|
Bu aralar turizm yine gündemde. Aslında iyi bir şey. Hiç olmazsa fikirler ortaya konulur, tartışılır ve çare üretilmeye çalışılır. Tabii ki eldeki olanaklar çerçevesinde. Her şey tamam olsa da, örneğin ulaşımda noksanlık varsa, amaca ulaşmak mümkün değildir.
Ekonomi ve Turizm Bakanı Erdoğan Şanlıdağ, iyi niyetli bir kişi. Makama geldikten sonra ilgili kuruluşlarla kurduğu diyaloğu hiç koparmadı, 'bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıptır' sözüne uygun olarak bir politika oluşturmaya özen gösterdi. 'Ben bilirim, ben yaparım olur' demedi.
"Kuzey Kıbrıs'ta tarihi mirası korumak ve bu değerleri turistlere tanıtmak için eko turizme ağırlık veren bir politika saptadık" şeklinde konuşan Şanlıdağ, büyük otellerin yanı sıra kültürel değerlere dayalı, küçük otellerin yapımını da teşvik ettiklerini söyledi.
Beri yandan Bakanlık Planlama Dairesi Müdürü Turgut Muslu, 'ikinci konut' olayının, hem turizm gelirini düşürdüğünü, hem de kayıt dışı ekonomiyi azdırdığını belirtti. Annan Planı sonrasında konut sayısının yüzde 2000'lere varan artış gösterdiğine işaret eden Muslu, bu konutların genelde yabancılar tarafından devren kiralandığını kaydetti.
Söz konusu konutların kiracıları genelde Larnaka yoluyla KKTC'ye geliyorlar. Bu yüzden de turizm gelirleri artmıyor. Mesela 2004-2005'te doluluk oranı yüzde 41 seviyesindeyken, son iki yılda bu oran yüzde 30'a geriledi. İkinci konut unsuru nedeniyle oteller olumsuz yönde etkileniyor ve boş kalıyor.
Ha; halk lisanında buna ne derler biliyor musunuz?: "Şimdi geldin babanın köyünden!.."
Biz bu durumu iki yıl önce yazmıştık. Ve demiştik ki, birileri turizmden köşeyi dönüyor, ama ne küçük otellerin, ne de devletin cebine bir şey giriyor. Çünkü, örneğin Londra'dan, Manchester'den Larnaka'ya geliyor, ev sahibi İngiliz tarafından Larnaka'dan alınıp tatilini geçireceği kiralık eve götürülüyor. Ne de olsa evin güneşi de var, havuzu da!.. Ne uçağa yararı oluyor, ne otele, ne de devlete!.. Sadece markete.
En yakın marketten yiyeceğini de alıyor, ondan sonra da kendin pişir, kendin ye... Bir güzel tatil yaptıktan sonra da yine Larnaka üzerinden 'ver elini Londra...'
Böyle bir durumda otelde doluluk oranı düşer ya, düşmez mi?.. Böyle bir durumda KTHY ve diğer özel hava yolu şirketlerinin de bütçesine zırnık gitmediği gibi, devlet de ancak hava alır!.. Bu tür turistler ne tarihi mirası tanırlar, ne de kültürel değerleri!..
Sözün düzü, KKTC topraklarında böylesi çark kuranlar, benim kendi devletim, kendi otelim, kendi hava yolum kazanmazken, malı götürürler. Hatta bir yerde bu ranttan gelir sağlayan taraflardan biri de Rum tarafı olur. Çünkü kullanılan Larnaka Havaalanı'dır. Yolculuk ettiği uçak mı?.. Ya İngiliz Hava Yolları'dır, ya da 'Kıbrıs Hava Yolları'!
Dedik ya; bu aralar turizm yine gündemdedir, kısa adı KITSAB olan Kıbrıs Türk Seyahat Acenteleri Birliği Başkanı Özbek Dedekorkut da, gidişattan memnun değil. Yatak kapasitesinin 15 bin, buna karşılık, gelen turist sayısının en fazla 3-4 bin yatağı doldurabilecek oranda olduğunu söylüyor. Dedekorkut, bugün turizme yatırım yapmış kişilerin mutsuz ve umutsuz olduğunu belirtirken, ülkede 20 yıl önce yatak kapasitesi 6 bin iken turizm yatırımcılarının para kazandığını ve gelecekten umutlu olduğunu anımsatıyor.
Yatak sayısı arttıkça pasta küçülüyor, ayrıca turizmde olması ve yapılması gerekenlerin olmaması, yapılmaması nedeniyle de hedefe ulaşılamıyor.
Önceki akşam KTHY eski Müdürü Ahmet Derya ve hukukçu olarak Mustafa Asena da vardı Doğan Harman'ın programında. Bir ara turizm de irdelenirken, Aziz Kent de Londra'dan telefonla katılarak görüşlerini dile getirdi. Onun ısrarla üzerinde durduğu Shuttle service'i (dolmuş seferi) bile 34 yıldır İstanbul ile Ercan arasında gerçekleştiremediler. Halbuki dünya turizminde artık bunlar geçerlidir.
Hüseyin Ekmekçi'nin de öğle programına Otelciler Birliği Başkanı Turhan Beydağlı da telefonla katılarak, her zamanki gibi efendice görüşlerini ortaya koydu.
'Turiste verecek neyimiz kaldı?' diye soran Beydağlı, Adana Kebabı yemek isteyen turistin, İnegöl Köftesi, ya da lahmacun yemek isteyen turistin elbette Kıbrıs'a gelmediğini, buraya gelirken de Kıbrıs'a özgü yemekler ve tarihi ve kültürel mirası görmek istediklerini söyledi. Devletten büyük oranda teşvik alarak, inşa edilen nice dev otellerin kâr amacıyla ve bilinçli olarak sonradan el değiştirdiğini ifade eden Beydağlı, devletten çok daha az katkı alıp da, kendi olanakları ile eserler yaratanların ise sorunlarla boğuştuğunu ve haksızlıklara uğradıklarını vurguladı.
Böyle bir uygulamanın adalet ölçüleriyle de bağdaşmadığını dile getiren Otelciler Birliği Başkanı, turizmde ciddi ve uzun vadeli, sürdürülebilir politikalara ihtiyaç olduğunu kaydetti.
Başında da dedik ya, turizm çok çetrefilli bir konudur ve plan, program yanında yoğun uğraş gerektirir. Sadece tek ayakla, gıcır gıcır modern turistik tesisler kurmak yeterli değildir. Ulaşım ve pazarlama son derece önemlidir. Dahası bölgedeki ve dünyadaki turizm akışını da çok iyi etüd etmek gerek!..
Bu alanda yazılabilecek çok şey var, ama bu günlük bu kadarla yetinmekte yarar var!..
|