|
Sünuhât
18 Nisan 1907
Perşembe; Sayı: 27
İç Haberler:
Sünuhât İdâre - hânesine:
7 Nisan Pazar günü Beyrut'dan Leymosun'a gelmiş olan İngiliz vapuruna pratika vermek üzre Liman Reisi Kosta Mavriyidi Efendi vapura çıkıp pratıka vermeden önce yolcuları muayene etmek luzumunu göstermiş; yolculardan ba'zılarının yüzlerine ellerine dikkatlice baktıktan sonra, İslâm kadınlarına yaklaşıp, bir hastalık olup olmadığını muâyene etmek üzere, yüzlerinin açılmasını ihtar etmiş, ama bu arzusuna kadınlar, İslâmlık gereği, karşı çıkmış, ama bu arzusuna kadınlar, İslamlık gereği, karşı çıkmış olduklarından, Kosta Efendi pür-hiddet, kendilerini azarlamaya başlamış ve yüzlerini açmadıkları takdirde vapurdan çıkmaları için izin vermeyeceğini tehdid ederek bildirmiş ise de; nâmuslarının korunması uğruna bir gün ya da daha ziyade kalmak gibi bir cezayı göze alan bu iffet'li kadınlar, kendisi doktor olmadığından hiçbir vakitte yüzlerini açıp görünmeyeceklerini cevâben bildirmeleri üzerine; Kosta Efendi vapurdan çıkmış ve kadınların bu direnişinden dolayı öfkesini yenemeyerek zavallıların dışarıya çıkmalarına izin vermemiştir.
Acaba, Kosta Efendi, Liman Me'muru mudur, yoksa hasta muayene etmek yetkisine sahip bir doktor mudur? Şimdiye kadar vapurların pratika almalarında Liman Me'murunun hiçbir zamanda yolcu muâyene ettiği ne görülmüş ve ne de işitilmiştir. Yalnız birinci def'a olarak Kosta Efendi ma'rifetiyle yapılmış bir yolsuzluk olduğu görülüyor. Eğer vapurda hasta olduğunu haber almış ise, ya da Hükümet tarafından bu gibi yolcuların doktor muayenesine tabi tutulmalarına dair bir emir var ise; her vakit yaptığı gibi karantina yetkisini alıp da vapura gitmesi lâzım gelir idi.
Bu türden çirkin olayların tekrarlanmaması için Hükümetin dikkatini çekeriz.
8 Nisan 1907
----
Geçenlerde Lefkoşa'dan hareketle Mağusa'ya giden şimendüfer bir kazaya uğramıştır. Katar 27. mile ve tam 17. direğin hizâsına geldiğinde ray, kuvvetli bir tel ile kapanmıştı. Orada, ağaçların korunması için çekilen tel, kim bilir, hangi bir şahıs tarafından koparılmış, bir rayın üzerinden geçirilerek karşı taraftaki bir kazığa sağlamca bağlanmıştır.
Lokomotif geldi, bu engele çarptı, parçaladı. Bu, şüphesiz bir hâince düşünce ile yapılmıştır. Fakat maksadı gerçekleşmiş değildir.
İhtimal, daha kuvvetli surette bağlanmış olsa idi, bir kazaya da'vetiye çıkarırdı. Bu konuda yapılan araştırma suçlunun bulunmasına yetmemiştir. O günkü katarda 70'i aşkın yolcu vardı.
---
Üzüntü verici bir olay
Dün Yüksek Mahkeme tercümanı Mister Vitalis, dairesinden çıkar ve Saray Önünden (Atatürk Meydanı) geçerken, hadsiz - hesapsız olup her adım başına birkaç tane görülen ve başıboş köpeklerin geçmelerini önleyenlerden biri, diğerini kovalar. Nihayet duran köpek, bütün kuvvetiyle koşarken Mister Vitalis'in bacaklarına çarpar ve Vitalis Efendi de boylu boyunca yere serilir.
Vitalis Efendi'ye bir şey olmadı. Fakat bizim gibi o şiddetli düşüşü gören her kişi, adı edilenin dehşetli bir kaza geçirdiğini teslim eder.
Böyle sokak ortalarında binlerle köpeklerin gezmesi, insanları rahatsız ettiği gibi, belki de kudurup öteye beriye saldırmak suretiyle hayatlarını tehlikede bulundurur.
Sorumlular bu gerçeği görüp çaresini bulmalıdırlar. Bugün Efendinin uğradığı bu dehşetli kaza, yarın herkesin başına da gelebilir.
Bunu ilgililerin dikkatlerine arz ile, halkın huzuru için gerekenin yapılmasını istirham ederiz.
----
Sünuhât
03 Ocak 1908
Perşembe; Sayı: 58
Lefkoşa Osmanlı Futbol Cem'iyyeti
İslâm gençlerinden mürekkeb (oluşmuş) olan bu cemö'iyyet önümüzdeki ıyd-ı said-i adhâ'nın (mübarek Kurban Bayramı'nın) dördüncü ve beşinci günleri Hisar-altında müteaddid oyunlar icrâ edecekdir.
Harekât-ı bedeniye (beden-eğitimi) nokta-i nazarından (açısından) fevka'l-âde hâiz-i ehemmiyet olan (çok önem taşıyan) bu cem'iyyete (kulübe) dahil olmağı (katılmayı) arzu eden gençler, cem'iyyetin kâtib-i fahrisi (onursal yazmanı) bulunan merhum cemâl Efendi-zâde Mehmed Münir Beğ'e müracaat etmeleri ve bu bâbda (konuda) lâzım-gelen tafsilâtın (ayrıntıların) da verileceği i'lân olunur.
----
Sünuhât
16 Nisan 1908
Perşembe; Sayı: 71
İ'lân
(Beyân-nâme-i Vilâyet - Penâhi)
(Vâlilik Bildirgesi)
VâLİ ç.a. King - Harman, Saint Michael ve Saint George, nişân-ı zi-şânının rütbe-i sâniyesi hâmillerinden (şanlı rütbesinin ikinci derecesine sahip) ben; Zât-ı Hazret-i Kırali'nin Cezire-i Kıbrıs Vâlisi ve serdarı (Charles Anthony King - Harman) Müşârü'n-ileyh Hazretleri'nin fi 6 Temmuz sene 1907 tarihlü Fermân-ı Kânuni-i Haşmet - Meabileriyle ve ahir suretle uhdeme müfevvez (bana verilmiş) olan salâhiyyâtı isti'mâlen (yetkiyi kullanarak) ber-vech-i âti (aşağıda) beyân ve i'lân eylerim:
Lefkoşa kasabası bir suriş-i umumi (genel kargaşalık) hâlinde olup ahvâl-i mezbureye (işbu duruma) nihâyet verilmesi muktezi bulundığından, (gerektiğinden);
1. Lefkoşe kasabası ile civârları i'lân-ı ahire değin (ikinci bir emre kadar) bir kuvve-i müsellâha-i zabtiyye (silahlı polis gücü) tarafından işgâl olınacakdır.
2. İşbu kuvve-i zabtiyyel, (polis gücü) idaresinde bulundığı zâbitin (subayın) re'y ve mütâlâasınca (görüşüne göre) ihtilâl-i âsâyişe (kargaşaya) sebebiyet vermek ihtimali olan her kanığı efrâd cem'iyyetini (topluluğunu) dağıtmağa me'zun (yetkili) bulunacakdır.
3. O misillu (o türden) bir efrâd-ı cem'iyyeti (topluluğu) dağılmakdan imtinâ etdiği, (kaçındığı) ve efrad-ı ehâliden her kim olur ise olsun, Zâbıtaya (polis gücüne) nev-ummâ mümânaatda bulundığı (bir ölçüde karşı geldiği) takdirde Zâbıta tarafından zor ile dağıtılacak ve o dağıtma hususunda iktizâ eden (gereken) her nevi cebr ü kuvveti isti'mâle (kullanmaya) Kuvve-i Zabtiyye (polis gücü) me'zun (yetkili bulınacakdır.
4. Zâbıtanın (polis gücünün) tüfeng atışının suçsuz seyirciler üzerine olacak te'sirâtından Zâbıtanın mes'ul tutulamayacağı cihetle, nümayiş vukü bulan yâhud cem'iyyetler (toplantılar) akd olınan (yapılan) mahallerde (yerlerde) hâzır bulınmakdan ictinâb etmeleri (kaçınmaları) kânuna itâati olan (yasalara saygılı) bi'l-cümle kesâne (herkese) ihtâr; ve o gibi mahallerde bulunmamağa, çocuklarını icbâr eylemeleri ebeveyne, bi'l-hassa tenbih olınır.
1908 senesi şehr-i nisânının işbu onuncı günü Lefkoşe'de i'tâ olunmışdır. (Cenâb-ı Hakk Kıralımıza Mu'in (yardımcı) ola.
Bâlâdaki (yukarıdaki) i'lân-nâmeler neşr ü ta'lik edildikden sonra gürültüler yerine etrâfda bir sükunet görüliyordı.
|