|
Adam çok ünlü, yaşama ve yaşamın maddi-manevi nimetlerine yeterince doymuş bir köşe yazarı...
Her türlü gerçeğiyle yüzleştiği yaşamdan artık hiçbir beklentisi kalmamış.
Şimdi tek isteği vardır; o da ölüm gerçeğiyle buluşmak!..
Tabancayı şakağına dayar ve saymaya başlar... 1, 2, 3, 4...
"Bine gelince tetiğe basacağım ve her şey bitecek ölümün kucağında" der...
5, 6, 7, 8...
Saymayı sürdürürken, bir yandan da kendi kendisiyle yüzleşir...
Çocukluğundan başlayarak, yaşamının o gününe dek geçen günlerini sorgular...
Yaşamaktan artık neden zevk almadığının açıklamalarını yaparken, yaşamını en çok doldurabilmeyi başarabilenlerden Ernest Hemingway'den başlayıp, çözümü intiharda bulan ünlülerle kendini özdeşleştirir...
Özünü sorgularken, ikiyüzlülüklerini, zaaflarını, hilelerini, ihtiraslarını, parasal ve cinsel doyumsuzluklarını içtenlikle itiraf eder...
Marifetlerini överken, kendi kendini gırgıra almayı ve aşağılamayı ihmal etmez...
Ne denli cins bir adam olduğunun altını çizebilmek için Amerika'daki bir gazetenin köşe yazılarını yıllar boyu araklayıp kendi diline çevirerek Avusturya'daki gazetesinde imzasıyla nasıl yayımladığını anlatır...
9, 10, 11, 12...
Seslendirdiği her sayıda yaşamındaki bir başka çirkinliği itiraf ederken, insan denen yaratığın anatomisini de izleyicilerinin önünde sayfa sayfa açar...
* * *
Kısa adı GİBETSU olan Girne Belediye Tiyatrosu'nun turnedeki son oyunu NİHAYET BİTTİ'yi izliyorum... YDÜ'nün serinletilmiş geniş salonunda...
İntiharın eşiğinde, özelde kendini, genelde ise "insan" denen o doyumsuz yaratığı sorgulayan köşe yazarını hiç aksamayan performansıyla Cenk Gürçağ yorumluyor...
Tek kişilik oyun oynamak kolay iş değildir kuşkusuz... Hem oynayan açısından, hem izleyici açısından ve hem de o oyunun görünmeyen teknik ekibi açısından...
Ama kuruluşunun 9'uncu yılında ve 17'nci oyununda GİBETSU bu zor işi de başardı... Gönülden kutlarım
Kendini, bir avuç idealist ve heyecanlı arkadaşıyla birlikte, bu ülkenin tiyatro hareketine adayan sevgili Derman Atik'in yönetiminde geldi yine bu başarı da...
Bu topluluğun son olarak "Kocasını Pişiren Kadın" oyununu izlemiştim... Öylesine beğenmiştim ki o oyunu, artık bu ekibin hiçbir oyununu kaçırmama sözü vermiştim kendi kendime...
O oyun için yazdıklarımdan sonra sevgili Dermen Atik'in telefonda bana heyecanla söyledikleri de belleğime kazınmıştır:
"Abi ne denli etkili bir yazar olduğunu bir kez daha gözlemledik. Senin yazından sonra oyunumuz izleyici patlaması yaptı" demişti Derman.
Oysa izleyici patlamasının esas nedeni, seçilen oyunun isabetinde, yönetiminde ve oyunculuklardaydı.
Benim tek yaptığım okur kitlelerinin dikkatini buna çekebilmekti...
NİHAYET BİTTİ oyununun seçiminde de işte yine o isabet var...
* * *
Tek kişilik oyunun yazarı, Derman Atik tarafından "Avusturya'nın Kemal Yaşar'ı" olarak tanımlanan Peter Turrini...
Yazarlığın tüm yönlerini çok iyi bilen bu kurt kalemşor, intiharın eşiğine sürüklenen bir köşe yazarının iç dünyasını da bu deneyim ve bilinçle yansıttı...
Oyunu Türkçeye çeviren Sibel Arslan Yeşilay, Turrini'nin kimliği konusundaki bir ipucunu da yazarın güncesinden sunuyor. İşte güncenin o satırları:
"İyi bir akşam yemeğinden ve biraz kanyaktan sonra Bruno Kreisky ile Viyana'da Ring bölgesinde arabayla dolaşıyorduk. Burg Tiyatrosu'nun çatısına hüzünlü gözlerle baktı ve 'Hayatım çok boktan' dedi. Yazar olmak istermiş... En azından gazeteci... Peki sonunda ne olmuş: Avusturya Başbakanı!.. Onu teselli etmem mümkün değildi."
Yazarları onurlandıran bir anekdot; değil mi?..
İşte NİHAYET BİTTİ'nin yazarı böyle bir kişilik. Başbakan'ın dostu, Avusturya'da çok sevilen halkçı bir yazar ve tiyatroya klasikleşen yapıtlar kazandıran bir tiyatro otoritesi...
Sertel Çetiner, oyunun dekorunu köşe yazarının yükseliş ve düşüşlerine vurgu yaparcasına ışıklı basamaklar şeklinde tasarladı. Yazar, tiradını, durmamacasına renk değiştiren ışıklarla birlikte, o basamakları kah tırmanarak, kah inerek sunuyor...
... 997, 998, 999, 1000...
Ve sahnedeki tüm ışıklarla birlikte yazarın şakağına dayadığı tabanca da patlıyor...
Bir yazarlık serüveninin acı finali!...
Levent Cantürk'ün ışıkları ile Ümit Ezerce'nin müzik ve efektleri oyunun dinamizmine çok şeyler katmakta...
|