Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Futbolda alınan sonuçlar ve günün programı
Mağusa, Ocağı yaktı: 5 - 1
Baf Ülkü Yurdu: 1- Lefke: 2
Devlerden "tık" yok: 0-0
Tatlısu liderliği sevdi: 2-0
İkisi de alkışlandı: 1-1
Hip Hop'a Eylül'le doyduk

YORUMLANANLAR
Dikkat, bazı pastörize inek sütleri bozuk [1]
Söyleşi Rap ve R&B'nin Kıbrıslı sesi… [1]
Türkiye Kıbrıs konusunda geri adım attı [1]
KIB-TEK yolsuzluğu davasında karar pazartesi açıklanıyor [1]
Güney'in de derdi mülteciler ve gece kulüpleri [1]
Dansçılar öğrenciydi [10]
Soyer'e rakip Yorgancıoğlu mu? [1]
Avcılardan ağaç katliamı [9]
Tek suçlu olarak okul idarelerinin gösterilmesi doğru değil [1]
Okan Ersan, Almanları büyüledi [2]
İki çocuğuyla sokağa atıldı [2]
Dünya Çocuk Hakları Günü etkinliklerle kutlandı [1]
Bizim Parti, ÖRP'ye katıldı [1]
Skandalda ikinci perde [36]
Tolga'dan bateri şov [2]
Lefkoşa'da bıçaklı kavga [1]
Sevgilisinin boğazını kesti, 6 yıl hapse gitti [2]
Yüz yüze çarpışıp,kaldırıma çıktılar [1]
13. maaş devam edecek, ikramiyelerden vergi yok [4]
Defalarca takla attı, sürücü hafif yaralandı [3]



"CANAVAR SOFRASI"NDA İNSANLIK SORGULANIYOR...

Ahmet Tolgay

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   26 Haziran 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Türk tiyatro tarihinin ilklerinden birine ülkemizde imza atılıyor... İstanbul Büyük Şehir Tiyatroları ile Lefkoşa Belediye Tiyatrosu, Vahe Katcha'nın yazdığı CANAVAR SOFRASI oyununu birlikte sahneliyor...

Şimdiye dek hiç denenmemiş bir ortak sanatsal atılım...

   Büyük organizasyonun yönetmeni Hüseyin Köroğlu... Genel koordinatörü  Yaşar Ersoy... Oyuncu ve teknik kadroda, İ.B.Ş.T. ile L.B.T. sanatçıları var... 11 usta oyuncu... Ve çok sayıda genç figüran...

   Sevgili sanatçı dostlarım Köroğlu ile Ersoy'un nazik daveti üzerine oyunun provalarını Lefkoşa Belediye Tiyatrosu salonunda izlerken, gerek konuya, gerekse çalışmalara ilişkin  ayrıntılı bilgi edinme olanağı da buldum...

   Profesyonel bir ekip, içten bir dayanışmayla, tiyatronun sevgi üstüne kurulduğunu bir kez daha kanıtlayarak,  sanatçı  ruhunun  tüm özverisi ve coşkusuyla ter döküyor yazın bu bunaltıcı günlerinde...

   Hüseyin Köroğlu "Oyun benim doğum yılım olan 1964'de yazıldı... Fransa'da yaşayan  Suriye kökenli Ermeni  Vahe Katcha tarafından...  1964,  Kıbrıs'ta büyük travmaların yaşandığı bir yıl aynı zamanda... O dönem Kıbrıslıların yabancısı olmadığı travmaları sahneye taşırken, olağanüstü koşulların, olağanüstü ölçüleri olduğunun altını çiziyoruz yeniden" diyor.

   Yaşar Ersoy usta ise, savaş koşulları içinde ve ölüm korkusu karşısında insanların ne denli ilkelleşip alçalabileceğinin yorumunu yapan bir oyun seçtiklerini anlatıyor bana... "Yılan yaklaşıp kendini de sokuncaya dek, daha önce sokulanlara duyarsız durabilenlerin savaş ortamındaki bir başka öyküsü bu" diyor.

   Sözün özü, insanlığın alabildiğine sorgulandığı bir sofra bu CANAVAR SOFRASI...

                             *    *    *

   Öykü, İkinci Dünya Savaşı'nın ikinci yılında geçiyor...

   Nazi  işgali altındaki Fransa'nın bir kasabasındayız...

   Dışarıda savaş tüm şiddetiyle sürerken ve de  ölüm, işkence, açlık, sefalet ortalığı kasıp kavururken;  burjuva kökenli bir grup insan, arada bir savaştan da söz açarak ve sanki bu savaş salt  dışarıdakilerin dramıymış gibi davranarak, apartmanlarının bodrum katında doğum günü partisi yapmakta... Doğum günü kutlanan güzel Brigitte'ye hediyeler yağmakta... Tam bir vur patlasın, çal oynasın havası!.. O yokluk ortamında  leziz yemekler yenmekte, pahalı içkiler ve purolar içilmekte, sevişilmekte, dans edilmekte, şakalar yapılmakta...

   Provayı birlikte izliyorum Hüseyin Köroğlu ve  Yaşar Ersoy'la...

   Köroğlu, dizüstü bilgisayarında efektleri ve müziği yönetmekte... Arada bir sessiz talimatlar vermekte yanındakilere...

   Sahnedeki tantanalı bölüm sürerken, Sevgili Yaşar kulağıma eğilerek  fısıldıyor:

   "Bu neşeli sahnelerde, projeksiyonla izleyiciye dışarıdaki trajik  görüntüleri de yansıtacağız.    Gaz odaları, kurşuna dizilenler, kan revan içinde çarpışanlar ve insanlığın sefaleti. Sahne, insanlığın paradoksuna ayna tutacak..."

   Ve oyun provada sürüyor... 

   Derken öykünün o kırılma noktasına geliyoruz birdenbire...

   Dışarıda bir anda kıyametin koptuğu efektlerle sahneye yansıtılır. Patlayan bombalar ve silahlar... Çığlıklar...Bodrum katında eğlenenler, korkunun ve paniğin sarmalına girer aniden... Yabancılarıymış gibi durdukları savaş işte onlara da ulaşmıştır artık tüm dehşetiyle!..

   Kapı kırılırcasına açılır... Nazi askerleri pür silah içeriye dalar... Gestapo subayı kadın son derece acımasız ve otoriter... Direnişçilerin dışarıda iki subaylarını vurduğunu açıklar ve cinayeti işleyenler ele geçirilinceye dek her daireden iki rehinenin alınacağını duyurur. Gerekirse kasaba baştan başa mezarlığa çevrilecek... Her kattan iki rehine alınacaktır...  Bodrum katında eğlenmekte olanların da kendi aralarından iki rehineyi belirlemelerini ister...

   İşte o anda başlıyor insan karakterinin tüm zaaflarının ve rezilliklerinin sergilenmesi.    Yaşamla  ölüm arasında kalanlar, rehine durumuna düşmemek için birbirlerini, hatta eşlerini ve sevgililerini bile satmaya hazırdırlar... Oysa az önce eğlenirlerken birbirleriyle nasıl da sarmaş dolaştılar!..

   Can pazarına girdikleri o andan sonra artık hiçbir şey insanlık, sevgi,  vatan ve onur için değil... Hiçbir şey ve hiç kimse eskisi gibi de değil... Her şey yaşamda tutunabilmek adına...   "Can benim canım." Ve o canı tende koruyabilme uğruna her türlü alçaklık geçerli...

                             *    *    *

   Hüseyin Köroğlu, izleyicinin tiyatronun kapısından içeriye adımını atar atmaz,   oyunun karamsar ve ürpertici atmosferine gireceğini vurguluyor... Mizansen buna göre düzenlenecek... Kendini bir Nazi toplama kampında duyumsayacak olan izleyiciye, koluna bir gamalı haç, ya da bir Yahudi yıldızı takma seçeneği sunulacak. Salonun her karışının bu atmosferin sarmalında olacağını ve oyuncularla öykünün izleyicilerle özdeşleştirileceğini  anlatıyor bana sevgili  Köroğlu... Bir insanlık hesaplaşması  bu büyük  prodüksiyon... Sanat yaşamının en önemli olaylarından biri olarak bakmakta buna  genç  yönetmen... Öyle ki, Türkiye TV kanallarının   çok tutulan dizilerinden  DOKTORLAR'daki rolünden "Ben Kıbrıs'ta tiyatro yapacağım" gerekçesiyle ayrılmakta hiç duraksamadı...

   Kıbrıs doğumlu sanatçı Hüseyin Köroğlu, tam bir Kıbrıslılık duyarlılığı ve kararlılığıyla el atmış bu projeye...

    Genel Koordinatör Yaşar Ersoy'dan aldığım bilgiler de ilginç:

   "6'ncı Uluslararası Kıbrıs Tiyatro Festivali'nin kapanış oyunu  olarak sunulacak  CANAVAR SOFRASI... Festivalden sonra oyunun sahnelenmesi sürecek.  Kasım'ın ikinci yarısından itibaren İstanbul Şehir Tiyatroları'nda olacağız. Ondan sonra yeniden Kıbrıs oyunlarımız devreye girecek. Oyunumuzun galasını da İstanbul'da yapmış olacağız..."

   Oyunda rol alan sanatçılar, sahneye giriş sırasına göre şunlar: Barış Refikoğlu, Hatice Tezcan, Erol Refikoğlu, Bora Seçkin, Murat Bavli, Özgür Oktay, Osman Alkaş, Döndü Özata, Cem Aykut... Melek Erdil ile Asu Demircioğlu ise iki ayrı kadın karakterine can verecek... Sahnede göremeyeceğimiz sevgili  Kıymet Karabiber, bu iddialı oyuna yönetmen yardımcısı olarak katkı koymakta...

   521 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
23 Kasım 2008, Pazar   GECİKEN BİR YEMEKTE NAİL ATALAY'LA...
22 Kasım 2008, Cumartesi   LAFORİZMALAR
21 Kasım 2008, Cuma   VAHŞİ BATI'NIN GECESİ: KIZILDERİLİLER GELİYOR!..
20 Kasım 2008, Perşembe   YİNE AYLARDAN KASIM MİROĞLU...
19 Kasım 2008, Çarşamba   Ondokuzuncu delik!..
18 Kasım 2008, Salı   Alternatif enerji projesine savsaklama!...
17 Kasım 2008, Pazartesi   AYIP!.. BÖYLE ORGANİZASYON OLUR MU?..
16 Kasım 2008, Pazar   ELVEDA MUTALLO...
15 Kasım 2008, Cumartesi   LAFORİZMALAR
14 Kasım 2008, Cuma   Yağmurun altındaki o unutulmaz ve muhteşem dans...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.6699 1.6817
1 STERLİN 2.4983 2.5169
1 EURO 2.1017 2.1165



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

YURT SEVGİSİ

Ali Baturay

İLLA Kİ YAPANIN YANINA KALSIN

Hasan Hastürer

Özker Hoca, "Bundan sonra?" diye s...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı Çizgili Yıllar(50)...

Akay Cemal

Yarım yüzyıldan sonra dükkânı kapatıyorsa....

Ahmet Tolgay

GECİKEN BİR YEMEKTE NAİL ATALAY'LA...

Bilbay Eminoğlu

Merkezi Cezaevi yanardağ gibi!

Omaç BAŞAT

Lige merhaba

Hüseyin EKMEKÇİ

Londra'da öğretmen...

Dilek ÇETEREİSİ

Başbakan "çak" yaptı,Ekenoğlu gürl...

Aysu Basri

SUÇLU KİM?

Emin AKKOR

Karşı duruşun sebebi, güvensizlik

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Global Eğilimler 2025

Oğuz Metiner

Hac mevsimi dolayısıyla

Harid Fedai

Şehir Mektubu





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital