|
Arkeoloji meslek örgütleri ayakta... "Böyle arkeolog olamaz. Bu adam kendini savunacak diye binlerce yıllık arkeolojik kalıntıları berhava ediyor" diye feryadı basmaktalar...
Öte yandan, Komünistler arkeologlardan daha öfkeli, daha tepkili... "Bu serüvenci adam en olmayacak savlarla Komünizm felsefesini yerin dibine batırıyor... Soğuk savaş günlerinden esintiler taşıyan bir anti-Sovyet politikası yapmakta" diyorlar. Hatta Rusya'daki Komünist Parti, bu serüvenciyle ilgili hiçbir şeyin Rusya'ya sokulmaması için çağrı yaptı...
Bütün bu tepkilerin ve öfkenin kaynağı Indiana Jones'tan başkası değil... Sinemanın ünlü kahramanının "Kafatası Krallığı" adlı dördüncü filminin gösterime girmesinden bu yana, filmin konusundan ve mesajlarından gocunanlar veryansın edip duruyorlar. Ne var ki, film, dünyadaki tüm gişelerde hasılat rekorlarına koşmakta... Milyonlarca sinemasever, 20 yıllık bir aradan sonra, nostaljik kahramanını bağrına hasretle bastı...Komünistlerin aşırı tepkisine rağmen film Rusya'da bile 808 sinemada birden gösterime girdi...
Yönetmen Steven Spielberg, yapımcı George Lucas ve aktör Harrison Ford, Indiana Jones'un ilk serüveni olan "Kutsal Hazine Avcıları"nı 1981'de sunduklarında görülmemiş bir ilgiyle karşılaşmışlar ve sinema sektöründe altın yumurtlayan tavuğu yakaladıklarını anlamışlardı. 1984'de ve 1989'da muhteşem serüvenlerin devamı geldi. İlk serüveninde Musevilerin kutsal ahit sandığını bulup gün ışığına çıkaran İndiana, ikinci serüveninde Hindu'ların kutsal taşları Sankara'yı, üçüncü serüveninde Hazreti İsa'nın son yemeğinde kullandığı kutsal kaseyi bin bir ölümcül tehlike içinde bulup günümüz insanlığının müzelerine armağan etmişti. Başrol oyuncusu Harrison Ford'u yaşlanmış haliyle ve fedakar dublörlerin desteğinde izlediğimiz "Kristal Kafatası Krallığı"nda ise, nostaljik kahramanımızın mistik güçleri olan bir kafatasına ulaşmak için Komünist Sovyet ajanlarına karşı verdiği mücadeleyi izliyoruz.
Öykü, soğuk savaşın fırtına gibi estiği 1954 yılında geçmekte... Marshall College'de her zamanki gibi, öğrencilerinin hayran bakışları altında arkeoloji dersleri vermekte olan Dr. Henry "İndiana" Jones, karıştığı olaylar nedeniyle faşist MacCarthy'ciler tarafından görevinden kovulacağını öğrenir. Kovulma kararından önce kürsüsünü terk eden serüvenci bilim adamı, öteden beri ilgisini çekmekte olan asi delikanlı Mutt'la yeni bir araştırma projesine girişir. Birisi genç ve toy öteki ise yaşlı ve deneyimli bu garip ikili, Akator'un Kutsal Kafatası'na ulaşabilirlerse arkeoloji tarihinin en büyük keşiflerinden birine imza atmış olacaktır. Latin Amerika ülkelerinden Peru'da girişilen araştırma, yine diğer serüvenlerde olduğu gibi, oldukça çetin ve ölümcül engeller içermektedir. Kristal kafatasının peşine Rus ajanlar da düşmüştür ve İndiana ile genç arkadaşını birbirinden tehlikeli ve ürpertici tuzaklar beklemektedir. Dur durak bilmeyen serüvenin aşırı gerilimi, komik sekanslarla yumuşatılıyor. İndiana Jones serüvenlerinin özelliği bu zaten... Harrison Ford'a Shia LeBouf, Karen Allen ve Jim Broadbent'in eşlik ettiği bu son serüvenin sürpriz ismi, Oscarlı usta kadın oyuncu Cate Blanchett... Aynı zamanda klasikleşen bir diğer sinema dizisi "Yıldız Savaşları"nın da yaratıcısı olan George Lucas, Spielberg'in her zamanki ihtişamıyla yönettiği bu filme, 120 milyon dolar yatırdı... Anımsatmalıyım ki, İndiana Jones filmleri 14 dalda Oscar ödülü adayı olmuş ve 7 Oscar ödülü kazanmıştı...
THE LIST, (Şantaj) gündemdeki izlenmeye değer bir diğer gerilim filmi. Marcel Langenegger'in yönettiği bu romantik dramın başrol oyuncuları Hugh Jackman, Ewan McGregor, Michelle Williams ve Lisa Gay Hamilton. Yaşamında işten başka bir şey olmayan muhasebeci Jonathan McQuarry, kendisine ısrarla yaklaşan avukat Wyatt Bose'un gerçek amacını öğrendiğinde iş işten geçmiş ve baştan aşağı belaya batmış olur. Sadece seçkinler için var olan pornografik bir oyun alanına alınan Jonathan, heyecan arayan, toplumda mevki sahibi birbirinden güzel kadınlarla tanışmaya ve onlarla seks yapmaya başlar. Bir gün bunlardan birisine fena halde aşık olur. Ancak güzel kadın Bose tarafından kaçırılarak Jonahan'a karşı şantaj kozu olarak kullanılır. Genç muhasebeci ya hesaplarını tuttuğu bir şirketin rüşvet için ayrılmış 20 milyon dolarını Bose'un hesabına aktaracak, ya da sevdiği kadın öldürülecektir. Jonathan, Bose'un şantajına boyun eğmek zorunda kalır ama, onun da hazırladığı şeytanca bir tuzak vardır rakibine...
Sinemalarımız bu hafta da küçük izleyicilerini ihmal etmedi... Ünlü resimli çocuk kitabı "Üç Haydut"un çizgi filmi, gerçekten enfes... Yazar, ressam, heykeltıraş ve çizimci Tomi Ungerer'in 2 milyondan fazla satan ve 18 farklı dile çevrilen resimli çocuk kitabı "Üç Haydut", başarılı sinema uyarlamasıyla küçükler kadar büyüklerin de ilgisini hak etmekte... Karanlık ormanların araba soyguncusu üç kafadar, bir gün yolunu kestikleri arabada hiçbir şey bulamayınca, küçük yolcu Tiffany'yi kaçırırlar. Çocukları köle gibi çalıştıran bir yetimhaneye gitmekten kurtulduğu için son derece sevinen kimsesiz Tiffany, uzun kara şapkalı ve maskeli haydutların da sevgilisi haline gelmekte gecikmez. Haydutların gözden uzak mağarasındaki yaşam, Tiffany sayesinde hızla değişmeye, neşelenmeye ve güzelleşmeye başlar. Hayo Freitag'ın imzasını taşıyan "Üç Haydut"un Türkçe seslendirmesi Müşfik Kenter, Oya Küçümen ve Nilgün Kasapbaşoğlu tarafından başarıyla yapıldı.
* * *
BUGÜN BAŞKENT LEFKOŞA'NIN CİĞERLERİNİN ELEKTRİKSİZLİK VE SUSUZLUĞA MAHKUM EDİLİŞİNİN 138'NCİ GÜNÜ... ÇOCUKLARIMIZIN EMANETİ OLAN PARKLARA KARŞI UYGULANAN BU SİYASİ KOMPLOYU VE BUNA DUYARSIZLIK GÖSTEREN HERKESİ BURADAN PROTESTO EDERİM...
|