|
Ekonomik krizin dalga dalga yayılarak ülkemizi de sarmalına aldığı bu günlerde tasarruf her zamankinden daha fazla gerekli... Durum oldukça nazik... Ekonomi, savurganlıkları kaldıramayacak denli naifleşmekte...
Nitekim Maliye Bakanı Ahmet Uzun'un kısa süre önce bir gazetede okuduğumuz özel demeci de acilen alınması gereken tasarruf önlemlerine dairdi... Uzun, bu bağlamda resmi hizmet araçlarının kullanımına da sıkı denetim getirileceğinden söz ediyordu...
Savurganlıkların önlenmesinde geç kalınmış ve ipin ucu kaçırılmıştır. Şimdiye dek savurganlıkların önleneceğine, hele de resmi hizmet araçlarının kullanımının denetim altına alınacağına dair çok şeyler söylenmiş, ne ki söylenenlerin hepsi de sözde kalmıştır.
"Devlet malı deniz, yemeyen keriz" moduna fena kaptırdılar kendilerini... Oysa özellikle ekonomik kriz ortamlarında devlet malının deniz olamayacağı ve esasında denizin bittiği yere gelindiği kesindir...
Savurganlıklar aleni ve pervasızdır... Vatandaş olup biteni görmekte, sorgulamakta ve yargılamaktadır. Hükümet yetkilileri ve belediyeler para darlığından yakındığında ve hazinelerini doldurmak için vergilerle harçları ve cezaları artırdıklarında da bilinçli vatandaş haklı olarak isyanları yaşamaktadır.
Nakledeceklerimin biri Hükümeti, öteki de Lefkoşa Belediyesi'ni ilgilendirmekte...
* * *
Değirmenlik'te oturan, adı yanımda saklı, emekli bir memur telefonla aradı... Ve şunları anlattı:
"25 Kasım Salı günü bir torba zeytinimi Yeniceköy'deki değirmene götürdüm. Değirmenci, ürünlerin hep birlikte değirmene verilebilmesi için başkalarının da bekleneceğini söyledi. Bekleme süresini köyün iki kahvesinden birinde geçirmek istediğimde, iki kahvenin de kapandığını öğrendim. Nedenini sordum. Maliye'nin koyduğu vergilere dayanamayıp kepenk indirmişler... Değirmenciyle oturup beklemeye başladım. Bir süre sonra yeni müşteriler geldi...Devlet Planlama ve İnşaat Dairesi'ne ait bir resmi hizmet aracı içinde 2 erkek, 2 de bayan!.. Bayanlardan biri kaymakam M. T.nin kız kardeşiydi. Ötekileri tanımıyorum. Saat 10 sıralarında, mesai saatinde, devlete ait araçla geldiler ve uzun süre orada oyalandılar. Olayın özeti şu: Bir yanda maliyenin talep ettiği vergileri ödemekte zorlanıp dükkânlarına kilit vuran esnaf, bir yanda da o vergilerle ödenen memurlar ve o memurların yine o vergilerle alınıp çalıştırılabilen devlet araçlarını özel işlerinde ve mesai saatlerinde pervasızca kullanması!.."
* * *
Lefkoşa Belediye Başkanı Cemal Bulutoğluları da belediyeye ait hizmet araçlarında kantarın topuzunu kaçırdı. Lefkoşalılar bu araçları her gün özel işlerde kullanılırken görmekte. Vergi, harç ve cezalardan gına getirenler; "Ödediğimiz paralar Lefkoşa'nın refahından çok lükse, araçlara ve gereksiz istihdamlara harcanıyor" yakınmalarında.
Bizzat başımdan geçen olayı anlatayım:
Belediye'nin faturalarını ödemeye gittiğimde her zamanki gibi "saray"ın otopark alanı doluydu. Bayan zabıta görevlisine arabamı nereye park edebileceğimi sorduğumda "Yer yok; o senin sorunun" dedi. Vay canına!.. Lefkoşalıların ödediği vergilerle istihdam edilen bayanın tafrasına bakın!.. Ön taraftaki bir boşluğu görünce oraya direksiyonu kırıp arabamı park ettim. 15 dakika içinde faturalarımı ödeyip dışarıya çıktığımda çıkış yolumun bir belediye binek aracıyla kasıtlı tıkandığını gördüm. Oysa o arabanın konulabileceği birkaç yer boşalmıştı ben çıkına dek... O sırada kulübeden eşgeren erkek zabıta görevlisi "Arabanı belediye araçlarına ait park yerine koydun. Bundan sonra sen geldiğinde arabanı dışarıya park edeceksin" demesin mi?. İkinci kez vay canına!.. Daha önce yine bu parkta yer bulamayınca arabamı karşıdaki apartmanların birinin önüne park etmek zorunda kalmış ve apartman sakinlerinin haklı itirazıyla karşılaşmıştım. Bunu söyledim erkek zabıtaya. "Bu bizim sorunumuz değil" demesin mi?. Üçüncü kez vay canına!..
Belediye veznelerine para getirmeye gelen vatandaşlar arabalarını park edecek yer bulamazken, o gün orada ben "saray"ın park yerinde tam 41 tane belediyeye ait binek aracı saydım. Dedim ki o görevliye "41 tane belediye arabası yanında her halde bir o kadar da personel arabası var. Peki vatandaşlar arabalarını nereye park edip belediyedeki işlerini görsün?.."
El cevap: "Onu siz belediye başkanına söyleyiniz!.."
O halde ben de söylüyorum şimdi: "Belediyenin veznelerine para taşıyan vatandaşların oraya taban teperek gelmekten başka şansı yok mu Cemal Başkan?.."
Belediyemiz kronikleşen park sorununu kendi mekânında bile çözememiş...
Bir vay canına da buna!..
|