|
'The Elders' diye bilinen 'Küresel ihtiyar heyeti'nin, Talat-Hristofyas görüşmesi arifesinde adaya gerçekleştirdikleri ziyaret, tarafların çabalarına ivme kazandırmadı desek, yalan olur. Her iki lideri de kapsamlı ve adil bir çözüm bulma konusunda cesaretlendirmeye çalıştılar, övgüler yağdırıp, "hayattayken çözümü kutlayalım" dediler.
Başka ne desinlerdi ki!.. Yaş ilerledi, çözümü görürler mi, görmezler mi belli olmaz!..
Kendilerine 'Küresel ihtiyar heyeti' diye isim veren 'The Elders'in kurucuları arasında Başpiskopos Desmond Tutu (Başkan), eski ABD Başkanı Jimmy Carter ve eski Cezayir Dışişleri Bakanı Lakhdar Brahimi de yer alıyor.
Bir araya geldiği gençlerin 'tek bir halk' olma arzusu taşıdığını savunan Tutu, iki liderin bu fırsatı değerlendirmemesi halinde tarihin hesap soracağını ifade etti.
Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki, bu ülkede tek bir halk yoktur ve dili, dini, ırkı farklı iki halk vardır. Tutu'nun temas ettiği gençlerin kimler olduğunu bilmiyoruz, ancak kendisini yanılttıklarını söyleyebiliriz. Kıbrıs sorununu zaten bilmeyen Başpiskopos, bu noktada yanılgıya düşmüş veya düşürülmüş, Hristofyas'ın ağzını kullanmıştır.
En azından Nikoli'nin Hasan, Hasan'ın da Nikoli olamayacağı gerçeğini kavrayamamış, Hristofyas'ın etkisinde kalarak böyle bir hataya düşmüş olabilir...
Buna karşın Jimmy Carter, yerinde bir laf etmiş, halkın da istediği her şeyi elde edemeyeceğini ve karşı tarafın ihtiyaçlarını da anlaması gerektiğini söylemiştir.
Keşke Carter, konuyu biraz daha açabilseydi...
Gerek Desmond Tutu, gerekse Jimmy Carter ve Cezayir eski Dışişleri Bakanı Brahimi, konuşmalarında barıştan sıkça söz etmişler ve barışın sağlanmasını istediklerini ifade etmişlerdir. Hatta Tutu, "hayattayken çözümü kutlayalım" demiştir.
Aman Tutu, hele o gün bir gelsin, davet etmezsek namerdiz. Kim istemez barışı?..
Gelelim 'The Elders'in misyonuna...
Bir defa kendilerine 'Küresel ihtiyar heyeti' denilmesi bir haksızlık... Çünkü heyet mensupları Avrupa ve Amerika'yı temsil ediyor. Bunun nesi küresel?.. Yani dünyanın yüzde 16'sını... Peki; geri kalan yüzde 84'ü ne oluyor?..
Dünya sadece Avrupa ve Amerika'dan ibaret değil ki!..
Bu tür oluşumlar, dünya nüfusunun yüzde 84'üne kendi üstünlüklerini kabul ettirebilmek için kullanılan yöntemlerin bir parçası. Dünya nüfusunun yarısını teşkil eden Çin'den bu ekipte niye birileri yok?.. İkinci büyük nüfusa sahip Hindistan niye dışlanmış durumda?..
Özetle, bunlar zamanında Batı'ya hizmet etmiş, sonra da şu veya bu şekilde onore edilmişlerdir.
Bunca yıllık hizmetten sonra onore etmemek de olmaz ya!..
Mesela Başpiskopos Desmond Tutu, sömürgecilik döneminde Afrika'da kolonyal güçlerin arzuları doğrultusunda çalışmalar yapmış, kara kıtada Hıristiyanlığın kökleşip yaygınlaşmasında büyük fedakarlıklarda bulunmuş, bir nevi misyonerlik görevi ifa etmiş, bu nedenle de Nobel Ödülü ile onurlandırılmıştır.
Kendi efendilerine hizmet etmenin de elbette bir onur ve gururu vardır.
Bunlar bir yana, herkesin görüş, düşünce ve inançlarına saygı duymak gerek. İnandığı idealler uğruna ömrünü vermişse, bu yolda onun da ayak izleri bulunmaktadır.
Kıbrıs konusunda her iki lidere verdikleri destekten ötürü de kendilerine teşekkür etmek lazım.
'Bunca zaman neredeydiler?' diye sormak da istemiyoruz. Ama en azından bunca yıl Kıbrıs Türk halkının dünyadan izole edilme siyasetine artık bir son verilmesi, bunun insanlıkla bağdaşmadığını vurgulamaları ve bu yönde Hristofyas'a açık çağrıda bulunmalarını beklerdik.
Onun için diyoruz ki, keşke Carter, 'bir halkın karşı tarafın ihtiyaçlarını da anlaması gerektiği' şeklindeki sözlerini biraz daha açsaydı...
'The Elders' mensupları, Kıbrıs Türk halkının 24 Nisan 2004'te çözüme 'evet' diyerek iradesini ortaya koyduğunu da çok iyi bilmektedir. Kaçırılan bu tarihi fırsattan niye söz etmemişlerdir?.. Bunları da anımsatmış olsalardı, çok iyi olurdu kanaatindeyiz.
|