Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
UFO'lar yine geldi!
Ya eşel mobil ya da 13. maaş
6 haftalık bebek, kürtajla alındı
Eşel-mobil gerdi
10 bin YTL ile serbest kaldı

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Unutulanlar!

Osman Ertuğ

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   24 Nisan 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Dün, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'ydı. Büyük Atatürk'ün, gelecek nesiller yanında, bağımsızlık ve egemenliğe verdiği önemin de bir simgesi olan bu gün, umarım Kıbrıs'ta yeni bir sürecin başlamakta olduğu şu günlerde, yetkililerimizin egemenlik kavramını hatırlamalarına vesile olur! Çünkü, dıştan görebildiğim kadarıyla, geçmişte Kıbrıs Türk tarafının pozisyonunun temel öğelerinden biri olan ve üzerinde yoğun tartışmaların yer aldığı bu kavram, yeni dönemin gündeminden adeta düşmüş veya düşürülmüştür!

Bazılarının "çok soyut" bulduğu ve geçmişte yabancıların "meleklerin cinsiyetini tartışmak gibi bir şey" diye küçümsemeye çalıştığı egemenlik kavramı, aslında olası bir uzlaşının kalıcılığı ve pratik hayattaki yansımaları açısından son derece önemli, hatta vazgeçilmezdir. 1960 Anlaşmaları çerçevesinde sağladığımız, siyasi eşitlik, yönetime etkin katılım (veto hakkı, ayrı çoğunluklar, vs.) egemenliğe dayalı haklar olmadığı için, ortaklık Cumhuriyeti Rum tarafınca yıkıldığında kağıt üzerinde kalmış, Kıbrıs Türk tarafı bir gecede "kurucu ortak" statüsünden dünyanın gözünde "isyancı azınlık" konumuna düşürülmüştü!. Olası bir çözümde sağlayacağımız hakların aynı akıbete uğramasını istemiyorsak, çok daha sağlam bir zemine, yani egemenlik zeminine oturtulması gerekecektir. Bunların başında da eşitlik kavramı gelmektedir ki, bu ikisinden doğacak "çocuğa" "egemen eşitlik" diyebiliriz.

Peki, nedir bu egemenlik kavramı? Eski deyimiyle "hükümranlık" veya "hakimiyet"diye de bilinen bu kavram, tüm devletlerin üzerinde oturduğu, toprakları ve halkları üzerindeki kontrol ve yönetim yetkileridir diyebiliriz. Demokrasilerde bu güç halkların elinde olduğu için, Türkiye Büyük Millet Meclisi, KKTC Cumhuriyet Meclisi gibi halkın özgür iradesini temsil eden yasama organlarının duvarlarında "Hakimiyet" veya "Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir" ibaresi yazılıdır.

Ulus devletler için egemenlik vazgeçilmez olmakla birlikte, çağımızda devletler kendi iradeleriyle egemenliklerinin bir bölümünü "ulus ötesi" (supra nasyonal) bir yapıya verebilirler. Konu tartışmalı olsa da, Avrupa Birliği buna bir örnektir. Veya, egemenliklerinin bir bölümünü vererek bir ortaklık oluştururlar. Konfederal veya federal yapılar da buna bir örnektir. Ama her iki durumda da egemenliğin "verilebilmesi" için öncelikle "var olması," daha doğrusu "varlığının kabul edilmesi" gerekmektedir. Halbuki Kıbrıs Türk halkı ve onun egemen Devleti olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin egemenliği uluslararası camia tarafından tanınmamakta veya kabul edilmemekte, bu da gerçek bir ortaklığın kurulmasına engel teşkil etmektedir.

Kıbrıs Türk tarafının çabası sonucu, 1992 Gali "Fikirler Dizisi"nde egemenliğin "eşit şekilde Kıbrıs Rum ve Kıbrıs Türk toplumlarından kaynaklandığı" belirtilmekteydi. Bizi tam olarak tatmin etmese bile, bu bir aşamaydı. Annan Planı'nda bu prensip, yani egemenliğin kaynağının "Kıbrıs Rum ve Kıbrıs Türk toplumları" olduğu fikri ortadan kaldırıldı ve bunun kaynağının "Anayasa" olduğu belirtildi."Oluşturucu devletler eşit statüdedir...yetkilerini egemence kullanırlar..." gibi belirsiz ve muğlak ifadelere yer verildi. Bunları anlatmamın nedeni, karmaşık ve hukuki bir tartışmaya girmek değil; salt "eşitlik" veya "eşit statü" kavramlarının haklarımızı korumaya yeterli olmadığını anlatmak içindir. Eşit statümüzün anlamlı ve kalıcı olabilmesi için egemenlik kavramıyla bütünleştirilmesi, pekiştirilmesi lazımdır.

Bunu elde edemezsek ne olur? Bize verildiği iddia edilen "haklar" kağıt üstünde kalır ve, en kötü ihtimalle, ortaklık yeniden yıkılırsa statü açısından "kendimizi yine sokakta buluruz!" "Bir daha olmaz" veya "Avrupa Birliği var" demeyin; olmaması için şimdiden somut güvenceleri olası bir anlaşmaya koydurtmak için uğraşalım. Ve böyle bir anlaşma olmadığı takdirde (ki olmama ihtimali yüksektir) topraklarımız üzerindeki egemenliğimizi dünyaya anlatmanın, kabul ettirmenin hazırlıklarını şimdiden yapalım!

Sözü, çağdaş diplomasinin önde gelen isimlerinden Amerikan Dışişleri eski Bakanı Henry Kissinger'in 1990'lı yıllarda bir görüşmede bize yaptığı bir uyarıyla bağlamak istiyorum: "Sakın egemenliğinizi vermeyin, bir daha geri alamazsınız"!

   798 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
08 Temmuz 2008, Salı   Şah-MAT mı olduk?
03 Temmuz 2008, Perşembe   Meselenin özü
01 Temmuz 2008, Salı   Kıbrıs konusunda rapor enflasyonu ve sıkı(cı) bir analiz
26 Haziran 2008, Perşembe   "Kıbrıs'ı yeniden birleştirme: En iyi fırsat" mı?
24 Haziran 2008, Salı   Güvenlik ve garantilerle ilgili "kırmızı çizgimiz" tehlikede mi?
22 Haziran 2008, Pazar   "Yeni" lider, eski taktikler
17 Haziran 2008, Salı   "Heyecan verici"(!) gelişmeler
12 Haziran 2008, Perşembe   Kıbrıs sorunu sözlüğü
10 Haziran 2008, Salı   MemoranRUM
05 Haziran 2008, Perşembe   Welcome Mr. Zerihoun!



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2301 1.2388
1 STERLİN 2.4374 2.4555
1 EURO 1.9314 1.9407



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Her yolun bir sonu vardır

Başaran Düzgün

SUÇ KİMDEDİR...

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Talat, boşuna nefes tüketiyor...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar (25)

Akay Cemal

Kissinger'den Denktaş'a tavsiye: E...

Ahmet Tolgay

HALDUN DORMEN, KARPAZ'DA TİYATRO OKULU...

Bilbay Eminoğlu

Sendikaların gözü hükümette

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Güneş ışınlarının insan sağlığı üzerindeki...

Dr. Umut Altunç

Kıbrıs Güneşi, Ultraviyöle ve Bebekler

Aysu Basri

CTP YA FARKLI BİR KABUS YARATACAK YA DA FA...

Sevilay SADIKOĞLU

Yalnızlık ve yeşeren düşünceler...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Doğum öncesi genetik tanıda yeni bir adım

Dr. İsmail KEMAL

G-8 zirvesi

Emin AKKOR

Uzman raporuna kulak tıkayan hükümet, halk...

Oğuz Metiner

Mübarek Üç Aylar

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ

Beste SAKALLI

II. Uluslararası Şiir Buluşması

Psikolog Ayla Kahraman

Psikososyal istismar

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Cildi koruyan gıdalar

Osman Ertuğ

Şah-MAT mı olduk?

Bener HAKERİ

Şairler, ah bu şairler!

Ata ATUN

TEK HALK GERÇEĞİ

Mehmet RATİP

Tahtası eksik bir ülke ve "su tahtası&...

Dr. Orhan Aydeniz

Teferruat!

Harid Fedai

Halayık - Kapu Cinâyeti

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital