|
Lefkoşa Türk Belediyesi'nin 50'nci kuruluş yıldönümü kutlanıyor...
Uluslararası alanda tanınan ve saygı gören tek Kıbrıs Türk belediyesinin...
50 yıl önce Kıbrıs'taki belediyeler ortaktı... Bütün belediye başkanları Rum'du...
Türklerin ise belediye meclislerinde seçilmiş temsilcileri vardı...
Peki bu ayrılık neden gerekti ve nasıl gerçekleşti?..
Bu sorunun yanıtı Eylül ayı başlarında okuyucu ile buluşacak olan bir kitapta, Ümit Süleyman Onan tarafından veriliyor..."Kendi El Yazımla" adlı kitabın yazarı Dr. Filiz Besim... Yazardan aldığım onayla ve teşekkürlerimle Lefkoşa Türk Belediyesi'nin kuruluş öyküsünü sunacağım bugün...
Bu aynı zamanda iki etnik toplum arasındaki duvarların nasıl yükselmeye başladığının da öyküsü...
* * *
1953...Ümit S. Onan, gencecik ama atak bir hukukçudur... Lefkoşa belediye meclisine üye seçilir... O günlerin ahvaline ve belediyelerine dair şu açıklamaları yapmakta kitapta:
"Lefkoşa belediyesi ve diğer kazalardaki belediye yönetimleri karmaydı... Lefkoşa Belediyesinde 8 Rum, 4 Türk meclis üyesi görev yapardı. Başkan Rum'du. Seçimden sonraki ilk toplantıya İngiliz komiser gelir, toplantıyı açar ve seçilenlere görevi devrederdi.
1953'deki başkan Dr. Dervis'di. Meşhur "Gigi" lakabıyla tanınırdı.
Türk üyeler Dr. Tahsin Özmen, Hüseyin İrfan, Mustafa Çoronik ve bendim."
Yazar Filiz Besim, Onan'a "Herhangi bir kazada Türk başkan var mıydı, ya da meclis üyelerinin kaç Türk, kaç Rum olacağına dair bir kural söz konusu muydu?" diye soruyor. Yanıt şöyle:
"Hiç Türk başkan yoktu. Sanırım üyeler nüfusa göre seçilirdi. Belediye toplantılarında ilginç olaylar yaşanırdı. Dervis, Türk düşmanı bir adamdı ve Türklere "bello Turko" (deli Türk) derdi. Toplantının birinde yine o tabiri kullanınca, en yaşlı üyemiz Tahsin bey boğazına sarıldı. Gigi, sonradan özür dilemek zorunda kaldı. Gigi'nin o günlerde bir Türk'ten özür dilemesi çok büyük bir olaydı. "Gigi'nin Türk düşmanlığı meşhurdu... Ve bu durum Türk belediye meclisi üyeleri arasında öylesine huzursuzluk yaratırdı ki, bu konuda çeşitli anekdotlar vardır. Bunların en ilginçlerinden biri de, adamın Türk üye Mustafa Çoronik tarafından bazen toplantı salonunda kovalanmasıdır! Başka bir gece yine uzun toplantılardan birinde, silah sesleri duyduk. 'Ne oluyoruz?' diye herkes birbirine bakarken, Dr. Dervis rahat üslubuyla ' Don't worry, we are all EOKA' (Merak etmeyin, hepimiz EOKA'yız) dedi.
Toplantılardaki bu tür gerginliklerin yanında, Türklerin o günlerde hizmet alımıyla ilgili ciddi sıkıntıları vardı. Türk meclis üyeleri tarafından getirilen konular, genelde gündeme alınmazdı.
Bu tür sıkıntılarla yürütülmeye çalışılan belediye hizmetleri, 1958'deki Tahtakale olaylarından sonra Türk ve Rumlarla irtibatın tamamen kesilmesiyle durma noktasına geldi. İngilizler meşhur Mason-Dixon hattını, sonraları 'Yeşil Hat' olarak anılacak sınırı, Mağusa kapısından, Baf Kapısı'na kadar, Ermu Sokağı boyunca çektiler. Artık yıllar sürecek bölünmüşlük, dikenli tellerle örüldü."
Onan, "Neden Mason-Dixon hattı?" sorusuna "O günlerde Filistin de İngiliz idaresindeydi ve ayni isimli hattı Filistin'le İsrail arasına da çekmişlerdi. Ayni ismi kullandılar. İsmin bir anlamı var mıydı bilmiyorum" yanıtını verir...
O hattın çekilerek başkent Lefkoşa'nın bölünmesinden sonra Türk tarafında kalan bölgede belediye hizmetlerinin tamamen durduğunu ve belediye meclisi toplantılarının yapılamadığını belirten Onan'ın naklettiği anılarına göre, tarihi olay şöyle gelişir:
Rum başkan Dervis, Türk çöpçülerin elinde kalan çöp arabacıklarını almak ister... Türkler vermeyi kabul etmeyince de dava açar... Karma belediyede idare amir yardımcısı olan Niyazi Uludağ (İlkay Adalı ile Sevgül Uludağ'ın babası), olaya el koyup Dr. Fazıl Küçük'e müracaat eder... Dr. Küçük'ün verdiği yetkiyle Ümit Süleyman, o günlerin Vali müsteşarı Raddaway'le görüşerek durumu aktarır ve çözüm bulmaya çalışır. Çöp arabacıkları ve davası vesile olur... Duran Belediye hizmetlerine de çözüm getirmek amacıyla 16 Haziran 1958'de, dört Türk belediye meclis üyesi, Lefkoşa Türk Belediyesini kurar. İlk kez Lefkoşa Sarayönü'nde, Mahkemeler karşısında Evkafa ait bir binada toplanılır.(Bugünkü UBP Lefkoşa İlçe Merkezi binası) En yaşlı ve tecrübeli üye Dr. Tahsin Özmen, toplantıda başkan seçilir. Yardımcılığına ise Ümit S. Onan getirilir.
Onan'ın verdiği bilgiye göre, o günlerde belediye organının kurulmasında, merhum Niyazi Uludağ'ın çok büyük emeği geçti. Türk elemanların elinde kalan belediye araçlarına el konarak, Türk tarafındaki halka hizmet verilmeye başlanır. Bu halk arasında Rumlar ve Ermeniler de vardır... Rum belediyesi zaten onlara hizmet vermeyi reddetmektedir...
Rum liderliği nice dava açsa ve İngilizlere şikâyet etse de, davalar hep Türkler tarafından kazanılır. Bu mücadelede İngiliz Vali Müsteşarı Mr. Raddaway'in Türklere büyük katkısı oldu... Türklerin ayrılış nedenlerinde haklılık ve zaruret görülmektedir...
Ümit Süleyman Onan, Dr. Filiz Besim'in kitabında "Lefkoşa Türk Belediyesi kurulduktan sonra, diğer kazalardan da ayni şikâyetler yoğun bir şekilde gelmeye başladı. Bunun üzerine diğer kazalardan Türk belediye meclis üyeleri çağrılarak, oralarda da ayrılmaya gidildi. Bu süreçte başarılı olunamayan tek kaza Girne oldu" diyor...
|