|
Ulusal Birlik Partisi'nde (UBP) "Eroğlu mu, Ertuğruloğlu mu?" derken, kurultay tarihinin 29 Kasım 2008 olarak belirlenmesi, adaylara olduğu kadar, üyelere de rahat bir nefes alma olanağı sağlamıştır. Şimdi herkes kendisini belirlenen takvime göre endeksleyecek, çalışmalarını ona göre yapacak.
Her ne kadar propaganda kampanyası çoktan başlamışsa da, bu güne kadar kimin eli kimin cebinde olduğu pek belli değildi. Ama Eroğlu ile Ertuğruloğlu'nun da köy ziyaretlerini ihmal ettiği söylenemezdi.
UBP Genel Başkanı Tahsin Ertuğruloğlu, Eroğlu'nun basında yer alan demeçleriyle ilgili olarak fazla konuşmak istemediğini belirtti, "ama çok bilinçli şekilde üstüme üstüme gelindiğini, gerçeklerin çarpıtılmaya çalışıldığını, duygu sömürüsüne yönelindiğini tabii ki izliyorum" dedi.
Ertuğruloğlu devamla "UBP'nin iyi muhalefet yapamadığı" görüşünün "parti içinden malum kişilerin" kendisini yıpratma adına partiye darbe vurmayı göze aldıkları bir olay olduğunu ifade ederek, UBP'nin tarihinde ikinci kez muhalefete geçtiği bu dönemde ilk dönemde yapılanlardan neyin eksik kaldığını sordu.
Beri yandan eski başkan ve partinin Onursal Başkanı Derviş Eroğlu, Ertuğruloğlu'nun, beklenen muhalefeti yapamadığını "muhalefet yapabilsek, halkın UBP'ye yönelişi daha fazla olacak" dedi.
Anketlerin, özellikle ekonomik sosyal sorunlarla ve Kıbrıs konusundaki verilerinin son derece çarpıcı olduğunu vurgulayan Eroğlu, "umarız herkes bu anketten gereken sonuçları çıkarır" dedi. Eroğlu, ayrıca ülke yangın yerine dönerken, halkın UBP'den önde koştuğunu, anket sonuçlarına göre halkın yüzde 24.5'inin UBP'nin muhalefetini başarılı bulduğuna dikkat çekti.
Şimdi eğri oturup doğru konuşmak gerek. Ülkede pahalılık başını almış giderken, işsizlik hat safhaya ulaşırken, zam üstüne zam yapılır ve insanların sofrasındaki ekmek her geçen gün daha da küçülürken, UBP'nin yerinde CTP olmuş olsaydı, tencereler tavalar havada uçuşur, davullu zurnalı eylemlerle yer yerinden oynar, halk sokaklara dökülürdü.
Bunlar düşünüldüğünde Ertuğruloğlu'nun bu konuda pasif kaldığı söylenebilir. Ancak partinin başında Eroğlu olsaydı, durum acaba farklı mı olurdu?..
Ertuğruloğlu'nun liderliği öteden beri Eroğlu ve yakın siyasi çevresince pek benimsenmedi ve Ertuğruloğlu'nun parti başkanlığına sıcak bakılmadı. Eroğlu'nun istek ve desteğiyle parti genel başkanlığına Hüseyin Özgürgün getirildikten bir süre sonra parti içi entrikalar, partiden kopmaları yarattı ve parti yara aldı. Başta Turgay Avcı olmak üzere; partiden kopan milletvekillerinin bizzat Eroğlu'nun destekleyip aday yaptığı kişiler olduğu açıklandı. Bu arada Hüseyin Özgürgün'ün yerini alması beklenen Dr. Salih Miroğlu'nun kalbine yenik düşmesi ve yaşamını yitirmesiyle partideki otorite boşluğu, aday olmaktan hiçbir zaman çekinmeyen Ertuğruloğlu tarafından dolduruldu.
Ertuğruloğlu, UBP'de yeni bir sayfa açmasına rağmen, Eroğlu gölgesi UBP üzerinden hiç eksilmedi. Bunca yıl parti genel başkanlığını yürüten ve partiye hizmet veren Eroğlu'nun, parti içindeki etkisi de gayet doğal olarak
her vesile ile kendini gösterdi.
UBP nereden nereye geldi ve bundan sonraki hedefi ne?.. Kaynayan kazan niye bir türlü durulamıyor?.. Tüm bunların yanıtlarını elbette ki UBP'liler bilmektedir. Ertuğruloğlu'nun hataları nelerdir, koltuğa Eroğlu'nu yeniden oturtmak isteyenlerin hedef ve beklentileri nelerdir?.. Bu konuda iç sorunlar kadar, Kıbrıs sorununun gidişatı da etken midir?.. Anketler şu anda UBP'yi birinci parti olarak gösterirken, bunda Eroğlu'nun mu payı büyüktür, yoksa Ertuğruloğlu'nun mu?..
Bunlar hep tartışılabilir de, parti içi dalgalanmalar bir yerde ileride anket sonuçlarında değişikliğe neden olmaz mı?..
Bir başka gerçek de, UBP'deki gidişatın sonunda kime yarayacağı veya yaramayacağıdır. Bu konuda başta CTP, hatta daha fazlasıyla ÖRP, normal olarak avuçlarını ovuşturmakta, UBP pastasından daha fazla pay koparabilmek için pusuda beklemektedir.
UBP içinde akılcı düşünen bazı çevreler, 2010 seçimlerini hesaba katarak, en azından Tahsin Ertuğruloğlu başkanlığındaki UBP'ye bir seçim şansı tanınması gerektiğini de dile getirmektedir. Eroğlu yanlıları ise, çok daha sert bir muhalefetin ancak Eroğlu başkanlığındaki UBP'yle gerçekleşebileceği görüşünü beyan ediyorlar. Sonuçta sağ cephedeki DP, HİS veya HP'den bakıldığında neler istenmekte, nasıl bir tablo ortaya çıkması beklenmektedir.
KKTC'nin köklü partilerinden biri olan UBP'de olup bitenler ve olacaklarla ilgili olarak herkes bir şeyler bekleyebilir beklemesine de, sonuçta günü ve saati geldiğinde kararı verecek olan yine UBP bünyesidir.
|