|
Geçen akşam İngiltere Kıbrıs Türk Dernekleri Konseyi Başkanı Akmen Ali Sıtkı ile birlikteydik. 45 yaşında bir dede olup, yakında Kıbrıs'ta vatani görevini ifa edecek.
Söz askerlikten açılmışken sorduk. Yurt dışında yaşayan soydaşlarımız için Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı'nın girişimleriyle yeniden düzenlenen 'Askerlik Yasası' nasıl, Londra'da nasıl karşılandı?..
Doğal olarak bazı tepkiler olduğunu, ancak eskisine kıyasla çok daha iyi bir şekle sokulduğunu söylüyor ve de şu hususu vurguluyor:
"Burada başta Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı olmak üzere; tüm ilgililere teşekkür etmek gerek. Bizler, Rum tarafındaki yasayı da inceledik ve çok katı bir yasa olduğunu gördük. Hakikaten bizdeki askerlik yasası çağdaş bir yasa."
Bunları söyledikten sonra sıra eğitime geliyor. Akmen Ali Sıtkı o konuda oldukça dertli. "Öğretmen eksiği var ve bir türlü giderilemiyor. Artık İngiltere, buradaki öğretmenler için cazip bir yer olmaktan çıkıverdi. Eskiden Londra'ya gidebilmek için öğretmenler yarış ederler, torpil kullanırlardı. Şimdilerde maaşlar Londra'da alacağı miktarı geçmiş olsa gerek ki, pek rağbet edilmiyor. Herhalde özel derslerin de rolü var" şeklinde görüş beyan etti.
Akmen'in içi dolu mu, dolu!.. Özellikle de ilgisizlikten dert yanıyor. Sadece İngiltere'de 300 bin kadar Kıbrıslı Türk olduğunu ifade ediyor. Bunlardan 10 ya da 20 bini İngiltere'nin çeşitli kentlerinde, 280 bini de başkent Londra'da. "Bunun yanında, Türkiye, Avustralya, Kanada ve öteki ülkelerdekini hesaba katmıyoruz" diyor.
Yani bu hesaba göre Kıbrıs dışında yaşayan Kıbrıslı Türklerin nüfusu yarım milyon...
Kıbrıs'a bakış açılarını da şöyle dile getiriyor:
"İnanın, hepsinin yüreği de Kıbrıs için çarpıyor. İngiltere'de doğup büyümüş olanlar bile büyüklerinin anlattıklarını can kulaklarıyla dinliyor, televizyonları izliyor ve Kıbrıs'a gelmek, akrabalarını görmek için can atıyorlar. Bir kısmı şu veya bu nedenden ötürü gelemiyor. İçleri buruk. Ama Kıbrıs sözü geçti mi, bir heyecan kaplıyor içlerini."
- Peki, Kıbrıs'tan, buradaki hükümetten beklentiler neler?..
- İşte şimdi nasırıma bastınız. Hani derler ya, 'bir ah çeksem karşıki dağlar yıkılır' aynen o hesap. Sadece ilgi bekliyoruz. İşlerimiz gereği devlet dairelerinde 'bugün git yarın gel' politikasına bizler alışık değiliz. İngilizi bilirsiniz, orada her şey pratik. Sizi yokuşa sürmezler, daire daire, kapı kapı dolaştırmazlar. Bu sıcak havalarda bir işi halledebilmek için insanın ayağına kara sular iniyor. Bu kadar da teferruat, bu kadar da bürokrasi görülmüş değil. Zorluk çıkarmaktan amacın ne olduğunu anlayabilmek mümkün değil. Adeta kendi elimizle kendi ayağımıza kurşun sıkıyoruz. Bilinçli mi yapılıyor, bilinçsiz mi, onu da çözmek zor. Hükümet edenler bunları bilmiyor, görmüyor mu?.. Öğrendiğim kadarıyla bu zorluklar sadece yurt dışından gelenlere değil, sizlere de çıkarılıyormuş... Buradaki soydaşlarımız da bundan nasibini alıyormuş... Böyle bir durumda buraya yatırımcı çekmek, turist çekmek mümkün mü?..
Eskiden beri Londra'ya gelen bakanlar, milletvekilleri, parti başkanlarına fazlasıyla ilgi gösterdik. Ama artık geçti o günler. Biz orada ne kadar ilgi gösterdiysek, buraya geldiğimizde tam tersi muamelelerle karşılaştık. Partilerin piyango biletlerinin satılmasına yardımcı olduk, katkılarda bulunduk. Elimizden gelen her şeyi yaparak, bizi dışlamamalarını istedik. Sağılacak inek olarak görmemelerini bekledik.
Mesela ben 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı törenlerinde yine buradaydım. Londra'dan Temsilcilikten ilgililere telefon açarak protokolde bir yer ayrılmasını rica ettiler. O bile olmadı, bir plastik sandalyeyi bile çok gördüler. Bunu söylemek istemezdim, ama madem sırası geldi size söylüyorum."
Akmen Ali Sıtkı dert küpü. Yanlışları, hataları, ilgisizliği açık kalplilikle ortaya koyuyor. Ve ekliyor: Rumlarda kesinlikle böyle bir şey yok. Yurt dışında da olsalar, kendi hükümetlerinin kanatları altındalar. Kendileriyle yakından ilgileniyorlar...
Bir zamanlar, sanırım Nejat Konuk döneminde 'Dış Türkler Sempozyumu' yapılmıştı. Ondan sonra unutulup gitti, arkası gelmedi. Halbuki 'Yurt Dışında Yaşayan Kıbrıslı Rumlar Sempozyumu' hiç aksatılmadan her yıl gerçekleştiriliyor ve Rum Yönetimi de bu toplantılardan, lobicilik faaliyetlerinden güç ve destek alıyor.
Her neyse; başta Türkiye ve İngiltere olmak üzere; dış ülkelerde yaşayan soydaşlarımız, başlı başına büyük bir potansiyel. Böyle olmasına rağmen KKTC olarak bu potansiyeli iyi kullanabiliyor muyuz, yeterince yararlanabiliyor muyuz?.. Sanırım 'yeterince' kelimesi burada sırıttı bile.
Sonuçta; ne yatırım, ne turizm, ne de bir başka alanda yararlanıldı bu potansiyelden. Halbuki un da orada, şeker de, su da. Önemli olan bunu yoğurup helva yapabilmek... Becerebilirsek ne ala! Bunca yıldan sonra yine de beceremezsek yazıklar olsun!..
|