Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
İşte kızların hali
Tanınma istemek intihar olur
Zeyna yakaladı, 2 ay hapse çarptırıldı
Azılı dolandırıcı hapsi boyladı
37 ev soyuldu, bir kişi tutuklandı
İşlediği suçlar ortaya çıkıyor
Mecliste Kıbrıs mesaisi
Dereboyu'nda eğlence yola taştı
Köpek balıkları için kendini astı
Bağcıl'ın Bulgarları birbirine girdi
Akdeniz'in en güzeli: Bellucci
Bandabulya'yı "keşvet, yaşa, hisset"
"Dirhemini yiyen köpek, kudurur"
Futbol'da naklen yayın için ihaleye çıkılıyor
37 Suriyeli mülteciye 5'er gün hapislik
Hathaway Venedik'te

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

BİZDEKİ GERÇEK INDIANA JONES'LAR...

Ahmet Tolgay

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   2 Haziran 2008, Pazartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Aşağıdaki satırlar, değerli dostum Ahmet Erdengiz tarafından elektronik postayla ulaştırıldı bana...Klasikleşen sinema kahramanı Indiana Jones'a dair bu köşede yayımlanan yazım üzerine... Erdengiz'in bu satırları beni çok etkiledi, çok duygulandırdı ve acılı ülkemiz adına çok düşündürdü... Şu anda teknik komitelerde uğraş veren, bunun yanı sıra kayıp şahıslarla ilgili resmi misyonunu sürdüren Dışişleri Bakanlığı Genel Müdürü sevgili Ahmet Erdengiz, Kıbrıs'taki siyasi faciaların masum kurbanlarının kemiklerini her türlü koşul altında arayan o özverili ekibin destanını sığdırdı adeta birkaç paragrafa... Duygularını paylaşıma açmandan dolayı teşekkürler dostum Erdengiz...

"Ahmet Bey Kardeşim,

"Tehlikeyi Seven Bir Arkeolog...' başlıklı yazınızı ilgiyle okudum. Yalnız böylesine cesur arkeologları bulmak için Holywood'a kadar uzanmanıza hiç gerek yok. Şu anda mensubu olduğum Kayıp Şahıslar Komitesi'nde görev yapan yirmiye yakın iki toplumlu arkeolog grubuna bakmanız yeterli.

Bu genç arkadaşlarımız herkesin klimalarının soğukluğuna, sobalarının sıcaklığına sığındığı günlerde, özveri ile yılmadan görev yapıyor. Bataklıklarda, dağlarda, çöplüklerde, bir kişinin sürünerek girebileceği kovuklarda, kuyu diplerinde, kavurucu sıcaklarda, dondurucu soğuklarda çalışıyorlar. Düşen kayalara, yıkılan kuyu duvarlarına, vücutlarını yara bere içerisinde bırakan cam-şişe kırıklarına, paslı ve keskin inşaat demirlerine aldırmadan. Yazın yılanlara, akreplere, çakır dikenlerine kışın vıcık vıcuk çamura ve bıçak gibi kesen ayaza meydan okuyarak çalışıyorlar.

Hiçbiri, bizim Indiana Jones gibi ne düzmece kahraman, ne de tehlikeli sahneleri için dublöre sahip. İsimlerini de zaten kimse (ne devlet ricali ne de halk) bilmiyor, bilmek de istemiyor. Bizim Indiana Jones'un aksine şöhret olmak gibi kaygıları da yok, hatta kimseden (tekrarlayalım ne devlet ricalinden ne de halktan) teşekkür beklentileri de yok; bugüne kadar zaten kimse de bu zahmete katlanmamış, ne Rum ne de Türk. Onlar Oscar peşinde de değil, onlar için en büyük ödül bir acılı ananın, eşin, çocuğun acılarını dinlendirecek kalıntılara ulaşmak. Peşlerinde "Sovyet ajanları" da yok. Buna mukabil her iki tarafta da onları tehdit eden, hakaretler yağdıran "süper milliyetçiler" var. Onlar buna da aldırmıyor. Kazacak yerleri ve başları üstünde onları yazın güneşten, kışın yağmurdan koruyacak şemsiyeleri, bir de grubun fotoğraf uzmanı Turgut Vehbi'nin baba şefkati ile onlara taşıdığı sandviçler oldukça hiçbir şey onların şevkini kıramıyor. Onlar 20 yurtsever Türk ve Rum genci. Kahraman arkeolog Indiana Jones mu dediniz?.. Teşekkür ederim almayayım, bizde ondan 20 kişi var, hem de hakikisi.

Selamlar,

Ahmet Erdengiz"

* * *

"Polisteki şiddet" olayına değinen bir deste okuyucu mektubundan ve sözlü yakınmadan sadece ikisi:

"24 Mayıs'ta Gazimağusa'da 25 yaşında bir gencin polisler tarafından darp edilmesi konusunda bir yazı yazmanızı bekliyoruz. Bu konuya herhalde yabancı değilsiniz. Bence bu çok korkunç bir olay. Bu tür olaylar polis tarafından her zaman oluyor. Ama bu kadarı fazla bence. Yazınızı bekliyoruz..."

Ve ikincisi:

"Asayişsizlik olaylarının gittikçe çoğaldığı ülkemizde sığınabileceğimiz ve güvenebileceğimiz tek güç polis. Halbuki polis kontrolü altındaki insanların sık sık yaşadıkları işkence ve psikolojik baskı olaylarına baktığımızda güvendiğimiz bu tek dağa da kar yağıyor. Son olarak Mağusa'da bir genç adamın polis nezaretindeyken başına gelenlerin feci fotoğrafları basına yansıdı ve hepimiz de şok olduk. Bunlar ülkemize yakışmayan asla tasvip edilemeyecek manzaralar. İnanıyorum ki, polis nezaretinde başına gelen üzücü olayları sineye çekerek halka açıklamayan çok sayıda insan daha vardır. Yüzde yüz suçlu bile olsa hiçbir insana bilhassa güven duyulması gereken polis tarafından bu tür onur kırıcı işkenceler yapılamaz. Engizisyon devrinde miyiz?.."

Her iki mektubun açıklanması istenmeyen imzaları yanımda. Bana kalırsa, gerek bu mektuplarda, gerekse buraya alamadığım benzeri diğer tepki mektuplarında imzaların saklı tutulmasının istenmesi bile, polisle ilgili çekingenlik ve korkunun göstergesi...

Benim düşüncem mi?..

Görüşlerine ve duygularına katılmamış olsam bu okuyucu mektuplarının köşemde işi ne?.. Polisimizi her zaman insan haklarına ve hukuka saygılı bir kurum olarak görmek isteriz. Gazete sayfalarına yansıyan işkence gerçeği, bu beklentilerimize maalesef ters geliyor.

* * *

LEFKOŞA'NIN CİĞERLERİNİN ELEKTRİKSİZLİK VE SUSUZLUĞA MAHKUM EDİLİŞİNİN 141'NCİ GÜNÜ... ÇOCUKLARIMIZIN EMANETİ OLAN PARKLARA KARŞI UYGULANAN KOMPLOYU VE DUYARSIZLARI PROTESTO EDERİM.

   407 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
05 Eylül 2008, Cuma   Trodos: Dünü ve bugünü...
04 Eylül 2008, Perşembe   Cumhurbaşkanımıza açık mektup...
03 Eylül 2008, Çarşamba   Dinamit gibi bir mektup...
02 Eylül 2008, Salı   Gizemli olayların çekiciliği...
01 Eylül 2008, Pazartesi   ÇOK AYIP!..
31 Ağustos 2008, Pazar   Arasta'dan geçmeyen, Lefkoşa'dan geçmiş sayılmaz...
30 Ağustos 2008, Cumartesi   LAFORİZMALAR
29 Ağustos 2008, Cuma   OKUYUCUDAN: PİLE VE ACI GERÇEKLER...
28 Ağustos 2008, Perşembe   Konuşmayan şarkılar...(*)
27 Ağustos 2008, Çarşamba   Bu köşe yeni değerlere açık...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2122 1.2207
1 STERLİN 2.1588 2.1749
1 EURO 1.7582 1.7706



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

OKUYUCU GÖRÜŞLERİ

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Unutulduk!!!

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(39)...

Akay Cemal

Paylaşıma var mısın, yok musun?..

Ahmet Tolgay

Trodos: Dünü ve bugünü...

Bilbay Eminoğlu

Bakalım buna ne diyecekler?

Hüseyin EKMEKÇİ

Sonay Adem ne demek istedi?

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Aysu Basri

İRADE ve ÖDEV

Dr. Umut Altunç

Ateşli Çocuğa Nasıl Yaklaşmalı?

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Türem Delikurt

Tüp Bebek Yöntemi: 30 yıllık bir geçmiş ve...

Dr. İsmail KEMAL

Müzakereler başlarken

Emin AKKOR

Zayıf halka bulunup, çekiliyor

Oğuz Metiner

Ramazan'a girerken

Psikolog Ayla Kahraman

OKUL

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Aflatoksinden korkmalı mıyız?

Mehmet RATİP

Nagasaki'den Kıbrıs'a, Weller'...

Dr. Orhan Aydeniz

Dünya Barış Günü

Harid Fedai

(Geçen haftanın devamı)





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital