|
Kıbrıs sorununa adil ve kalıcı bir çözüm bulmayı amaçlayan görüşme sürecinin başlamasından bir süre sonra ne demiştik?
"Hristofyas, Talat'la kedi fareyle oynarcasına oynayacak..."
Öyle taktikler uygulayacak ki, Talat'ı bunaltacak, krizlere sokacak, çözüm olmaması için de elinden gelen her şeyi yapacak. Çünkü Hristofyas, DİKO'nun, EDEK'in ve nihayet DİSİ'nin onaylamadığı bir çözüme imza atamaz. Tek başına iktidarda olsa da!.. Öyle bir hataya düştü mü vay haline!.. Rum halkı kendisini linç eder, Mussolini gibi ölüsünü yerde sürükler.
Yabancılara hitaben "siz Türkiye'ye bakın, Talat'ı bana bırakın" deyişi unutulmuş değildir.
Stratejisini iyi belirledi. Bir yandan Talat'la müzakere masasına otururken, beri yandan da fırsat buldukça dış ülkelere ziyaretler yapacak, Türkiye'ye ve dolayısıyla Talat'a baskı unsurları yaratacak, onları devreye sokacak.
Amaç, Türkiye'yi zora sokarak, Kıbrıs'ta yaşamsal tavizlere zorlamak, Rum tarafının isteği doğrultusunda bir uzlaşmaya mecbur etmek!..
Böyle bir ortamı kendisi tek başına yaratamaz, çünkü boyu yetmez! Yunanistan da yaratamayacağına göre, devreye ötekilerin girmesi gerek. Ötekiler derken; AB, İngiltere, ABD, Rusya, Fransa, Çin vs.
Fransa ile askeri anlaşma zaten yapılmıştı... Görüşmelerin başlamasının hemen akabinde İngiltere ile bir Memorandum imzalandı. O da yetmedi, geçen gün de Rusya ile 'Siyasi Manifesto' imzaladı.
Bir diğer deyişle Ankara'ya ve Talat'a bir çelme daha attı.
Manifestonun, Rusya ile Kıbrıs Rum kesimi arasındaki kapsamlı işbirliğinin ve dostluk ilişkilerinin daha da derinleştirilmesini öngördüğü açıklandı.
Manifestoda; "Üniter Kıbrıs Cumhuriyeti devletinin; BM Güvenlik Konseyi'nin ilgili kararlarında tarif edildiği şekliyle siyasi eşitliğe, tek egemenliğe, tek uluslararası temsiliyete ve tek vatandaşlığa sahip, iki bölgeli, iki toplumlu federasyon haline dönüşmesi" maddesine atıfta bulunuldu.
Manifestoda, hani Talat'ın oyuna getirildiği ve Kıbrıs Türk halkının büyük tepkisine neden olan 'tek egemenlik, tek vatandaşlık ve tek uluslararası kimlik' ibareleri de yer aldı.
Baskı yöntemi buna derler!..
Artık her şey apaçık ortada. Hristofyas'ın gitmek istediği yol da net mi, net!..
Kim bilir, daha neler var Hristofyas'ın dağarcığında?..
Bütün mesele garantörlük ve Türk askeri... Bu ikisini halletti mi, önünde hiçbir engel kalmaz!.. Aşırı derecede silahlanmanın amacının ne olduğu bilinmiyor mu?..
Oyunun kurallarına aykırı olarak Talat'a sürekli bel altından vuran Hristofyas'a başta Downer olmak üzere herkes seyirci. Brüksel de aynı rolde, Washington da!..
Hristofyas'a 'çizmeyi aşıyorsun' diyebilirler mi?..
Şimdilerde top Talat'ta ve Ankara'da.
Hristofyas'ın golleri birbiri ardına sıralaması ve belden aşağı vurması karşısında ne yapacaklar veya ne yapabilirler?..
Herhalde masada Denktaş olsaydı, yumruğunu indirir, restini çeker, 'herkes yoluna' derdi.
Fakat Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat da akıllı bir politikacıdır. Kılı kırk yarar, yeri ve zamanı geldi mi de 'zehir zemberek ve ne yenilir ne yutulur' türden cevabını verir.
Talat da biliyor ki, Rum tarafının Kıbrıs'ta bir çözüme pek de ihtiyacı yoktur. Bir eli yağda, bir eli baldadır. BM üyeliği yanında, uluslararası alanda tanınmışlık ve AB üyeliği avantajını tepe tepe kullanmaktadır. Bu avantajları elinin tersi ile iterek, Türklerle paylaşıma gelmek ne denli akılcıdır?.. Tüm hesaplar bunun üzerine olduğu için bunca yıldır bir uzlaşmaya gidilememiştir. Halbuki bu avantajlardan az biraz fedakarlık yapılmış olsa, orta yolda buluşmak mümkün olabilir.
Talat'a gelince; kendisine az mı söyledik, az mı yazdık; "verilen sözler tutulsun, izolasyonlar kalksın. O zaman masaya oturabilirim" koşulunu niye koymadı?..
Bugün bile geç değildir.
Sonuçta diyebiliriz ki, çek bir 'Siyasi Manifesto' daha... Bu kez İngiliz değil de, Rus malı olsun. Adını da "Rusya'dan sevgilerle, görüşmeler kereste" koyunuz!..
|