Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Futbolda alınan sonuçlar ve günün programı
Mağusa, Ocağı yaktı: 5 - 1
Baf Ülkü Yurdu: 1- Lefke: 2
Devlerden "tık" yok: 0-0
Tatlısu liderliği sevdi: 2-0
İkisi de alkışlandı: 1-1
Hip Hop'a Eylül'le doyduk

YORUMLANANLAR
Dikkat, bazı pastörize inek sütleri bozuk [1]
Söyleşi Rap ve R&B'nin Kıbrıslı sesi… [1]
Türkiye Kıbrıs konusunda geri adım attı [1]
KIB-TEK yolsuzluğu davasında karar pazartesi açıklanıyor [1]
Güney'in de derdi mülteciler ve gece kulüpleri [1]
Dansçılar öğrenciydi [10]
Soyer'e rakip Yorgancıoğlu mu? [1]
Avcılardan ağaç katliamı [9]
Tek suçlu olarak okul idarelerinin gösterilmesi doğru değil [1]
Okan Ersan, Almanları büyüledi [2]
İki çocuğuyla sokağa atıldı [2]
Dünya Çocuk Hakları Günü etkinliklerle kutlandı [1]
Bizim Parti, ÖRP'ye katıldı [1]
Skandalda ikinci perde [36]
Tolga'dan bateri şov [2]
Lefkoşa'da bıçaklı kavga [1]
Sevgilisinin boğazını kesti, 6 yıl hapse gitti [2]
Yüz yüze çarpışıp,kaldırıma çıktılar [1]
13. maaş devam edecek, ikramiyelerden vergi yok [4]
Defalarca takla attı, sürücü hafif yaralandı [3]



Paylaşıma var mısın, yok musun?..

Akay Cemal

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   5 Eylül 2008, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Kıbrıs sorununa adil ve kapsamlı bir çözüm bulmak amacıyla iki liderin önceki gün gerçekleştirdiği toplantının öncesi ve sonrası yapılan açıklamaların değerlendirmeleri alabildiğine sürüyor. Bu konuda yankılar devam edecek, yorumlar da sürecek...

Her ne kadar 3 Eylül görüşmesi 'törensel nitelik' ve 'prosedürü' oluşturduysa da, yazılı veya sözlü açıklamalar, beyan ve söylevler, niyetleri ortaya koyması bakımından oldukça önemlidir ve geleceğe ışık tutacak niteliktedir.

Bu tür başlangıçlarda adetten olsa gerek, dışarıdan gazel okuyanlar, destek beyanını eksik etmezler, olumlu havaya katkı koymaya çalışırlar.

Bunu da gayet doğal karşılamak gerek. İlk günden olumsuz tablolar çizmektense, taraflara yardımcı olmak, onları cesaretlendirmek aklın yoludur. Ülke bazında olduğu kadar, kişi bazında da bunu yapmak gerek.

'Ateş-kes' dönemi olmasına rağmen, kim ne derse desin, bu ülkede 34 yıldır barış vardır. Hem de dik alası! Türk de, Rum da kendi bölgelerinde barışçı bir ortamda güven içerisinde yaşamaktadırlar.

Peki; olmayan nedir? Çözüm veya uzlaşma. İşte her iki halkın liderleri de şimdilerde bunun peşindedir. Bu başarılır mı, başarılamaz mı, onu da zaman gösterecektir. Ama öncelikle işin içinde iyi niyet, samimiyet ve de gerçekçilik olmalıdır.

Kuşkusuz 11 Eylül'de başlayacak olan görüşmelerde Anayasal konular öncelik taşıyacaktır. Adını ne koyarsanız koyunuz, olası bir çözümde 'yetki paylaşımı' ne şekilde ve nasıl olacak? Bu konuda Hristofyas cimri mi davranacak, yoksa cömert mi? Bunu da önümüzdeki günlerde herhalde göreceğiz. Ama Rum liderin daha ilk günden ortaya koyduğu katı ve olumsuz tavırlar dikkate alındığında, zihinlerde 'acaba' diye çeşitli soru işaretleri yaratmaktadır.

Ne diyor Hristofyas?..

"İki toplumlu, iki bölgeli federal çözüm, Makarios'un verdiği büyük bir tavizdi. Bu tavizle Kıbrıslı Rumlar limitlerini tüketmiştir ve daha ileriye gidemez. Ne Konfederasyon, ne de 'bakir doğum' aracılığıyla iki devletin yeni bir ortaklığı kabul edilemez. Federal çözüm iki toplumun ortaklığı şeklinde olacaktır."

Bunları okuduktan, duyduktan sonra Hristofyas'a "paylaşıma var mısın, yok musun?" diye sorma hakkına sahip değil miyiz?.. Bunun gibi daha nice sorular kafaları kurcalamaktadır. Örneğin: Bu müzakere sürecinde siz hep alacak, biz de hep verecek taraf mı olacağız?.. Bunu söylemekten amacınız, bizi Makarios'tan beri izlenmekte olan 'içinizde eritme' stratejisine mi sadık kalacaksınız?..

Madem limit tükenmiştir, boşuna zaman harcamaya ne gerek var?.. Yoksa; siz de mi ötekiler gibi oyalama taktiğine başvuracak ve Talat'ın önüne kabul edilemeyecek talepler koyacaksınız?..

Daha bunun gibi nice sorular gelebilir akla. Çünkü limitin tükenmesinden söz etmek, "artık bizden taviz maviz beklemeyin, tavizi verecek olan sizsiniz" anlamındadır. Hristofyas'ın bu sözleri gayet net ve açıktır.

Çok daha önemlisi, Türkiye'nin ve KKTC'nin ısrarla üzerinde durduğu 'iki eşit kurucu devlet ve bakir doğum' olayını Hristofyas'ın kabul etmeyeceğini açıklamasıdır.

Bunlara bir de garantörlüğün kabul edilemeyeceği şeklinde istemler ve beyanlar eklendiğinde, gel de çık bu işin içinden çıkabilirsen!..

O nedenle diyoruz ki, bu gibi peşin hüküm ve ön yargılar, yeni başlayan müzakere sürecine hiç de olumlu bir katkı yapmaz, aksine sürece gölge düşürür.

Kaldı ki, Kıbrıs Türk tarafı, bu müzakerelere ambargolar altında ve izole edilmişlikten soyutlanamamış bir durumda girmektedir. Nitekim Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, halka seslenişinde bu konuya da değinirken, şimdi müzakere sürecine destek beyanında bulunanlara sitem edercesine "bilmelisiniz ki, Kıbrıs Rum tarafından kaynaklanan izolasyon çabalarına verdiğiniz destek, barış ve çözüm umutlarını söndürmek için kullanılmaktadır. Onları cesaretlendirmekten vazgeçiniz" demiştir.

Başta İngiltere ve ABD olmak üzere; AB üyesi ülkeler, Talat'ın bu sitemini defalarca okumalı ve de gerçekten çözüme destek vermek istiyorlarsa, bu konuda gereğini yerine getirmelidirler. Talat bunu seslendirirken, Kıbrıs Türk tarafının beklentilerinden biri olarak dile getirmiş bulunmaktadır. Yoksa; müzakere sürecine sadece lafla destek, fazla bir önem taşımaz, anlam ifade etmez.

Bu vesileyle peşinen kuşkuları işaret etmek ve gafil avlanmamak, ona göre davranmak gerek.

Sonuçta, Hristofyas'ın ağzından çıkanları işittikten sonra, Türkiye'de Kıbrıs sorununu en iyi bilenlerden emekli Büyükelçi Tugay Uluçevik'in, "çözümü 'Kıbrıs Cumhuriyeti' üzerine bina etmeye çalışıyorlar" şeklindeki görüşüne katılmamak mümkün mü?..

Bu süreç gerçekten zordur ve sabır gerektirir. Talat, Hristofyas'ın; Hristofyas da Talat'ın isteklerini bildiğine göre, limitlerinin ne olduğu da bellidir. Ha; Hristofyas, "bizim taviz limitimiz tükenmiştir" derse, o başka mesele!..

   420 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
23 Kasım 2008, Pazar   Yarım yüzyıldan sonra dükkânı kapatıyorsa...
22 Kasım 2008, Cumartesi   İki dost, Gündüz Aktan ve Aydın Olgun'un ardından
21 Kasım 2008, Cuma   Rusya'dan sevgilerle, görüşmeler kereste!..
20 Kasım 2008, Perşembe   'Kırmızı Şapkalı Kız' gibi davranmaktan vazgeçelim artık!
19 Kasım 2008, Çarşamba   AB garantisi, öyle mi?..
18 Kasım 2008, Salı   Cemil Çiçek'ten biraz olsun ders alır mısınız?
17 Kasım 2008, Pazartesi   Ondan bundan... Ahde vefa bu mudur?..
16 Kasım 2008, Pazar   Ada'nın gerçekleri ve Talat'ın uyarıları...
15 Kasım 2008, Cumartesi   Gaziler diyarı KKTC, yıkılmadı, ayaktadır!...
14 Kasım 2008, Cuma   'Yabancı' işçi konusu ve üretenlerin beklentileri...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.6699 1.6817
1 STERLİN 2.4983 2.5169
1 EURO 2.1017 2.1165



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

YURT SEVGİSİ

Ali Baturay

İLLA Kİ YAPANIN YANINA KALSIN

Hasan Hastürer

Özker Hoca, "Bundan sonra?" diye s...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı Çizgili Yıllar(50)...

Akay Cemal

Yarım yüzyıldan sonra dükkânı kapatıyorsa....

Ahmet Tolgay

GECİKEN BİR YEMEKTE NAİL ATALAY'LA...

Bilbay Eminoğlu

Merkezi Cezaevi yanardağ gibi!

Omaç BAŞAT

Lige merhaba

Hüseyin EKMEKÇİ

Londra'da öğretmen...

Dilek ÇETEREİSİ

Başbakan "çak" yaptı,Ekenoğlu gürl...

Aysu Basri

SUÇLU KİM?

Emin AKKOR

Karşı duruşun sebebi, güvensizlik

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Global Eğilimler 2025

Oğuz Metiner

Hac mevsimi dolayısıyla

Harid Fedai

Şehir Mektubu





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital