Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
"Single Star" gece kulübünde patlama
Erdoğan: Bu yıl çözüm mümkün
Uyuşturucu ağzından çıktı
Erdoğan, KKTC'ye geldi
Akaryakıta "kuruş kuruş" zam

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

İyimserlik / Kötümserlik

Osman Ertuğ

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   10 Nisan 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Bir felsefeye göre her şey zıddıyla ortaya çıkar... Beyaz siyahla, aydınlık karanlıkla, iyilik kötülükle... Ama her şeyin göreceli olduğu bir dünyada bu renk ve değerlerin sayısız tonları vardır ve kimilerine göre gerçek işte bu "gri" bölgelerde gizlidir.

Bu felsefi girişten sonra gelelim bunun politikadaki yansımalarına:

Kıbrıs'ta yine o günler geldi çattı!.. Yolda sokakta, arkadaş toplantılarında, katıldığımız resmi olaylarda ve zaman zaman çıktığımız televizyon programlarında hep aynı soruyla karşılaşıyoruz: "İyimser misiniz, kötümser mi?", "Ümitli misiniz, ümitsiz mi?" Onyıllardır bu sorunun her renk ve tonuna bakmak zorunda kalmış birisi olarak bu yerinde sorulara siyah/beyaz bir yanıt vermem gerçekten zor. Bu konuda bir fikrim veya bir inancım olmadığından değil!... Diplomatlar olarak görevimizin kehanette bulunmak değil, durumun dinamiklerine bakarak yapacağımız değerlendirmelerle okuyucunun kendisinin karar vermesine yardımcı olmak olduğuna inanmamdandır.

Nedir veya kimdir bu dinamikler? Daha önce de yazdım...Uluslararası aktörlerin başında Birleşmiş Milletler örgütü ve arkasındaki güçler gelir. BM Sekretaryası'nda 40 yıldır bu sorunu çözmeye çalışıp da başarılı olamamanın verdiği kurumsal bir yorgunluk, hatta bıkkınlık olduğunu söylemek mümkün. Gerçi kadrolar değişti, ama arşivler ortada. Genel Sekreter Ban Ki Moon, konunun geçmişine baktığında, seleflerinin uğradığı hayal kırıklığını görüyor ve aynını yaşamamak için belli ki konuya ihtiyatlı yaklaşıyor. Ancak nihai kararını Yardımcısı Lynn Pascoe'nun sunacağı rapordan sonra verecek. Pascoe'yu Washington'daki görev dönemimden tanıyorum. Kendisiyle konuşurken bir BM görevlisinden çok bir ABD diplomatıyla konuştuğunuz izlenimini ediniyorsunuz. Esasen o da bu bağlantıyı inkar etmiyor ve hem bir BM görevlisi hem de "pragmatik bir Amerikalı" olarak tanımlıyor kendisini. Tavsiyelerini de aslında tam bir "Amerikan iyimserliğiyle" yapıyor ve "geleceğe bakın" diyerek Avrupa Birliği'ni işaret ediyor! Kamuoyu önünde de açıkladığı bu iyimserliğini raporuna yansıtması ve BM'nin tutumunu buna göre şekillendirmeye çalışması beklenmelidir.

Süper güç ABD'nin kendisi seçim yılına girmiş durumda. Böyle dönemlerde Rum-Yunan lobisi, Ermeni lobisinin de tam desteğiyle siyaset sahnesinde çok aktif olur. Adaylar da onlara "şirin görünmek" için çeşitli vaatlerde bulunurlar. En azından Kıbrıs konusunda "bir şeyler yapıyor görünmek" zorundalar! Bu nedenle hazırlık sürecinden sonra görüşmeleri başlatmak için bastıracakları kesin. Sonuçtan da ümitli görünüyorlar. "Mutfak çalışmalarındaki" rolü neredeyse vazgeçilmez olan İngiltere bu konuda yanlarında. Ancak Rusya Federasyonu için kanımca aynı şeyi söylemek mümkün değil. NATO'nun genişlemesi, ABD'nin ısrarla gerçekleştirmek istediği "füze kalkanı" gibi konularda Batı ile olan ilişkilerindeki gerginliği ortada olan RF, Batı İttifakı içindeki bir "sürtüşme noktasını" niye ortadan kaldırmak istesin? Kıbrıs'taki tarafların her ikisinin de başında eski Komünist liderler bulunması belki Sovyet döneminde geçerli bir neden olurdu, ama şimdi değil!

Haziran ayından itibaren AB Dönem Başkanlığını devralacak olan Fransa, aynı zamanda BM Güvenlik Konseyi Daimi Üyesi. Güney Kıbrıs'la askeri, siyasi ve ekonomik ilişkilerini geliştirmiş durumda. AB içinde Kıbrıs sorunundan kaynaklanan ciddi bir rahatsızlık var, ancak Rum Yönetimi'nin üyeliği nedeniyle fazla bir şey yapılamıyor ve aslında bu bazı ülkelerin işine de geliyor. AB konuya taraf olduğu için sorunun Rum tarafı lehine çözümlenmesini öngörür. Bu da ancak "Kıbrıs Cumhuriyeti'nin devamı ve federal bir çerçevede yeniden yapılanması" şeklinde olabilir. Esasen, gerek Hristofyas gerekse Rum Dışişleri Bakanı Kipriyanu, verdikleri beyanatlarda bundan başka bir çözüm şeklini, yani yeni bir ortaklık devletini kabul etmeyeceklerini pervasızca açıklamış durumda.

Bölgesel aktörlere gelince, Türkiye ile Yunanistan Ege'deki sorunların çözümlenmesi konusunda eskiden neredeyseydiler yine aynı noktada. Yani herhangi bir ilerleme yok! Aralarındaki atmosferin eskiye oranla daha iyi olması sorunların özünü değiştirmiyor. Aynen Kıbrıs'taki taraflar arasında olduğu gibi! Güney Kıbrıs'taki lider değişikliğinin politika değişikliği anlamına gelmediğini defalardır söylüyoruz. Hristofyas soruna kendinden önce gelen liderler gibi bir "istila ve işgal sorunu" olarak bakıyor; "yerleşikler" dediği Türkiye kökenli yurttaşlarımızın geri gönderilmesini ve tüm yer değiştirmiş Rumların "Kuzey'e geri dönüş hakkının" tanınmasını talep ediyor; garantilerin devamını kabul etmeyeceklerini tekrarlayıp duruyor. Bize uygun gördüğü statü ise, "bireysel eşitlik" çerçevesinde azınlık statüsü! Bütün bunların toplamının, Türkiye'den bizi kopararak "Rum'a yama olarak AB'ne girmemizi sağlama" olduğunu görmemek için kör olmak lazım!

Kısacası, sorunu adil ve kalıcı bir çözüme kavuşturma konusunda iç ve dış dinamiklerde herhangi ciddi bir değişiklik olduğunu söylemek mümkün değil. Ancak, özellikle dıştaki çevreler ve Kıbrıs Rum liderliği, yapay bir iyimserlik havası yaratarak bunun oluşturacağı "ivmeyi" lehlerine kullanma peşinde. Bunu gerçekleştirmek için de belirli semboller seçmişler. Bunların başında meşhur Lokmacı kapısı geliyor. Ancak, kapının açıldıktan kısa bir süre sonra kapanıp tekrar açılmasıyla yaşanan olay bunun o kadar kolay olmadığını gösteriyor. Olay ayrıca Sayın Hristofyas'ın imajındaki "cilayı"da çizmiş durumda!.. Bunu örtbas etmek için de hemen suçu Türk askerine atmaya çalıştı. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Erçakıca'nın buna gösterdiği tepki kanımca yerindedir. Çünkü, görülüyor ki, kapıyı açmakta zaten isteksiz olan Rum tarafının, bu tür olayları tekrarlayıp sonuçlarını Türk askeri varlığına mal etmek istemesi olasıdır.

İşte benim görebildiğim durum bu! Şimdi ben size soruyorum: İyimser misiniz, kötümser mi? Ümitli misiniz, ümitsiz mi? Yoksa siz de yanıtı "ara bölgede" mi arayacaksınız?

   805 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
17 Temmuz 2008, Perşembe   Ayrılma hakkı
15 Temmuz 2008, Salı   Tek mi, çift mi?
10 Temmuz 2008, Perşembe   Bir "tek" de ABD'den!
08 Temmuz 2008, Salı   Şah-MAT mı olduk?
03 Temmuz 2008, Perşembe   Meselenin özü
01 Temmuz 2008, Salı   Kıbrıs konusunda rapor enflasyonu ve sıkı(cı) bir analiz
26 Haziran 2008, Perşembe   "Kıbrıs'ı yeniden birleştirme: En iyi fırsat" mı?
24 Haziran 2008, Salı   Güvenlik ve garantilerle ilgili "kırmızı çizgimiz" tehlikede mi?
22 Haziran 2008, Pazar   "Yeni" lider, eski taktikler
17 Haziran 2008, Salı   "Heyecan verici"(!) gelişmeler



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2119 1.2203
1 STERLİN 2.4281 2.4462
1 EURO 1.9293 1.9429



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

BAŞBAKAN ERDOĞAN'IN KIBRIS'A SÖYLE...

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Vatandaş olmadan Kıbrıs'ta yaşayanlar....

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar (25)

Akay Cemal

Tek'li yol ve bastır Hristofyas!..

Ahmet Tolgay

SAVAŞ ANISI: İNSANIN BİR KURŞUNLUK CANI VA...

Bilbay Eminoğlu

Ne olacak bu memleketin hali diye söylenme...

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Güneş ışınlarının zararlı etkilerinden kor...

Dr. Umut Altunç

Kıbrıs Güneşi, Ultraviyöle ve Bebekler

Aysu Basri

RESM-İ İŞKENCE

Sevilay SADIKOĞLU

Şiirlerle Büyüsün Çocuklar...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Kordon Kanı Bankacılığı: Gerçekten biyoloj...

Dr. İsmail KEMAL

Ergenekon, ampul, El Beşir

Emin AKKOR

Ahtapotun kollarından kurtuluş yok

Oğuz Metiner

Kıyamet ne zaman ve nasıl kopacak?

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

Döşünden Yaralı Dağlar

Beste SAKALLI

GÖZLERİNE DAĞILIRDI BENİM ANNEM

Psikolog Ayla Kahraman

Bir ilişkiyi korumak ve sürdürmek

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Çikolatalı Bitkiler

Osman Ertuğ

Ayrılma hakkı

Bener HAKERİ

NOTLAR Unutulanlar mı, bilinmeyenler mi?

Ata ATUN

KKTC TANINMAYA MI GİDİYOR

Mehmet RATİP

Olağanüstü hallerimiz

Dr. Orhan Aydeniz

Taş ocakları sorunu

Harid Fedai

Sünühât Gazetesi Yüksek Katına

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital