Kibris Gazetesinin 18 kurulus
Yildcnumunde sizi ve tum gazetede calisanlari kutlar sayin Asil Nadire de boyle ciddi ve turizme destek veren
guzel bir gazete oldugunuz ucun tesekur ederim
Levent - L/sa
11 Temmuz 2007, Çarşamba
16:59
Süleyman Abi...
Yazınızda dokunduğunuz iki konu da enfes...Her iki konuda da görüşlerinizi paylaşıyorum...Hem Karpaz'a elektrik getirilmesi ve hem de Yönlüer konusunda...
Ancak bu iki konuda da bir iki eklenti yapmadan geçemeyeceğim:
1. Karpaz'a elektrik getirilmesi tam anlamıyla bu bölgelerdeki emlakı bir süreden beridir ucuza yağmalayan yabancı spekülatörlere ve onların yerli işbirlikçilerine rant sağlamak için bir girişimdir...Ancak maalesef şikayet ettiğiniz Avrupa Birliği organları bu konuda herhangi bir etkili eylem yapabilme güç ve iradesine sahip değildir. Ozan Ceyhun size AB Haber'deki makalesinde zaten gereken yanıtı vermiş. (10.7.2007).Şöyle diyor: "Elbette Avrupa Parlamentosu nezdinde koşturmak önemli. Ama bu "parlamentoya" verilen önemin AB'nin motor ülkelerinin başkentlerinde "bazen bir yerel parlamentodan sonra bile geldiği" gerçeğini de bilmek lazım.
"Büyük umutlarla" sorunların hatta Karpaz'daki "eşeklerle ilgili" şikayetlerin anlatıldığı Yeşiller elbette önemli bir siyasi hareket. Ancak şu anda AB başkentlerinde Yeşiller'in "hiç bir rol oynamadığını" bilmek de önemli."
Bu görüşe aynen katılıyorum...Yani kısacası, KKTC'de doğanın bekçiliğini yapmak, bu ülke insanına ve sivil toplum örgütlerine kalmıştır. Ya biz başarırız ya da elimizde kalan son doğa parçası da uçup gider...
2. Yönlüer konusunda ise dikkatinizi mutlaka çekmiştir. Yönlüer ile yabancıların teması yeni hükümet kurulmasından sonra başlamıştır.Yönlüer'in bu hükümetin kurulmasındaki etkisi yabancıları bu ülkedeki gerçek erk sahibiyle görüşmeye itmiştir...Yoksa onu çok fazla dini lider olarak gördüklerinden falan değil.Sadece bakanlar falan gibi pek de siyasi karar erkine sahip olmayan kişiler yerine, perde gerisinde duran erk sahibiyle görüşmek istemektedirler.Amerikalıların tipik tavrı budur..Avrupalılar da onları taklit etmektedir..Ancak durum bu da olsa, diğer Daire Müdürlerinden daha fazla bir hak ve yetkiye sahip olmayan bu kişiyle görüşmeleri Kıbrıs Türklerinin statülerine de oldukça zarar vermektedir..Din İşleri Dairesi artık Müftülük falan değildir..Müftü diye bir yasal sıfat da yoktur...Müftülük, Kıbrıs Türklerinin cemaat statüsünü sembolize eder...Müftülük ve dini liderlik Cemaat statüsü çağrışımı yapar…Oysa artık Kıbrıs Türkü bir HALKTIR..Hem de LAIK ve demokratik bir halk...Müftülük ve müftülüğü sembolize eden sıfat ve işaretlerin kullanılması ve üstelik Kıbrıs Türk Halkını temsil amaçlı kullanılması tam anlamıyla dediğiniz gibi bir SAHTEKARLIKTIR...Bu hiçbir zaman hoş görülemez..Üstelik bu konuda en hassas olması gereken devlet yetkilileri ve özellikle de laik tavrundan kuşku duymadığım Cumhurbaşkanı maalesef bu duruma seyirci kalmakta ve teşvik eder bir tutum takınmaktadır...Bütün bunlar bir yana, adı çeşitli söylentilere karışmış ve uygunsuz bir yöntemle kayıt yapılmış dahi olsa kendi sesi olduğu aşikar bir tarzda bir Bakana galiz küfür ve hakaret eden, bu nedenle de bir dinsel figür olarak da artık zerre kadar saygı duyulmayan bu kişinin yapacağı temastan kime hayır gelir? Şimdiye kadar hakkında "gereği"nin yapılmaması maalesef bu hükümetin en büyük utançlarından biridir...
Sevgilerimle...
badik - Magosa
10 Temmuz 2007, Salı
19:17
Dinini ve dini liderini küçümseyip, önemsemeyen, bir Kur'an suresini ezbere bilmeyen, mezar ziyaretinde buğu yakıp tütsü yapan, hristiyanlıkla müslümanlık arasında sıkışmış ne peygamberini ne dinini bilmeyen toplumların sonunun hiç de hayırlı olmayacağına inanıyorum. Bence dininize ve dini liderinize sarılın, küçümsemek, cüppe sarık gibi sembollerden utanmak yerine değerlerinizi öğrenip sahip çıkın...
savrun barı - İSTANBUL
10 Temmuz 2007, Salı
00:15
Sayın Ergüçl
1957 de !Sümerbank!
Hamburg Genelmüdür'lüğüne
ataman rahmetli Babam
Dr.Sedat Barı ile Almanya 'ya
çıkıp
1988 de rahmetli
Cem Karaca ile Türkiye'ye
Dönmüş.olan İnsan'ım.
1971 de WDR Köln TV'sinde Sunucu ve Araştırmacı olarak, İşhaya-
tına atıldım. Rahmetli
Örsan Öymen Ve Can Akbel ile
çalışma Ayrıcalığını yaşadım.
Asil Nadir Beyefendi'
nin 1983' sonrası Türkiye'
mize ve Kıbrıs'ımıza nice
Çağa-Yakışır Hizmetler vermiş
olduğunu görenlerdenim.
Benim en değerlisisi saydığım
Hizmeti 'VESTEL' dir. Çünkü
Ülke'miz bir Doğu-Alman Beyaz-Eşya'sından daha düşük
kalitede üretim de
bulunuyordu.
Dolayısı ile bana kısa
gelen Yıl'lardan buyana
Asil Beyefendi' ye Türkiye'den bir Ses olmak
istedim.Biliyordum ki Çağ-
Atlamaları İnsani-Değerler
Alt-Üst'lüğünü de beraber-
inde getirir.Ve bu Allak-
Bullak Zaman'larda
Vefa= Vefa Boza'sı
İnşallah Çocuk'larımız
Vefa'yı EU 'dan öğrenmek
zorunda kalmaz.!!!
Sayın Ergüçlü kısa bir
Süre önce
Dünya SU değerlendirme
Programı' nın Başkanı'lığına
bir Türkün atanmış olduğunu
duyunca heyecanlandım.
Dr. Olcay Ünver
Bu İnsan'ımız ' WWAP ' ın
Küresel Su Konu'larının
Koordinasyon'undan sorumlu
olan Kişi.
KIBRIS Gazete'miz
Neden Ses'ini bu Makam'a
duyuramasın ?. Fırsat'lar
ancak doğru değerlendirildik-
lerinde Fırsat değil midir?.
Bence Sesinizı
duyurmak isteğinizin uyanması
için hiçbir koordinasyon
gerekmez. Hiçbir Kimseyi
araya sokmadan bağlantıya siz
'KIBRIS' Gazetesi2nin
Genelmüdürü olarak niye
geçemiyesiniz.
Lakabınız olan
Yeşil-Ada'ya layık olmak, Siz
Medya Yöneticilerının de El'
inde değil midir?.
Allah'tan Kalem'inize
Umut.. Cesaret...ve Güç
vermesini dilerim.
İstanbul'dan
Saygılarımla
ERDİNÇ ŞOFÖROĞLU - LEFKOŞA
09 Temmuz 2007, Pazartesi
17:47
Sn. Süleyman Ergüçlü,
Hükümeti Şikayetiniz konusunda sizi kutluyorum. Eğer risk aldığınıza inanıyorsanız, benim adıma 100 kez şikayet edin. Bu kadar önemli konuda 100 kez risk almaya razıyım.