!..

Sanki kendileri sudan çıkmış ak kaşık...

Kafayı Türkiye ile öyle bir bozdular ki, her sıkıştıklarında, her zora girdiklerinde değil; aynı zamanda mazeret aramaya, oyunbozanlık yapmaya karar verdiklerinde de aynı taktiği uygularlar, aynı şarkıyı çalarlar. Nerdeyse, BM Güvenlik Konseyi Daimi Üyesi ülkelerin Büyükelçiliklerini 'ağlama duvarı'na çevirdiler. Ağlayıp sızlanarak duygu sömürüsü yapmakta dünyada üzerlerine yok! Bu işlerin uzmanı sayılırlar.

Bir yandan sözde egemen topraklarını Yunanistan ve Fransa'ya peşkeş çekerek ortak tatbikat yaptırıyorlar, diğer yandan da Kuzey'e davetli de olsa bir askeri yetkili geldi mi, ortalığı velveleye veriyorlar. Tabii kendilerini sallayan da olsa...

Her şeye rağmen Hristofyas'ın bir süre önce AB üyesi ülkelerin ve de BM Güvenlik Konseyi Daimi Üyesi ülkelerin büyükelçilerine hitaben, "siz Talat'ı bana bırakın, Ankara ile uğraşın" şeklindeki sözlerinin Kıbrıs Türk halkının ezici çoğunluğunda hala ne gibi tepkilerle karşılaştığını biliyor musunuz?.. Bu konuda Sayın Talat'ın ne düşündüğünü bilemeyiz, ama vatandaş haklı mı haklı!..

Gelinen noktada işimiz gerçekten zor. UBP Genel Başkanı Tahsin Ertuğruloğlu'nun da geçen gün ifade ettiği gibi, onlar milli hedeflerinden bir milimetre bile ayrılmazken, en büyük yardımcıları da gerçekleri görmekten kaçan 'içimizdekiler'!..

KKTC'yi ucuza kapatabilmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Ama hiç de kolay değil!..

Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'ın şaşırtıcı açıklamaları, mazeret arayışları, "lider değişikliğine rağmen vizyon değişikliği olabildi mi?" sorusunu gündeme taşımaktadır.

Halbuki iki taraf için acı da olsa, adil ve kalıcı bir uzlaşı, Kıbrıs gerçeklerinin hazmedilmesinden geçer!..

 

 

   722 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
07 Ekim 2008, Salı   Ya; Talat, KKTC'den söz etseydi?...
06 Ekim 2008, Pazartesi   Türkiye'deki son olaylar üzerine...
04 Ekim 2008, Cumartesi   Tek yanlı kararlar, sürece hiçbir yarar sağlamaz!..
03 Ekim 2008, Cuma   Söz hakkı olmadan alınan kararlar geçerli değildir!..
02 Ekim 2008, Perşembe   'Marazi toplumdan' Marko Paşa'ya...
01 Ekim 2008, Çarşamba   Şu KTHY meselesi...
30 Eylül 2008, Salı   Öncesiyle sonrasıyla bayramlar ve bu koşullarda düşündürdükleri
29 Eylül 2008, Pazartesi   Biraz da okurlardan...
28 Eylül 2008, Pazar   Derinya-Glapsides hattı ve Namık Kemal Meydanı
27 Eylül 2008, Cumartesi   Üretime ve üreticiye destek olmak varken...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.3326 1.3419
1 STERLİN 2.3424 2.3598
1 EURO 1.8113 1.8240



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

ASLA İZİN VERMEYECEĞİZ...

Ali Baturay

CEZAEVİNDEKİ SORUNLAR

Hasan Hastürer

"Beş YTL'lik dana eti kuyruk yağı ...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(43)

Akay Cemal

Ya; Talat, KKTC'den söz etseydi?...

Ahmet Tolgay

Ülkemizdeki yabancıların sorunları...

Bilbay Eminoğlu

Görünen köy kılavuz istemez

Omaç BAŞAT

Sabır taşı çatlamaz...

Hüseyin EKMEKÇİ

Cezaevi mi?

Dilek ÇETEREİSİ

Kuliste içtiler salonda oy verdiler

Aysu Basri

KADINA SEKSİLİĞİNİ, ERKEĞE GÜCÜNÜ KAYBETTİ...

Emin AKKOR

Gerçek kabullenmeden çözüm üretilemez

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

ABD hegemonyası zayıflıyor

Oğuz Metiner

Ramazan Bayramınız mübarek olsun sevgili o...

Harid Fedai

Lârnaka Limanı





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital