|
Gazetelerimizin sayfaları ülkemizin asayiş fotoğrafını yansıtır nitelikte...
Küçüklü büyüklü, fotoğraflı ya da fotoğrafsız yığınla üzücü haber... Tümü de ülkemizde esmekte olan suç kasırgasına dair...
Örneğin bizim gazetenin 16 Ağustos Cumartesi sayısı masamda serili...
Ön sayfaya asayişsizliğe dair çeşitli olay yansımış...
Başlıkları hemen anımsatayım:
"Akmandor cinayetiyle ilgili 3 kişi daha aranıyor"
"Uyuşturucudan zanlı iki kişi nakdi teminatla serbest"
"Daren Vudalı suikastıyla ilgili Şeyho Mehmet Solmaz cezaevinde"
"Siyah arabalarla geldiler, tehdit edip gittiler"
Ülkesel asayişsizliğe dair iç sayfalara yayılan diğer haberleri es geçiyorum...
Dahası, cumartesinden bu yana tırmanan asayişsizliği vurgulayan haberler gazete sayfalarına akın etmeyi sürdürdü...
Örneğin bugünkü gazetenin sayfalarına bakınız bakalım daha neler göreceksiniz...
* * *
Ülkemizi artık "suç cenneti" olarak algılayan bir zihniyetin saldırısındayız...
Tabiî ki bu zihniyetin sahipleri, suça eğilimli olanlar... Suç işlemeden duramayanlar...
Ve suçu bir geçim aracına dönüştürenler...
Kriminal literatürde "adi vakalar" olarak nitelendirilen sıradan suçların yanı sıra, organize suç örgütlerinin de ülkemizde fink attığı açık seçik ortada...
Polis, yargı organı ve Merkezi Cezaevi kayıtları da net biçimde şunu göstermekte: Suça eğilimli kişilerin büyük bölümü Türkiye'den geliyor!..
Suça eğilimliler, KKTC'yi bir "suç cenneti" olarak algılamakta...
Bu gibilerde, şanslarını bir de KKTC'de deneme trendi gittikçe hız kazanıyor...
Özellikle uyuşturucu ticareti yapanlar için ülkemiz cazibe merkezine dönüştü...
Bunlarla ilgili haberler gündemden hiç düşmez... Merkezi Cezaevi'ni ve mahkemelerdeki sanık bölmelerini dolduranların çoğunluğu da yine bu uyuşturucu tacirleri...
Suç işlemeden duramayan, suçu geçim aracına dönüştüren ve uyuşturucuyla ülke gençliğini zehirleyen bu yasadışılar, çok daha büyük bir yıkımın da tetikleyicisidirler...
Türkiye halkıyla Kıbrıs Türk insanı arasıdaki ilişkilere zarar veriyorlar!.
Kıbrıslılar bu suç kumkumalarından yakındıkça, bunlarla ilgili olumsuz duygularını seslendirdikçe, Türkiyeli dost ve kardeşlerimiz yanlış ve gereksiz bir alınganlık gösteriyor...
"Kıbrıslılar bizi sevmez" diyorlar...
Oysa Kıbrıslıların sevmedikleri, asayişi, yasal düzeni ve huzuru bozanlardır...
"Kıbrıslılar bizi sevmez" diyenler, bu tip asayiş ve huzur bozucuları severler mi?..
* * *
Türkiye'deki yetkililerle bir "suç zirvesi" gerçekleştirip bu durumların ele alınmasının ve çözüm üretilmesinin zamanı gelmiş ve hatta geçmiştir...
Denetim sadece KKTC'nin değil, Türkiye'nin giriş-çıkış kapılarında da yapılmalı...
TC ve KKTC İçişleri Bakanlıkları ve emniyetleri arasında çok daha sıkı işbirliğine gidilmeli... Sanırım en az işbirliğinde olan TC ve KKTC kurumları işte bunlar...
Tabii ki söz buraya geldiğinde, bizim deniz ve hava limanlarımızdaki denetimlerin artık fiyaskoya, KKTC'nin de "sorma gir hanı"na dönüştürüldüğünü vurgulamalıyım... Baksanıza; geçen hafta o denetime girişildiğinde neyle yüzleştik... Ülkedeki Türkiyeli işçi sayısının yüzde 90'ı kaçakmış!.. Dehşet bir şey!..
Bu zavallı muhtaç insanları çok kötü koşullar altında çalıştıran iş adamlarının vebali de büyük... Devlet bunlara otoritesini göstermeli... İnsanları fena halde sömürüyorlar..
İnsan ticaretinin en acımasız örneklerine artık ülkemizde rastlanıyor... Böyle soysuz bir ticaretin olduğu ülke ise her türlü pisliğe, rezilliğe ve suça açıktır...
Devletsel otorite boşluğu, bu olumsuzlukların da tetikleyicisi oluyor...
Dolayısıyla KKTC Hükümeti, asayişsizliğe dair olumsuz manzaraların sorumluluğundan kendini soyutlayamaz...
|