Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Sigara artık yasak
Mecbure Esen kurtarılamadı
Annesini dövdü, tutuklandı
Banka soygunu soruşturması sürüyor
Cinayette son 4 gün
Şimdi de Avrupa sallanıyor
Büyük Av açılmadan, kaçak av başladı
Greeny sarmaşıkları Girne'de tanıtıldı
"Cezaeviyle ilgili iki önemli hususta anlaşma sağlandı"
Futbolda transfer dönemi sona erdi

YORUMLANANLAR
Arasta'ya 6 milyon [1]
Piknik alanı değil çöplük [2]
Özmen Yılancılar baba oldu [2]
Türkiye'de saldırı, 15 asker şehit [1]
Güney zengin Kuzey pahalı [2]
Rum muhalefet kanadından gençlerin tutuklanmasına sert tepki [2]
BİR YASTIKTA 50 YIL [1]
Çağlar ve Özgürgün, AKPM'nin Kıbrıs kararını değerlendirdi: [2]
Kıbrıs Türk tarafına tuhaf çağrılar yapılıyor [2]
Lefkoşa'ya cami yapacakmış [19]
Tadı bozuk, yenecek pilav değil [1]
Cezaevini yaktılar [2]
Rumlar AKPM kararına tepki gösterdi [1]
Rapor tek taraflı [3]
Kermiya'da bayram izdihamı [4]



İnanılmazı, ya da imkânsızı başarabilme

Akay Cemal

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   18 Haziran 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Bütün Avrupa ve de dünya basını, Türk Milli Takımı'nın Çek Cumhuriyeti'ne karşı kazandığı zaferden söz ediyor.

"Türklere şapka çıkarıyoruz" diyorlar. Maçın sonucunu ve kazanılan zaferi 'olağandışı, inanılmaz' olarak niteliyorlar. Türkiye'nin, Euro 2008'in en büyük mucizesini gerçekleştirdiğini ifadeyle, çılgın Türklerin Cenevre'de tarih yazdığını, bunun müthiş bir uyanış olduğunu kaydediyorlar.

Kurtuluş Savaşı öncesi Türkiye'ye 'hasta adam' diyorlardı. Emperyalist güçlere göre, bir sillelik canı vardı Türkiye'nin. Leş kargaları gibi modern silahlarla Türk toprakları üzerine çullanarak, Anadolu'yu parselleyeceklerdi.

Bırakınız İngiliz'i, Fransız'ı, İtalyan'ı, Yunan'ı; ta dünyanın öteki ucu olan Avustralya'dan, Yeni Zelanda'dan asker getirmişlerdi.

Daha sonraki yıllarda, Avustralya ve Yeni Zelandalı tarihçiler, "on binlerce kilometre uzaklıktaki Türk topraklarında ne arıyorduk?" diye kendi kendilerini sorgulamışlardı.

Ancak İstiklal Savaşı'nda hiç umulmadık bir direnişle karşılaşmışlar ve ayak topukları kıçlarına vurarak, Türk topraklarını terk-i diyar eylemişlerdi.

Ulu Önder Atatürk ve arkadaşlarının öncülüğünde şahlanan Türk milleti, Avrupa medyasının dediği gibi, imkânsızı, inanılmazı ve zoru başarmıştı.

Kıbrıs Türk halkı da, 1955'lerden 1974'e varıncaya kadar aynı azim, inanç ve kararlılıkla inanılmazı, imkânsızı ve zoru başarmadı mı?..

Başarabilmek, her şeyden önce inanç meselesidir, yürek işidir. Varsa öyle bir yürek, amenna!.. Ya yoksa?..

Örneğin, Güney Kıbrıs'ta ERT ve PIK'in yayınlarını güçlendirmesiyle ART, ATV, NTV ve kısmen de Genç TV olumsuz yönde etkilenmiş bulunuyor. Daha önce de Kanal T, AKEL'e ait 'Plus TV'nin benzeri uygulamasından nasibini almıştı.

Böyle bir durum karşısında ne yapılabilir, ne gibi önlemler alınabilir?.. Misillemede bulunulabilir mi?..

Ali Baturay'ın da geçen gün işaret ettiği gibi, iki toplumlu teknik komitelerde bu konu konuşulması gerekirdi. Ancak sporu dahi konuşmak istemeyen Rumlardan ne beklenebilir ki!..

Yayın Yüksek Kurulu, dört yıl önce konuya ilişkin olarak devlet ve hükümet yetkililerini uyarmış, demode kalmış teknoloji ve imkânlarla bir yarışa girilemeyeceğine dikkat çekmişti. Selvili Tepe'nin elektrikten yoksun olması da işin püf noktası.

Rum tarafının frekanslarını güçlendirmesine kimse karışamaz ve hakkıdır da!.. Ama siz, bu durumda gerekli önlemleri alamazsanız, sizde böyle bir yürek yoksa, her konuda olduğu gibi acizlik politikası sergilerseniz, inandırıcı olamaz, inanılmazı, imkânsızı ve zoru başaramazsınız. Başarabilmek azim ve kararlılık gerektirir. İnanç gerektirir.

Şimdilerde nerde böyle bir inanç?..

Cumhurbaşkanının bizzat kendisi, Başbakanın bizzat kendisi işlerin yolunda gitmemesinden yakınırken, kamu sektöründe yeniden yapılanma gerçekleşemezken, kimi kime şikayet edeceksiniz?..

Halbuki 21 Aralık 1963'ten sonra Rum tarafı BRT'ye öyle bir parazit uygulamış ki, Kıbrıslı Türkleri haberleşme özgürlüğünden yoksun bırakmıştı. Ama bunun misillemesi öylesine sert olmuştu ki, bin pişman olmuş, parazit uygulamaktan da vazgeçmişlerdi.

Kamu-İş Başkanı Ahmet Çaluda'nın işaret ettiği gibi Kıbrıslı Türklerin, enformasyon ve iletişim çağı olan 21. yüzyılda dünyadaki tüm insanlar kadar bilgi edinme ve kendi kültürünü yayma hakkına sahip olmasına rağmen ticari, turizm, sportif ve her alanda ambargolara tabi tutulması insanlık ayıbıdır.

Ancak bu konularda başkalarından, Avrupa'dan medet ummak boşuna çabadır, umutsuz vakadır!..

Her konuda başarılı olabilmek, inanılmaz dahi olsa, Türk Milli Takımı'nın yaptığı gibi yüreğini ortaya koyarak mücadele etmek gerekir. Bunun başka türlüsü yoktur. Örneğin eğitimde yaşanan kaos, bu toplumun bünyesinde nice yaralar açmış olup, bunların kapanması kolay değildir. Kuraklık nedeniyle zamanında önlem alınamamasının faturası ağır olacaktır. Narenciye alanları her geçen gün daha da azalmakta, üretici, üretimden koparılmakta, en azından soğutulmaktadır. Yalnız üretici değil, genelde Kıbrıs Türk halkı da 'hazıra konma' alışkanlığına sokulmaktadır. 

Bir seferberlik ruhu yaratarak ve de kararlılıkla karşı karşıya bulunulan sorunların giderilmesi yönünde adımlar atılamaz mıydı?.. İzlenen acizlik politikaları hiçbir zaman olumlu değil, aksine olumsuzluklar yaratır.

Bu halk, Rum'un kuyruğunda 'maşrappa' olmaktan kurtulamayacak mı?..

Bu eleştirilerimiz, yalnız bu günkü yöneticilere değil, tüm gelmiş geçmiş yöneticileredir de aynı zamanda.

Silkinin ve kendinize geliniz. Avrupa ve dünya medyası, Türk Milli Takımı'nın inanılmazı, imkânsızı başardığını yansıtıyor, övgüler düzüyor, 'çılgın Türkler' ifadesini kullanıyor.

Az biraz olsun ilham alabilseniz!..

   478 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
07 Ekim 2008, Salı   Ya; Talat, KKTC'den söz etseydi?...
06 Ekim 2008, Pazartesi   Türkiye'deki son olaylar üzerine...
04 Ekim 2008, Cumartesi   Tek yanlı kararlar, sürece hiçbir yarar sağlamaz!..
03 Ekim 2008, Cuma   Söz hakkı olmadan alınan kararlar geçerli değildir!..
02 Ekim 2008, Perşembe   'Marazi toplumdan' Marko Paşa'ya...
01 Ekim 2008, Çarşamba   Şu KTHY meselesi...
30 Eylül 2008, Salı   Öncesiyle sonrasıyla bayramlar ve bu koşullarda düşündürdükleri
29 Eylül 2008, Pazartesi   Biraz da okurlardan...
28 Eylül 2008, Pazar   Derinya-Glapsides hattı ve Namık Kemal Meydanı
27 Eylül 2008, Cumartesi   Üretime ve üreticiye destek olmak varken...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.3326 1.3419
1 STERLİN 2.3424 2.3598
1 EURO 1.8113 1.8240



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

ASLA İZİN VERMEYECEĞİZ...

Ali Baturay

CEZAEVİNDEKİ SORUNLAR

Hasan Hastürer

"Beş YTL'lik dana eti kuyruk yağı ...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(43)

Akay Cemal

Ya; Talat, KKTC'den söz etseydi?...

Ahmet Tolgay

Ülkemizdeki yabancıların sorunları...

Bilbay Eminoğlu

Görünen köy kılavuz istemez

Omaç BAŞAT

Sabır taşı çatlamaz...

Hüseyin EKMEKÇİ

Cezaevi mi?

Dilek ÇETEREİSİ

Kuliste içtiler salonda oy verdiler

Aysu Basri

KADINA SEKSİLİĞİNİ, ERKEĞE GÜCÜNÜ KAYBETTİ...

Emin AKKOR

Gerçek kabullenmeden çözüm üretilemez

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

ABD hegemonyası zayıflıyor

Oğuz Metiner

Ramazan Bayramınız mübarek olsun sevgili o...

Harid Fedai

Lârnaka Limanı





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital