Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
İngiltere donuyor
Maaşlar yargıda!
Yasayı nasıl deldiler?
Bufavento'ya hayat öpücüğü
"Rambo Magnum" zanlıları teminatla serbest
Denktaş: DP, seçimden birinci parti çıkacak
Talat, seçim sürecinde tarafsız kalacak
Hastanelerde gaz bilmecesi

YORUMLANANLAR
Yasayı nasıl deldiler? [1]
Maaşlar yargıda! [2]
Denktaş: DP, seçimden birinci parti çıkacak [2]
Bufavento'ya hayat öpücüğü [1]
Tarih isyan ediyor [1]
Kim çözecek? [1]
Eroğlu, seçim startını Karpaz'dan verdi [3]
Aralık ayı hayat pahalılığı oranı yüzde -1.6 [2]
19 Nisan'da seçim var [11]
Tüp gaz krizi [5]
Erken seçime varız ! [2]
5 yılda, 1 milyon 280 bin keklik üretilecek [5]
3 milyon dolar için İpsaro'yu yok ediyorlar [2]
Diplomatik girişimler sonuç vermedi [1]
19 milyon kez geçiş [4]
Çözüm olursa yüzlerce genç adaya dönecek [17]
İsrail'den Mağusa Limanı'na yatırım talebi [10]
Rum yönetimi hesap vermeli [3]



Yarım yüzyıldan sonra dükkânı kapatıyorsa...

Akay Cemal

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   23 Kasım 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Coşkun Taşt, yalnız Lefkoşa'nın değil, KKTC'nin ünlü lastikçilerinden... Çoğu kimse ona 'Lastikçi Coşkun' diye hitap ediyor. Mesleğe 1957 yılında Girne Caddesi'nde başlamıştı. EOKA'nın kan ve gözyaşı akıttığı, iyice azıttığı günlerde... Yıllar boyu da şimdiki yerinde, Abdi İpekçi Caddesi'nde eski PEYAK mağazalarına giden cadde üzerinde mesleğini sürdürdü.

Ama diğer esnaf ve zanaatkâr gibi, onun da canına tak etti. Geçen gün kendisine uğradığımda, saat 15.30'u gösteriyordu. Sohbete dalınca aldığı kararı bana açıklayınca şoke oldum.

"Şu ana kadar siftah etmedim ve kapatmaya karar verdim" dedi.

Bunu söylerken, gözleri dolu dolu idi Coşkun'un. İsteyerek değil, fakat istemeyerek dükkânını kapatmak durumunda kaldığını ifade ederken, "başka çarem yok. Kiradır, elektrik, su parasıdır, telefondur, vergidir, artık usandık. Elli yıldan beri ben böyle bir durum görmedim, bu kadar kötü bir duruma şahit olmadım. Silahların konuştuğu günlerde bile bu kadar kötü değildik" demekten kendini alamadı.

Yalnız Lastikçi Coşkun'un değil, fakat tüm esnaf ve zanaatkârın feryadıdır bu.

Halk Partisi Genel Başkanı Raşit Pertev'in dediği gibi, bu memlekette her şey bütçe açığını kapatmak için yapılır ve bu nedenle de bütün sektörler iflas noktasına gelirken, nice Lastikçi Coşkun'lar iş yerlerine kara kilit vurmak zorunda kalacaklar.

Evet; bu çöküş neyin alametidir?.. Üretim yapanın artık yok sayıldığı bu ülkede, tüketici sayısının artmasıyla gidişatın ne olacağı belli değil mi?..

Yoksa; Coşkun da mı bu yaştan sonra Rum tarafına gidip çalışmak zorunda kalacak?..

O gitmez, ama onun gibi niceleri gitmek zorunda kalmadı mı?..

Evine ekmek götürebilmek için Rum'un yanında çalışmak durumunda kalanların sayısı az mıdır?..

Onları mecbur edenler utansın!..

Mecbur derken, aklımıza bir şey geliverdi. Geçenlerde geçinme sıkıntısı çeken bir hayvancı ilgili bir daireye gitmiş. Kuraklık nedeniyle çok zor bir dönem geçirdiğini, ailesine bakamayacak durumda olduğunu ifade ederken, dairenin yetkilisi bilir misiniz ne demiş kendisine?..

"Hepsini sat, git Rum tarafında çalış!"

Evet, bir yetkilinin, bir hayvan üreticisine söyledikleri bunlar. Hükümet makamının koltuklarında oturanlar, bunları tavsiye ediyorlar üreticilere. Yani Rum'un yanında hizmetkâr olmayı. Bunu tavsiye eden bir hükümet yetkilisinin ne düşündüğünü, mensubu olduğu hükümetin halkı nereye sürüklemek istediği belli olmuyor, anlaşılmıyor mu?..

Yazıklar olsun böyle zihniyete, böyle anlayışa. Bin kez yazıklar olsun!..

Yarım yüzyıldır, herkesin 'Lastikçi Coşkun' diye bildiği, tanıdığı Coşkun Taşt bile artık dükkânını kapatmak zorunda kalıyorsa, ekonomik krizden çok, bu işlerde bir bit yeniği var demektir. Ya iş bilmezlik, becereksizlik vardır, ya da kasıt. Başka da ne olabilir?..

Başkent Lefkoşa'da durum böyle de, Girne'de, Mağusa'da, ya da İskele ve Güzelyurt'ta, öteki yerlerde farksız mı?..

Kamu görevlisi olmayıp da, üretici olanlar perişanları oynuyor. Kendi emeğini ortaya koyanla+r, üretenler feryat ediyor. Kendilerine hayat hakkı, yaşama hakkı kalmadığından yakınıyorlar. Gündeliklerini çıkaramadıklarından çoğu dükkânlar kiralık. "Hepimiz de battık. Durumumuz yürekler acısı" diyorlar.

 Bu feryatlar karşısında hükümet edenler önlem alır mı acaba, yoksa olup bitenler umurlarında bile olmaz mı?..

Ama halk o denli öfkeli, o denli tepkili ki, her şeyi sandıkta gösterebilir.

Tam bu satırları yazarken, bir başka tanıdık, makinist Erdem Usta telefon etti. Dedi ki, "dükkanı kapatıyorum, satılık veya kiralık ilanı koymak için yardımcı olur musun?"

O da Coşkun Taşt gibi derinden bir ah çekiyor. "Çalışmasam da kapatsam daha kârlıyım. İşlerin ne tadı kaldı, ne tuzu. Siftah edemez, evimize ekmek götüremez hale geldik. Bunca zamandır bu kadarını görmüş değilim" diyen Erdem Usta gibi daha niceleri var...

Kısacası; memlekette vaziyetler böyle. Esnaf ve zanaatkârın, özetle üreticinin durumu ortada. Üretime ve üreticiye verilen destek (!) de ortada. Kimse kılını kıpırdatmıyor. Üstüne üstlük hayvan üreticisine, "sat hayvanlarını, git Rum kesimine çalış" diye tavsiyede bulunuyorlar.

Kıbrıs Türkü'nü Rum'a kul köle olmaya mı mecbur ediyorlar, anlaşılır değil!..

Tekrar ediyoruz, Kıbrıs Türk halkı, ne İngiliz sömürge idaresinde, ne ortak cumhuriyet döneminde, ne de daha sonraları böylesine acizliklere düşmüştür!..

Yasaklar ve katı kurallarla vatandaş sıkboğaz edilirken, acaba ne yapılmak isteniyor sorusu herkesin kafasını kurcalamaktadır. Bildiğimiz kadarıyla böylesi durumlarda 'Kriz Masası' oluşturulur ve sorunlara çare üretilir, en azından esnek politikalar uygulanır.

Bizdeyse bundan eser yok. 'Altta kalanın boynu kopsun' misali bir politika, bir uygulama söz konusu. Sektörler patır patır dökülürken, bunları görmezlikten gelenler, kıllarını bile kıpırdatma ihtiyacını hissetmeyenlerin murat ettikleri nedir?..

 

   385 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
07 Ocak 2009, Çarşamba   KKTC'de sağlık olayı ve Veteriner Fakültesi
06 Ocak 2009, Salı   AB'nin yardımları, yitirilen canları geri getirebilir mi?..
05 Ocak 2009, Pazartesi   "KOP'a yamalanma"
03 Ocak 2009, Cumartesi   Seçimde ne dağıtacağız; bulgur mu, pirinç mi?
02 Ocak 2009, Cuma   Türkiye, kırmızı çizgileri bir kez daha yinelerken...
01 Ocak 2009, Perşembe   Yeni yılda temenni ve hediyeler...
31 Aralık 2008, Çarşamba   Talat'ın rahatlığı ve Filistin gerçeği...
30 Aralık 2008, Salı   Filistinli kan ağlarken, kim el uzatabilir?..
29 Aralık 2008, Pazartesi   Füze katliamı ve Hristofyas
27 Aralık 2008, Cumartesi   Eğitimdeki kargaşadan ne zaman kurtulacağız?..



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5145 1.5252
1 STERLİN 2.2171 2.2336
1 EURO 2.0281 2.0424



YAZARLAR : .

Reşat Akar

Yurdun her yanında seçim heyecanı

Ali Baturay

Gazze'deki dram

Hasan Hastürer

Sevgi çemberiyle ortak insani dayanışma

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(53)...

Akay Cemal

KKTC'de sağlık olayı ve Veteriner Fakü...

Ahmet Tolgay

CTP - UBP KOALİSYONU TARİHİ BİR İHTİYAÇ...

Bilbay Eminoğlu

Hangi "Necati"ye oy vereceğiz?

Omaç BAŞAT

Haklıyız, gelecekten umutluyuz

Dilek ÇETEREİSİ

Meclisten Notlar (25/11/08)

Aysu Basri

TARİH KİMİN ESERLERİNİ KORUYACAK!

Emin AKKOR

Kriz kıskacında 3 tehlike

Uzm. Mine Çağlar

Sağlık dolu bir yaşama yolculuk

Dr. İsmail KEMAL

Trajik bilanço

Oğuz Metiner

"El kârda, gönül yarda"

Psikolog Ayla Kahraman

Bir şans daha

Türem Delikurt

"Aile; anne-baba ve çocuklardan oluşan...

Harid Fedai

Yerli Haberler





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital