|
Ekonomist değiliz. Ama ekonomik konularda kalem oynatanların yazılarını takip eder, değerlendirmelerini izleriz.
Aylar öncesinden çeşitli sektörlerdeki durgunluk her vesile ile gündeme getirilmekteydi. Gerekli önlemlerin alınması yönünde öneriler, çağrılar yapılmaktaydı. Halen de yapılmaktadır.
Tabii ki, alınabilecek önlemler var, alınamayacaklar var. Bir yerde boyumuzu aşan durumlar söz konusu.
Örneğin, yılın kurak geçeceği daha geçen yılın sonlarında belliydi. Belliydi de, ne tedbir alındı veya zamanında ve yeterince alınabildi mi?..
Su konusu malum!.. Millet susuzluktan kırılıyor. Nüfus itibarıyla daha kalabalık olan Güney Kıbrıs, Yunanistan'dan tankerlerle su getirme işine başlıyor. Susuzluğun boyutlarının nereye vardığı tahmin edilebilir.
Kıbrıs Türk Sanayi Odası Genel Sekreteri Mustafa Gündüz, KKTC ekonomisinin, kendi iç şartlarından oluşan bir durgunluk dönemi yaşaması yanında, ithalata bağımlı ve dış değişimlerden büyük oranda etkilenebilecek yapıda olduğundan dolayı, küresel boyutta yaşanan ekonomik krizlere açık olduğuna dikkat çekti.
Gündüz, etkilere olan bağımlılıktan dolayı bu yıl ve önümüzdeki yıl ekonominin kötüye gidebileceği uyarısında bulundu.
Turizm konusunda yapılan pazarlamaların meyveleri elbette günü geldiğinde alınır. Bu yıl değilse de, gelecek yıl ve daha sonraki dönemlerde olumlu etkileri görülecektir.
İnşaat sektöründeki durgunluk, inşaatla ilgili yan sektörleri de olumsuz bir şekilde etkilemiş bulunmaktadır. İçine girdiğimiz durumda hükümet edenler, Sanayi Odası gibi kuruluşlarla, üniversitelerin ekonomi alanındaki uzmanlarıyla bir araya gelip de neler yapabileceğini düşünüyor mu?..
Dün Hasan Hastürer de dün köşesinde değinmişti. Uzun süren rahatsızlık döneminden sonra ülkeye dönen Aziz M. Kent, (Con Aziz) dünkü telefon sohbetimizde 'shuttle service'den söz etti. İstanbul'dan Ercan'a konulacak 'shuttle service' yani uçakla dolmuş yapma işinin yaşama geçirilmesi için dilinde tüy bittiğini, ancak hala daha uygulanamadığını derin bir ah çekerek anlattı.
Bir ara televizyon programına katılan tanınmış turizmcilerden Erdem Oskar da, aynı konuya değinmiş ve Con Aziz'e hak verdiğini söylemişti.
"Aziz bey, deneyimli bir turizmci. Yıllardan beri uyarılarda bulunuyor, ama dikkate alan yok. İlk zamanlar turizmciler olarak biz de bu öneriye pek sıcak bakmıyorduk. Ondan sonra anladık ki, Con haklıymış. Meğer ileriyi gören bir zekası varmış" dedi.
Bu ekonomik krizde turizmin 'can kurtaran simidi' olabileceğine işaret eden Aziz Kent, "çok iddialı konuşuyorum. Eğer İstanbul ile Ercan Havaalanı arasında 'shuttle service' oluşturulsaydı, ekonomiyi üçe, hatta dörde katlardı" şeklinde konuştu.
İstanbul'un dünyaya açılan bir pencere olduğunu, Japonya'dan tutunuz da, Ispanya'ya varıncaya kadar gelen turiste kolaylık sağlayarak, onları KKTC'ye çekebilmenin hiç de zor olmadığını, böylelikle otellerin de boş kalmaktan kurtulabileceğini, sonuçta piyasanın canlanıp hareketleneceğini, durgunluğun aşılabileceğini kaydetti.
Böyle bir uygulamanın başka ülkelerde olduğunu biliyoruz. Ancak tanınmayan ve dünyaya Türkiye üzerinden açılan KKTC'nin yeni metotlara ihtiyacı vardır.
Turizm Bakanlığı ile Kıbrıs Türk Hava Yolları'nın (KTHY) veya Ulaştırma ve Bayındırlık Bakanlığının bu konularda neler düşündüğünü bilemiyoruz. İmkanları yeterli midir, değil midir?.. Ancak her şeye rağmen yeni imkanları denemekte yarar vardır.
Şu anda turizmde yatak kapasitesi on sekiz binlere ulaşmış bulunmaktadır. Bunları doldurmak kolay olmasa gerek. Herhalde nice oteller, odaları boş dursun diye yapılmış değildir. Turizmde yeni arayışlar içine girerken, yeni imkanları da, yeni metotları da göz ardı etmemek gerek. Nihayet Amerika'yı yeniden keşfedecek değiliz. Madem ki, başka ülkeler bu imkanları kullanmaktadır, biz niye kaçınalım?..
|