Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Futbolda alınan sonuçlar ve günün programı
Mağusa, Ocağı yaktı: 5 - 1
Baf Ülkü Yurdu: 1- Lefke: 2
Devlerden "tık" yok: 0-0
Tatlısu liderliği sevdi: 2-0
İkisi de alkışlandı: 1-1
Hip Hop'a Eylül'le doyduk

YORUMLANANLAR
Dikkat, bazı pastörize inek sütleri bozuk [1]
Söyleşi Rap ve R&B'nin Kıbrıslı sesi… [1]
Türkiye Kıbrıs konusunda geri adım attı [1]
KIB-TEK yolsuzluğu davasında karar pazartesi açıklanıyor [1]
Güney'in de derdi mülteciler ve gece kulüpleri [1]
Dansçılar öğrenciydi [10]
Soyer'e rakip Yorgancıoğlu mu? [1]
Avcılardan ağaç katliamı [9]
Tek suçlu olarak okul idarelerinin gösterilmesi doğru değil [1]
Okan Ersan, Almanları büyüledi [2]
İki çocuğuyla sokağa atıldı [2]
Dünya Çocuk Hakları Günü etkinliklerle kutlandı [1]
Bizim Parti, ÖRP'ye katıldı [1]
Skandalda ikinci perde [36]
Tolga'dan bateri şov [2]
Lefkoşa'da bıçaklı kavga [1]
Sevgilisinin boğazını kesti, 6 yıl hapse gitti [2]
Yüz yüze çarpışıp,kaldırıma çıktılar [1]
13. maaş devam edecek, ikramiyelerden vergi yok [4]
Defalarca takla attı, sürücü hafif yaralandı [3]



Güzelyurt halkını hayır ettirmediler gitti!..

Akay Cemal

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   23 Ağustos 2008, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Annan Planı Referandumundan sonra Güzelyurt ve yöresi halkı, derin bir oh çekmiş, evine ev, malına mal demeye başlamıştı. Bunca yıldan sonra çiviler çakılmış, mağazalar açılışlar yapmış, kısmen de yatırımlara ağırlık verilmişti.

Gel gör ki, Rum tarafı büyük bir çoğunlukla Annan Planı'nı reddetmesine rağmen, Talat-Hristofyas görüşmesi öncesinde Güzelyurt halkını gene tedirginlik, huzursuzluk kapladı. Bir bakıyoruz, Güzelyurt konusu 'koşul' haline getirilmeye çalışılıyor. Hem de ne koşul?.. Güzelyurt olmadan çözüm olmazmış!..

Bunu söyleyen önce Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas, sonra da onun temsilcisi, yani Rum Başkanlık Komiseri Yorgos Yakovu. Doğrudan görüşmelerin ilk konusunun yönetim şekli olacağını ve Güzelyurt iade edilmeden bir çözümün bulunmasının da söz konusu olmadığını belirtiyor.

İşin özü, Güzelyurt verilmeden bir çözüm olamaz!..

Peki; karşılığında ne alınacak, bir de onu açıklasalar... Kaldı ki, iş Güzelyurt'la kalmıyor ki!.. Karpaz'a da göz diktiler, Maraş'a da. Salamis ve Vuni antik yörelerinin de olası 'merkezi devlete' bağlanması istemi var. Girne yöresine de 80 bin Rum yerleştirilecekmiş!..

O Güzelyurt halkı, neye karşılık söz konusu kentte oturma hakkı elde etmişti?.. Güney'de sadece bir çul bırakıp da gelmiş değildi o insanlar. Öyle verimli topraklar bıraktılar ki, özgürlük uğruna arkalarına bile bakmadan buralara sığındılar. 34 yıldan beri de burada yaşıyorlar. Herhalde sokakta kalacak halleri yoktu. Nasıl ki, Rum Güney'den Kuzey'e göç eden Türklerin evlerine iskân edilmiştir, Türkler de, Güney'e göç eden Rumların evlerine!..

Hal böyle iken, daha pazarlık masasına oturmadan "Güzelyurt olmadan çözüm olmaz" diye tutturmak, Talat'ı ve Kıbrıs Türk tarafını psikolojik baskı altına almaya yeltenmek ve çıtayı yüksek tutmaktan güdülen amaç ne olsa gerek?..

Bu pervasızca açıklamaların iki nedeni olabilir. Ya bir uzlaşmadan yana değiller, ya da Kıbrıs toprağının tümüyle babalarının çiftliği olduğunu sanıyorlar. Zamanında Maraş'ta bile ne dalavereler çevrildiğini ve vakıf malı arazilerin nasıl Rumlara geçtiği de delillerle kanıtlanmış bulunmaktadır.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın, "öze ilişkin müzakerelerin konusu olan meseleler, basın yoluyla değil görüşmelerde ele alınmalıdır. Görüşmeler başlamadan, kimse bazı sonuçları şimdiden cebine atacağını düşünmemeli" şeklindeki açıklaması, Hristofyas'a yanıt niteliğindedir. Talat, bir yerde masaya ön yargılardan uzak bir şekilde oturulması gerektiği mesajını vermeye çalışmıştır.

Rum tarafı tam bu aşırı istekleri dile getirirken, bölgedeki dengelerin altüst olduğunu galiba hesaba katmamaktadır. Gürcistan'daki olaylardan sonra Türkiye'nin öneminin daha da arttığını herkes kabullenmektedir. Güney Osetya ve Abhazya konularından dersler çıkarılması gerekir. Bunu daha önce de vurgulamıştık. Bu gelişmeler karşısında AB'nin 'suya sabuna dokunmak istemeyen' bir politikayı yeğlediği bir kez da gözlemlenmiştir. Zaten dokunabilecek bir güce sahip değil ki!.. Hatta AB'nin liderleri Almanya ve Fransa bile ABD'nin Rusya konusunda beklediği tepkiyi ortaya koyamamıştır.

ABD ve Batı, Gürcistan Lideri Saakaşvili'yi pohpohlamışlar, ne kazanacağı belirsiz bir kumar oynamaya itmişlerdir. Sonunda kaybeden Gürcistan olmuştur. Şimdi Gürcistan'ın NATO üyesi olabilmesi için ABD'nin Türkiye'ye son derece ihtiyacı vardır. ABD'nin bölgede başarılı olabilmesi ve projelerini uygulayabilmesi için Türkiye'nin desteğine ve yardımına ihtiyacı vardır.

Ankara, bu avantajını Kıbrıs konusunda ve genel olarak dış politikada niye kullanmasın?.. Eğer kullanabilirse... Avrupa'da ve Asya'da ırkların oluşturduğu otonom devletler, kendi egemenlik ve bağımsızlıklarına kavuşurken, kendi kendilerini idare etme hakkını kullanırken, bir Kosova bile bu cesareti gösterirken, Kıbrıs'ta "al sana Güzelyurt'u hediye ediyoruz" demek, herhalde o kadar da kolay olmasa gerek!..

DOWNER'İN DANIŞMANLIK VE LOBİCİLİK

ŞİRKETİ'NDE KAÇ KIBRISLI RUM ÇALIŞIYOR?..

Aklımıza gelmişken yukarıdaki soruyu da sormadan edemiyoruz. Çünkü elde ettiğimiz bilgilere göre, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilciliği görevine atanan ve yakında Talat-Hristofyas görüşmelerinde hazır bulunmak üzere adaya gelmesi beklenen Avustralya'nın eski Dışişleri Bakanı Aleksander Downer'in halihazırda önemli bir lobicilik ve danışmanlık şirketi bulunmaktadır.

Yine elde ettiğimiz bilgilere göre söz konusu şirkette, kilit noktalarda Kıbrıslı Rumlar görev yapmaktadır.

Bizim Kıbrıs Türk tarafı olarak Downer'den ricamız, Kıbrıs müzakerelerinde hiçbir etki altında kalmaksızın tarafsızlığını koruması ve bu ilkeler çerçevesinde görevini ifa etmesidir. Bu hususları işaret etmek zorunda kalırken, Downer'e görevinde başarılar dileriz.

   370 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
23 Kasım 2008, Pazar   Yarım yüzyıldan sonra dükkânı kapatıyorsa...
22 Kasım 2008, Cumartesi   İki dost, Gündüz Aktan ve Aydın Olgun'un ardından
21 Kasım 2008, Cuma   Rusya'dan sevgilerle, görüşmeler kereste!..
20 Kasım 2008, Perşembe   'Kırmızı Şapkalı Kız' gibi davranmaktan vazgeçelim artık!
19 Kasım 2008, Çarşamba   AB garantisi, öyle mi?..
18 Kasım 2008, Salı   Cemil Çiçek'ten biraz olsun ders alır mısınız?
17 Kasım 2008, Pazartesi   Ondan bundan... Ahde vefa bu mudur?..
16 Kasım 2008, Pazar   Ada'nın gerçekleri ve Talat'ın uyarıları...
15 Kasım 2008, Cumartesi   Gaziler diyarı KKTC, yıkılmadı, ayaktadır!...
14 Kasım 2008, Cuma   'Yabancı' işçi konusu ve üretenlerin beklentileri...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.6699 1.6817
1 STERLİN 2.4983 2.5169
1 EURO 2.1017 2.1165



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

YURT SEVGİSİ

Ali Baturay

İLLA Kİ YAPANIN YANINA KALSIN

Hasan Hastürer

Özker Hoca, "Bundan sonra?" diye s...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı Çizgili Yıllar(50)...

Akay Cemal

Yarım yüzyıldan sonra dükkânı kapatıyorsa....

Ahmet Tolgay

GECİKEN BİR YEMEKTE NAİL ATALAY'LA...

Bilbay Eminoğlu

Merkezi Cezaevi yanardağ gibi!

Omaç BAŞAT

Lige merhaba

Hüseyin EKMEKÇİ

Londra'da öğretmen...

Dilek ÇETEREİSİ

Başbakan "çak" yaptı,Ekenoğlu gürl...

Aysu Basri

SUÇLU KİM?

Emin AKKOR

Karşı duruşun sebebi, güvensizlik

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Global Eğilimler 2025

Oğuz Metiner

Hac mevsimi dolayısıyla

Harid Fedai

Şehir Mektubu





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital