Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Lefkoşa Merkezi Cezaevi: Uyuşturucu ticareti merkezi
Birleşik Kıbrıs'ta tek egemenlik ve tek yurttaşlık kesindir
Talat yanlış yoldan dönsün, bunu yapamıyorsa istifa etsin
Eşel mobil grevi hayatı durduracak
Eski Cumhurbaşkanı Denktaş: Teslimiyete gidiyoruz

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Kızaktan nağmeler (2)

Osman Ertuğ

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   6 Mayıs 2008, Salı Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Aynı başlıklı bir önceki yazımla ilgili beni arayan bazı arkadaşlar, ikincisini de yazmam konusunda teşvik ettiler. Ettiler de, bu konudaki sorularıma kimseden kesin bir yanıt alamıyorum! Her konuda olduğu gibi bu konuda da çeşitli görüşler var.

Örneğin, görevden alınıp "müşavir" atanan birisine niye "kızağa çekildi" deniyor? Trodosların zirvesi hariç, Kıbrıs'ta kar yoktur ve kış sporları pek gelişmemiştir!.. Aslında, çoğumuz, bırakın kızak kaymayı, gerçek bir kızak dahi görmemiştir hayatında! O zaman akla başka bir soru geliyor: "Kızağa çekilmekten" kasıt acaba insanın "ayağının kaydırılması" veya "meslek hayatının kayması" mı? Çünkü, istisnalar hariç, kimse kendi arzusuyla "Üst Kademe Yöneticiliği"ni bırakmaz; bıraktırılır!

Bilgisine başvurduğum bazı arkadaşlar, kızakların sadece spor veya zevk için kullanılan araçlar değil, yaşlı veya arızalı gemilerin yenilendiği veya tamire alındığı tesisler, tersaneler olduğunu hatırlatıp benzetmenin kaynağının bu olduğunu söylediler. Doğru olsa bile, böyle bir tanımlamayı kabul edemeyiz! Teşbihte hata olmaz derler! Halbuki bu teşbih baştan sona hatalı!.. KKTC'de kar olmadığı gibi tersane de yoktur! Ayrıca müşavirlerimizin hepsi mesleklerinin zirvesinde, dinamik insanlar olmaları yanında, bazıları yaşça da oldukça gençtir. Diğer yandan, bürokratik hayatta kızağa alınmanın hiç de "tamire" veya "yenilemeye" yönelik olmadığı gün gibi ortada!.. Aksine, çürümeye terk edilmeye yönelik! Bereket biz kendimizi çürümeye terk etmiyoruz, etmeyeceğiz! Sağolsun yetkililerimiz de bu işe el attılar ve kızağın, pardon, tünelin ucunda ışık göründü!.. Ama dikkat edin; bu ışık tünelde üstünüze doğru gelen bir trenin farları da olabilir!

Her konuya "perspektif içinde" bakmayı ve sorunların kökenine inmeyi kendine ilke edinmiş bu sütun, bu kronikleşmiş sorunun da "dibine darı ekmeye" karar verdi... Yaptığımız araştırmadan, "kızağa alınma" ibaresinin "üçlü kararname" müessesesiyle aynı dönemde ortaya çıktığı anlaşılıyor. Yani 1970'li yılların sonlarında. Anavatan Türkiye'ye kadar uzanan araştırmamızda ise "kızağa alınmanın" bir dönemde yaygın bir şekilde uygulandığı belirtiliyor!.. Acaba bu deyim de bir "ithal malı" mı? Yoksa kaynak yine halkımızın ince espri anlayışı ve yaratıcılığı mı? Bunu uygulamada görüp ne anlama geldiğini anlamak için kısa bir yolculuğa çıkıyoruz.

Yolculuğun hedefi Maliye Bakanlığı binalarından biri! Eğer benim gibi Lefkoşa sosyal hayatının merkezlerinden Dere Boyu'na yakın bir yerde oturuyorsanız, oraya Kumsal Parkı'ndan yürüyerek de gidebilirsiniz. O Kumsal Parkı ki, dostum Ahmet Tolgay'ın sütununda yorulmadan her gün yazdığı gibi, diğer Lefkoşa parklarıyla birlikte elektriksizliğin, ışıksızlığın ve susuzluğun 114'üncü gününü yaşıyor (Sayın Belediye Başkanımızın kulakları çınlasın) ve gecenin örtüsünde kim bilir kaç yasa dışı olaya sahne oluyor!

Yolda moralinizi yüksek tutmak için bir şarkı mırıldanıyorsunuz... Bu, hepimizin yakından tanıdığı ve saygı duyduğu bir marştan esinlenme de olabilir:

Bir kıvılcım parlıyor,

Müşavirin içinde.

Görev ateşidir bu,

Yoktur dünya yüzünde!

Siyasiler uslanmaz,

Müşavirler duramaz.

Ya kızaklar var olur,

Ya müşavir yaşamaz!

(Dizeleri arzu ettiğiniz şekilde düzenleyebilir, değiştirebilir, geriye kalanı kendiniz yazabilirsiniz!)

Parkın sonunda, altyapı çalışmaları bir türlü bitmeyen Lefkoşa sokaklarını aşıp, yoğun Lefkoşa trafiğinde çiğnenmeden karşıya geçebilirseniz, önünüzde o görkemli binayı göreceksiniz. Ancak, maalesef sinyalizasyon zayıf; yolu gösteren bir kızak resmi bile konmamış! Yine de şairin dediği gibi "Her yer karanlık, pür nur o mevki"!

Evet, müşavirlere bir yer veya "mevki" bulundu. Şimdi sıra görevlendirmede!

   542 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
03 Temmuz 2008, Perşembe   Meselenin özü
01 Temmuz 2008, Salı   Kıbrıs konusunda rapor enflasyonu ve sıkı(cı) bir analiz
26 Haziran 2008, Perşembe   "Kıbrıs'ı yeniden birleştirme: En iyi fırsat" mı?
24 Haziran 2008, Salı   Güvenlik ve garantilerle ilgili "kırmızı çizgimiz" tehlikede mi?
22 Haziran 2008, Pazar   "Yeni" lider, eski taktikler
17 Haziran 2008, Salı   "Heyecan verici"(!) gelişmeler
12 Haziran 2008, Perşembe   Kıbrıs sorunu sözlüğü
10 Haziran 2008, Salı   MemoranRUM
05 Haziran 2008, Perşembe   Welcome Mr. Zerihoun!
03 Haziran 2008, Salı   UBP-DISI diyaloğunda "samimiyet" ve "açıklık"



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2177 1.2263
1 STERLİN 2.4266 2.4447
1 EURO 1.9235 1.9370



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Her yolun bir sonu vardır

Başaran Düzgün

ANALARINDAN DOĞDUKLARINA...

Ali Baturay

BAKOYANNİ'NİN GÖZÜ

Hasan Hastürer

Yurt dışındaki insan kaynaklarımızı da bil...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(23)...

Akay Cemal

Kissinger'den Denktaş'a tavsiye: E...

Ahmet Tolgay

44 yıllık ömrünün 28 yılı hapiste geçti!..

Bilbay Eminoğlu

Ne kadar tuzu kuruolan varsa şimdi çıkacak...

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Güneş ışınları ve cilt kanseri

Dr. Umut Altunç

KLİMA İLE GELEN ATEŞ!

Aysu Basri

KILIÇ SESLERİ ARASINDA KALAN LİDERLER

Sevilay SADIKOĞLU

Çocuğuma okul arıyorum...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Multipl Skleroz

Dr. İsmail KEMAL

Sarkozy'nin Akdeniz projesi

Emin AKKOR

Devlete dava açmak, 2 yıllık asgari ücret ...

Oğuz Metiner

Mübarek Üç Aylar

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ

Beste SAKALLI

ULUSLARARASI İSKELE FESTİVALİ II. ŞİİR BUL...

Psikolog Ayla Kahraman

Zamanı yaşamak ya da harcamak

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Ç İ N Tuzu Dedikleri...

Osman Ertuğ

Meselenin özü

Bener HAKERİ

Bir hikâye-i göçmen

Ata ATUN

TEK EGEMENLİK, TEK VATANDAŞLIK

Mehmet RATİP

Carlin vs. Ölüm

Dr. Orhan Aydeniz

Kuraklık felaketi ve çözüm yolları

Harid Fedai

Halayık - Kapu Cinâyeti

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital